İncelikli duyguların, inci gibi satırların, yalnızlığın romancısı"ydı. "Hayatı edebiyat olarak gören, edebiyatla üreten, ören bir yazı tutkunu"ydu. "Kimsesizlerin, kalbi kırıkların ve İstanbul’un yazarı"ydı…

35949

Edebiyat eleştirmenlerine göre;

"İncelikli hikayelerin nahif kalemiydi. Sözcükleri bile incitmeden yazardı.

Selim İleri'den bize onlarca duyguda gezindiğimiz sözcükleri ve fotoğraflarındaki gülümseyişi kaldı..." Öyküleri, romanları, senaryoları, eleştirileri, edebiyat dünyasına dair gözlemleri ve anılarıyla yazıyla ilişkimizi hep diri tutanlardandı Selim İleri...

Selim İleri, “yazdıkları kadar hatırladıkları ve aktardıklarıyla da” Türk edebiyatına eşsiz bir hizmet sunan bir kalem ustasıydı. Verimli, üretken yazardı.. Hayatı boyunca okumak ve yazmak en temel işi/uğraşı olmuştur. Eski yazarlar -sayesinde- hep gündemde kalmıştır. Okumadan duramamış, yazmadan da duramamıştır. Okuduğu bütün kitapların “hayatımı değiştirdiğini” anlatmıştır hep.

Romanlarını okurken sanki onu; Selim İleri’yi görebilirsiniz. Kendini de anlatır. Bu konudaki bir soruya, “Otobiyografik tarafım var. Kendimden yola çıktım birçoğunda. Hatta ‘Bu Yaz Ayrılığın İlk Yazı Olacak’ adlı kitabımda adımı saklamadan kullandım. Karakterleri hayatın içinden, etkilendiğim kişilerden seçtiğim oluyor. Kurgu ile birleştiriyorum.” demiştir.

Eserlerinde sinemayı, edebiyatı paylaşır; semtler, sokaklar, bahçeler, çiçekleri, -özellikle İstanbul’u dile getirir. Bana göre; en güzel de “İstanbul Hatıralar Kolonyası” kitabında yansıtmıştır(Doğan Kitap-2006). Yemek kitapları da yazmıştır. Kitaplığımdan bir örnek, “Rüyamdaki Sofralar” Doğan Kitap 2003 baskısı.

35952

-EDEBİYATA İLGİSİ NE ZAMAN BAŞLADI?-

“Edebiyata ilgisi çocuk yaşlarda başlamıştır. Ailesinin kitaplıkları; dinlediği masallar; Kadıköy'de, Beyoğlu'nda, Cağaloğlu'nda ilk kitaplarını aldığı kitapçılar, yazmayı bir tutku olarak benimsemesine sebep olan ilk okuma tecrübesi... Neredeyse ilk günkü tazeliğiyle duruyor hafızasında. İleri, onu bugünlere taşıyacak bir muhitin içine doğuyor adeta. Yolu, Cumhuriyet dönemi Türk Edebiyatı'nın pek çok önemli kalemiyle kesişiyor. Attila İlhan'dan Cemal Süreya'ya, Peride Celal'den Yakup Kadri'ye ve Kemal Tahir'e ve Behçet Necatigil'e pek çok isim bir görünüp kayboluyor. Her birini önce okur ama bunun yanında öğrenci, dost, dert ve sohbet arkadaşı sıfatıyla anlatıyor İleri... 50. yılını geride bıraktığı yazarlık hayatını bir devrin hatırasını diri tutmaya adamıştır Selim İleri'’.(Ayşe Adlı söyleşisi sunuş)

35955

-ETKİLENDİĞİ 3 ROMANCI-

İleri, kitap okunan bir evde büyümüş. Annesi müthiş bir kitap kurdu. Üniversite hocası babası da kitaplarla haşır neşir. Bir de ablası tutkun kitaba. Okuma alışkanlığı edinince sahaflar, kitapçılar, yayınevleri adeta “ikinci adresi” olmuş.

Cumhuriyet dönemi romancıları; Yakup Kadri, Reşat Nuri ve Halide Edip Adıvar etkilendiği -onları takdirle anar- yazarlar. Her röportajında ifade etmiştir.

Şöyle aktarır; “İlk göz ağrılarımdır. Onların eserleri, okuduğum büyüklere dair ilk eserler oldu. Ondan sonra lise çağında, edebiyat hocamızın yönlendirmesiyle belki, bir değişim ve dönüşüm oldu. Birdenbire hayatıma; Oktay Akbal, Sait Faik, Nezihe Meriç, Sabahattin Ali, Peyami Safa gibi isimler girdi. 9. Hariciye Koğuşu'nu lisedeyken okumuştum. Zaten bir ismin eserlerini okursanız ona yakın çizgideki yazarlar kendiliğinden giriyor hayatınıza. Oktay Akbal'ı okursanız Necati Cumalı'yı da okumak istiyorsunuz. Bir şansım da, popüler edebiyatın önemli isimlerini; Esat Mahmut Karakurt, Kerime Nadir vesaireyi yetişme yıllarımda okumam oldu. Hâlâ onlara borcumu ödemeye çalışıyorum. Bana okumayı çok sevdirdiler. Onlardan başka bir çizgide olmakla birlikte popüler edebiyata yatkın başka bir yazarımızı, Refik Halit Karay'ı mutlaka eklemem gerekir. Onun Bugünün Saraylısı, 2000 Yılın Sevgilisi gibi romanları... “

35954

-HEP DAKTİLO KULLANDI-

Daktilo ile yazma alışkanlığından vazgeçememiştir Selim İleri.

