Yeni yıla “Gelen, gideni aratmasın!” diyerek başladık… Yani, bu sis bulutunun içinden geçerken, bir umut, bir dilek tutarak bu sözü ettik… Çünkü, bu sözü etmenin o kadar çok sebebi vardı ki! Kısacası sabrettik… Temel Türkçe Sözlük’ ün (Kamus-ı Türki) bin 122. sayfasında sabır (Sabr) için şunlar yazılı: “Dayanmak, katlanmak gelecek ve olacak şey için telaş göstermeden beklemek.”

Başımızdan geçenleri hatırlayın; deprem, sel, siyasi, ekonomik, ahlaki felaketler ile yolsuzluk, hırsızlık, yalan rüzgarları ve de Kovid-19 belası… Nitekim yeni yıl dileklerimiz de şöyle sıralamıştık: Özgürlük, hak, hukuk ve adaletin tecelli ettiği, sıkıntıların büyük ölçüde giderildiği, özlenen refah ve huzurun gerçekleştiği, terörün sonlandırıldığı bir yıl olmasını diliyoruz.”

***

Bakın Fransız, filozof ve ahlakçı Luc Vauvenargues ne diyor?

“Sabır, umut etme sanatıdır.”

Evet, ben bugün, bu tarife uyan, belki de pek çoğunuzun yakından tanıdığınız bir dostumu Haluk Narbay’ı köşeme konuk ettim. Aslında o benim için, yukarıdaki başlıkta belirttiğim gibi bir sabır şampiyonu, bir rekortmen. Sizler 'Neyin şampiyonu?' demeden hemen söyleyeyim; şu günlerde hepimiz Çin’ den gelip dünya ile birlikte ülkemizi esir alan ve evlerimize bizi hapseden koronavirüsten, yine bir dostunun Çin’den getirdiği iğne başı büyüklüğündeki 25 bin boncukla harika resim tabloları oluşturarak korunuyor. Örneğin; çok güzel bir manzara ortasında büyük bir göl, gölde gagalarını birleştirmiş iki kuğu kalp oluşturmuşlar. Toplu iğne büyüklüğünde çeşitli renklerden oluşan yaklaşık 12 bin boncukla ilk tabloyu oluşturduğunda hayran olduğu ve bu işi hobi olarak sürdürme kararı almış. Çok sayıda tablo yapmış. Son olarak 5’i ,25 binin üzerinde boncukla bir tablosunu da tamamlamış… Sevgili Haluk, dün itibariyle durumu şöyle anlatıyor: “Şimdi elimde daha önce ufak olarak gerçekleştirdiğim Kızılderili Tablosu var; 46 x 50 ebadında, değişik tonları ile birlikte 27 renkteki 25 bin 276 boncukla tamamlanacak.”

***

Tanımayanlar için Haluk Narbay’ı anlatayım: 1939 yılında Konya’da doğmuş, babasının PTT muhasebe müdürlüğü dolayısı ile Anadolu’nun çeşitli kentlerinde tahsiline devam etmiş, İzmir İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi Sanayi İşletmeciliği bölümünden mezun olmuş. Gazetelerde muhabirlik dönemi sonrası Redaktör Muhabir olarak girdiği TRT ‘nin İzmir kuruluşunda Haber Müdür yardımcılığı görevinde bulunmuş, uzman olarak bu kurumdan emekli olmuş. İzmir Büyükşehir belediye başkanlığında aralıklı olarak 11 yıl görev yapmış. Daire Başkanlığı, Başkanın Basın danışmanlığı yanı sıra bu kuruma bağlı İzmir Yayıncılık ve Tanıtım Hizmetleri AŞ. Yönetim Kurulu Başkanlığı ve Genel Müdürlüğü görevinde bulunmuş. Şirketin bünyesindeki Kanal Ege Radyo Ve Televizyonu Genel Müdürlüğünü üstlenmiş. Ödülleri, bir de şiir kitabı var. Belediyede ilken hazırlayıp basılmalarını, dağıtımlarını sağladığı çok sayıda kitapları mevcut.. Şimdi de Anılarını ve de değişik konulardaki düşüncelerini, ayrıca mutluluk yuvası adlı 3 kitabını yazmaya devam ediyormuş. Uzun süre İzmir’de yayınlanan iki gazetede köşe yazıları yazmış.
Haluk Narbay, Evli iki çocuk babası sürekli basın kartı sahibi...

***

Aileyi çok yakından tanıdığım için hemen ekleyeyim: Eşi Ziynet Narbay’ın, matematik öğretmeni olması dolayısıyla çocuklarının yetişmesinde büyük etkisi olmuş. Büyük oğlu Toygar Narbay tekstil mühendisi, küçük oğlu Tolga’da elektronik mühendisi… Devletten iş beklemeyen iki kardeş 2005 yılında İzmir ve Manisa’ da 3 yerleşkede Naarkodeks adında bine yakın kişiye istihdam sağlayan çok geniş yelpazede üretim yapan hazır giyim şirketini kurdular. Bugün dünyaca ünlü Blackspead markası ile iç giyim, ev giyimi, spor, plaj ve medikal ürünlerini üretiyor. “Ekmek teknelerimiz” dedikleri işletmelerinde yaklaşık bin kişi çalışıyor. Sadece Türkiye’de 650 binin üzerinde bayisi bulunan firmanın ürünleri İngiltere, ABD, İspanya, Singapur, Ortadoğu, Rusya, Afrika'da bulunan 25 ülkede satılıyor…

***

Küçük yaşlarda çok hareketli olduğu için “Çekirge”, Büyükşehir Belediyesi’ndeki görevi sırasında basın mensubu meslektaşlarının “Atom Karınca”, Belediye Başkanı Burhan Özfatura ve bürokrat arkadaşlarının da “tek başına ordu” ifadesi kullandığı sevgili dostum Haluk Narbay’a son Çin işi boncuk çalışmalarından dolayı “sabır şampiyonu” dememe kimsenin itirazı olmaz sanırım. Dostum Narbay, herkesi bu sabır işi uğraşıya davet ediyor ve diyor ki; “Ne yapacaklarını bilemeyenlere, sıkılanlara karşı şiddetle öneriyorum. Bu iş ayni zamanda bir rehabilitasyon. İnsan belli bir yaştan sonra kenara çekilirse gerçekten çöküyor, son zamanlarda sıklıkla duyduğumuz, yaşanan alzhimer ve demans bozukluklarına da çare gibi görüyorum. Her şeyden öte bir şey ile meşgul olmak ortaya güzel bir şey çıkarmak muhteşem.”