Lig bitmiş olsa da Fenerbahçe’nin içinde kopan fırtına hala geçmedi.
Takvim takım için tatil zamanı diyor ama sarı-lacivertlilerin ruh hali tam tersini söylüyor. Sezonun son maçı, bu yılın özeti gibiydi. İç tarafta öfke, kırgınlık ve umutsuzluk vardı. Ama en kötü tarafı alışılmış teslimiyet duygusu…
Eyüpspor gayet güzel bir performans sergiledi. Ligde kalabilmek için sonuna kadar mücadele eden bir takım vardı. Paniklemeden, oyundan kopmadan devam ettiler. Üstelik bunu deplasmanda yaptılar.
Fenerbahçe tarafına dönersek çoğu zamanki gibi durum başka. Sahada koşan oyuncular olmuş olabilir fakat kafalar başka yerde. Şampiyonluk gitti diye ruh tamamen gitmiş. Bu tek bu maçta değil, son haftalarda zaten vardı. Oyuncuların beden dili “sezon bitsin” diyordu. Büyük bir kulüp var ama oyuncular nasıl bu kadar kimliksiz görüntü veriyor? Mesele sadece bu maç ya da skor değil. Daha derinlerde. Şişirilmiş yıldız diye alınan oyuncular mı? ya da Düşen kalite mi? Saha içindeki karmaşıklık kulübünde önüne geçti.
Koskoca 37 futbolcu. Adeta kontrolünü kaybetmiş dev bir transfer deposu. Yeni yönetim yarım kadroyu göndermek zorunda. Çünkü bu oyun tamir ederek düzelmez. Sil baştan!
Kalesinde güven olmayan, orta sahası kırılgan bir takım olamaz. Taraftar artık isim değil, gerçek bir karakter görmek istiyor. İşte sezonda tam böyleydi. Kazandığını sandığı anda dağılan, en kritik yerlerde kırılan bir Fenerbahçe vardı. Ancak 12 yıldır olduğu gibi mutlu son yine olmadı…
Bu yaz ihtiyaç olan tatil değil, cesur bir yüzleşme.