“Bilgisayarda yazmak, düzeltme yapmak büyük kolaylık değil mi?”sorusuna şu karşılığı vermiştir;

“Birçok kez denedim, bir türlü alışamadım. Yazmayı öğrensem de olmadı. Daktilo gibi sesli klavyeyibile denedim. Alışamadım. Daktiloda yazmak da ayrı bir sorun; şerit bulmak mümkün değil. Neyse ki hala İngiltere’de bir atölyede, isme özel şerit üretiyorlar. Sağ olsun bir dostumun imkânlarıyla temin edebiliyorum.

Ben ilk taslaktan itibaren daktiloyla yazarım. Düzeltmelerimi tekrardan yazarak yaparım. Bilgisayarda metin üzerinde düzeltme yaparken birçok şeyi yakalama şansınız olmuyor. Tavsiyem: üzerinde düzeltmek yerine bir şeyi yeniden yazmak. Çünkü yeniden yazarken önceki yazdığınızdan farklı duygular içinde oluyorsunuz. Daha iyi cümleler bulabiliyor, fazlalıkları görebiliyorsunuz. Defalarca aynı şeyi yazdığım olmuştur.”(Köşe Bucak Dünya Dergisi)

35947

-HAYATINA YOLDAŞ ROMANLAR-

Bir başucu kitabı “Edebiyatımızda Sevdiğim Romanlar Kılavuzu” için şöyle demiştir Selim İleri;

Hayatıma yoldaş oldular, Baktığımızda, 229 roman var. Birçok insan reel yaşamda yol alır. Ama ben hep reel yaşamdan uzaklaşıp, o romanların dünyasında yol almayı seçtim. Şöyle söyleyeyim; kitabın başına Attilâ İlhan’ın ‘Akşamlar bir roman gibi biterdi’ mısraını koydum. Ben onu Attilâ Bey’e sormuştum. ‘Benim için iki hayat oldu” dedi Attila Bey ve ekledi: ‘Biri hakikaten romanların hayatı, biri de yaşadığım hayattı. Ama ben romanların hayatında yaşamayı hep tercih ettim. Ve o romanların hayatı hep akşam saatleri, birdenbire gelirdi.’ Böyle bir şey olabilir benimkisi de. Hayatımın birçok zamanında kendimle, yaşadıklarımla veya çevremde yaşananlarla ilintili şeylerin yanı sıra, bir roman kahramanının hayatı da gerçekmişçesine bende yansıyabilir. “

-TARZ YARATMIŞTI-

56 yıllık yazın yaşamında öyküden romana, senaryodan tiyatro oyununa, denemeden anıya -güçlü kalemiyle- birçok eser vermişti. Donanımlığı kadar müthiş üretkendi. Türkçenin de ustasıydı. Yaşamı -baştan sona- edebiyattı.

Eşsiz bir İstanbul anlatıcısıydı. Yazar ve eleştirmen Fethi Naci onu bakın nasıl tarif ederdi?;

"Hüzünlerin, acıların, ayrılıkların, karşılıksız sevgilerin, yıkılışların yazarıdır Selim İleri; güneşli alanların değil yağmurlu sokakların yazarı; birbirini anlayıp sevmenin değil iletişimsizliğin yazarıdır..."

Doğan Hızlan: "Selim İleri'yi kaldırırsanız Cumhuriyet sonrası romanında büyük bir boşluk açılır..."

Selim İleri edebiyatımızda “tarzını yaratmış yeri doldurulamaz” bir isimdi...

-“HER GECE BODRUM”-

"Destan Gönüller", "Her Gece Bodrum", "Bir Akşam Alacası", "Yaşarken ve Ölürken ", "Ölünceye Kadar Seninim" ve "Yalancı Şafak" bilinen eserleri arasında önde gelenlerdi.

Ama "Her Gece Bodrum" popüler romanıydı. 1977 Türk Dil Kurumu(TDK) Roman Ödülü’nü kazanmış bir edebiyat klasiğiydi. Selim İleri’nin okuyucu kitlesini genişlettiği romandır da "Her Gece Bodrum". Romanın da -şiire yakın olabileceğini- kanıtlayan bir eserdir.

Yazar; romanını "yalnızlık, yabancılaşma ve uyumsuzluğun yol açtığı trajik gerilimler" üzerinden anlatır. İleri’nin, yenilikçi bir anlayışla yazdığı bu romanı, 70’li yıllarda çok ses getirmişti. Karşılıksız aşklar, o aşkların kahramanların geçmişleri, yalnızlıklar İleri’nin duyarlılığıyla satırlara dökülmüştü.

"Her Gece Bodrum"un tanıtımda şu ifade önemliydi;

"Çılgın kalabalıkların gerisindeki hüznü, içe kapanışı, cinsel yalnızlığı hissedenler için..."

Evet, gerçekten çok özeldi İleri. Bir yazısında da şöyle yazmıştı; "Her ölüm, geride bir boşluk bırakır. Ama en çok, ölenle birlikte yitip giden hatıralar beni etkiler."

Kendi ifadesiyle; "Yazmak ve okumak; tek mutluluğu " olan kalem ustası geçen yıl aramızdan ayrıldı. Eserleri ve o hatıralarıyla yaşayacak! Ruhu şad olsun...