TÜİK her zamanki pembe gözlüklerini takmış yine döktürüyor. Aralık ayı enflasyonu yüzde 0.89'muş.Yıllık bazda ise yüzde 30.89.
Bu rakamlara göre 16 milyonu aşkın emeklinin maaşına bu ay yapılacak zam oranı SSK ve Bağ-Kur emeklileri için yüzde 12.19 olurken, memur ve memur emeklilerinin zammı yüzde 18.69 olarak belirlendi. Bozdurup, bozdurup harcasınlar. En düşük emekli maaşı ise inanılır gibi değil; 18 bin 938 lira. TÜİK'in verilerine göre kira artış oranı ise yüzde 34.88 olarak gerçekleşti. Sen emekliye yüzde 12 zam ver, kirasını yüzde 35 artır. İşte iktidarın emekliye bakış açısı.
Pembe gözlük yalnızca TÜİK'de yok. İktidar da aynı gözlükten kullanıyor. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek 2025'in muhasebesini paylaşmış X hesabı üzerinden; 60 milyar dolar olan net rezervler 67 milyar dolara çıkmış. 2023'de yüzde 64 olan enflasyonu yüzde 31'e düşürmüşüz. İhracatımızı 273 milyar dolara yükseltmişiz.
İyi de vatandaşı inim inim inleten, bir yılda topladığınız 4 trilyon 771 milyar liralık vergi nerede? Bu kadar vergiye karşın bütçe niçin açık verdi? Tahsil edilemeyen vergiler hangi sebeplerle 1 buçuk trilyon liraya ulaştı? Kamu bankalarının görev zarar hangi nedenlerle 202 milyar lira oldu? Asgari ücretin 50 yıl sonra açlık sınırının altında kalmasının gerekçeleri neler? Açıklanan tasarruf önlemleri makam araçlarına, uçak filolarına, lojman ve bina kiralamalarına hangi nedenlerle uygulanmadı?
Bu yıl toplanması planlanan vergi gelirleri 15 trilyon 631 milyar lira olarak belirlenmiş. İyi de nerelerde harcanacak bu vatandaşın ciğeri sökülerek toplanan para. Sayın Bakanımızın maaşına 72 bin lira zam yapılmış, güle güle harcasın. En düşük emekli zammı ise bir market arabasını doldurmaz; 2 bin 58 lira. Şimdiden bu vergi gelirlerini izleyen yandaş müteahhitlerin ellerini ovuşturduklarını görür gibiyiz.
Bakan paylaşımında çok büyük ekonomik başarılara imza attıklarını, adeta ülke ekonomisini şahlandırdıklarını iddia ediyor da mutfaklardaki yangını, ödenemeyen fatura ve kredi borçlarını, yatağa aç giren, beslenme çantaları boş çocukları, kirasını ödeyemediği için ucuz otel köşelerinde yaşamını sürdürmeye çalışan emeklileri ,açlık sınırının altında yaşayan, genel sağlık sigortası primini ödeyemeyen milyonlarca kişiye hastane kapılarını kapattığını açıklamaya hiç yanaşmıyor
Emeklileri ezmek için her gün yeni bir yalan uyduruyorlar. Emekli sayısının çok olduğunu, Avrupa'da her 4 çalışanın bir emekliyi finanse ettiğini, Türkiye'de bu oranın 1.6 olduğunu iddia ediyorlar. 1950'lerin rakamlarına sığınarak emekli maaşlarını fazla artıramadıkları yalanına sığınıyorlar. Gerçekte 40 milyon çalışanı,24 milyon emeklisi olan Almanya'nın 1.7 olan oranına karşı Türkiye'nin 1.6 ile Avrupa ortalamasına yakın olduğunu göz ardı ediyorlar.
Temel sorun yeterli kamu kaynağının SGK' ya aktarılmaması. 2005-2010 yıllarında SGK'ya bütçenin yüzde 20'si transfer edilirken bugün bu oranın yüzde 10'a düşmesini açıklayamıyorlar.
Hep bir ağızdan 'Enflasyon düştü' yaygarası kopartıyorlar. Venezuela, Sudan, İran'dan sonra enflasyondaki dünya dördüncülüğümüzden söz eden yok. Emekli ve asgari ücretliye bu yıl da hüsran var. Bu da 2026'da bir erken seçim olasılığının bulunmadığını ortaya koyuyor. Ekonomistler kötü günlerin geride kaldığını ,2026'da 'daha kötü' günlerin bizi beklediğini belirtiyorlar. Emekli ve sabit gelirliler dişlerini sıkar da bu yılı atlatırlarsa 2027'de olası bir erken seçim kararıyla birlikte belki nefes alabilecekler.