Kadıköy akşam bir kez daha dolu olacak. Tribünler hazır, beklentiler yüksek. Ama bu kez mesele yalnızca Fenerbahçe’nin yenilmezliği ya da Göztepe’nin Avrupa isteği değil.

Fenerbahçe evinde hatalara yer vermiyor. Sekiz maç altı galibiyet, iki beraberlik. Baskıyı kuran, oyunu rakip tarafına yıkan, erken gol atıp ritmi ele geçirme arzusunu planlayan bir takım var. Hücumdaki kalite, Kadıköy’de rakipleri heyecanlandırıyor.

Göztepe bu sezon ligin en zor deplasman takımlarından birine dönüştü. Dokuz dış saha maçından 17 puan kazandı. İstanbul takımlarına karşı oynadığı yedi maçın altısında gol yemedi. İyi bir savunma ve bu tesadüf değil. Bilinçli tercihler net planlar yaşatmış.

İzmir’de ilk yarıda oynanan maç 0-0’lık maç hala zihinlerde. Sert ve sabır isteyen bir doksan dakikaydı. O maçta kimse ön plana çıkmadı ama görevini yaptı. Ancak bu kez tablo karışık. Kadıköy’e eksik bir savunmayla gelen Göztepe var. Bokele ve Heliton cezalı. Üçlü savunmanın iki yıldızı yok. Bu durum oyunun dengesini etkileyebilecek olabilir. Alternatif oyuncular maçın kaderini değiştirebilir. Fenerbahçe’nin hızlandığı anlar, Göztepe savunmasının sınavı olacak.

Sarı-lacivertlilerde de eksiklikler olsa da geniş kadro yapısı bu açığı kapatabilecek ayarda. Asıl akıllardaki soru şu: Ev sahibi ekip sabırsızlanacak mı? Çünkü karşı tarafın istediği bu. Oyunu yavaşlatmak, rakibi kendi temposundan koparmak.

Bu akşam maç bir anda çözülmeyecek. Belki tek bir golle, belki de bir duran topla… Kesin olan şu ki: Bu doksan dakika, “kim neye dönüşecek” sorusunun cevabını verecek.

Göztepe buradan puanla dönerse, Avrupa hedefine daha çok yaklaşacak. Fenerbahçe kazanırsa yenilmezlik serisi kadar psikolojik üstünlüğünü de ele geçirir.

Bazı maçlar vardır, son düdükten sonra da konuşulmaya devam eder. İşte bu maç öyle bir maç…