''Yıl sonu enflasyonunun yüzde 20 seviyelerinde tamamlanmasını bekliyor ve yüzde 20'nin altına düşürmeyi hedefliyoruz. Küresel şartlara rağmen son 23 çeyrektir kesintisiz büyümekte, yıllık hizmetler enflasyonunda belirgin iyileşmeler görmekteyiz. Gıda fiyatlarında azalma yaşamaktayız. Yıllıklandırılmış milli gelir 1.6 trilyon doları aşmış durumdadır.''

İthal Hazine ve Maliye Bakanımız bir toplantıda dinleyicilerin gözlerinin içine baka-baka bunları söylüyor. Salonda gülümsemeleri görünce de 'Bunları uydurmuyorum, rakamlara bakın' diyor. Zamanın efsane Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın sunduğu kabinede bir tek Mehmet Şimşek'in adını veto etmişti. İşleme çok şaşıran Erdoğan;

''Ama efendim! Mehmet Bey çok iyi bir bürokrattır. Ekonomiyi iyi bilir. Yıllarca uluslararası ekonomi kuruluşlarında görev yapmıştır. Üstelik de eşinin başı açıktır.' der. Sezer ikna olmaz ve Şimşek'in bakanlığını reddeder. Ahmet Necdet Sezer, Şimşek'i İngiliz vatandaşı olduğu için mi, yoksa başka gerekçelerle mi veto etmiştir açıklanmaz. Ancak dönemin cumhurbaşkanı acaba bugünleri mi görmüştür de veto hakkını kullanmıştır?

****

Biz yine de Mehmet Şimşek'in 'bunları uydurmuyorum, rakamlara bakabilirsiniz' uyarısına uyalım, rakamlara bakalım;

TÜİK verilerine göre; Mayıs ayı aylık enflasyon oranı 1.71, yıllık 32.61. Asgari ücret 28 bin 75 lira. Açlık sınırı 37 bin 655, yoksulluk sınırı 114 bin 576 lira. En düşük emekli maaşı ise 20 bin lira.

Şimdi gelelim sayın bakanın yine gülümsemelere yol açan diğer açıklamasına;

''Satın alma gücü bakımından dünyanın en büyük 11’inci ekonomisiyiz. Kişi başına neredeyse 50 bin dolarlık bir alım gücümüz var. Dünyada böyle bir ülke bulamazsınız.''

Yazının başlığını 'Pembe Gözlük' koyduk ama bu gözlük pembenin de ötesinde. Kişi başı 50 bin dolarlık bir alım gücünden söz ediyor bakan. Bu hesapla 4 kişilik bir aileye yılda giren para yaklaşık 9 buçuk milyon lira. Arkadaş nerede bu para? Bir de gelir adaletsizliğinden söz etsen ya. Yine TÜİK verileriyle açıklayalım; Ülkede en zengin yüzde 20'lik kesim toplam gelirin yüzde 48'ini alırken, en yoksul yüzde 20'lik kesimin payı yalnızca yüzde 6.4. Nasreddin Hoca hesabı; kazan ortada da, dar gelirli elinde çay kaşığı debelenirken yandaş müteahhit, iş adamı, kara paracı elinde kepçe malı götürüyor.

****

Sonuçta işçi, memur, emekli, üretici, dar gelirli perişan, mutfaklar yangın yeri, çocuklar okula aç gitmekte, esnaf kepenk kapatmakta, kredi kartları patlamakta. Gözlükler kapkara. İngiliz Gazeteci Lizzie Porter üşenmemiş İstanbul ve Londra'daki gıda fiyatlarını karşılaştırmış. Sepete aynı ürünlerden oluşan 19 maddelik gıda ürünü koymuş. Londra'da ödediği rakam 44.53 Sterlin. İstanbul'da ise 4 bin 425 Lira, yani 72 Sterlin. Hani bakan diyor ya 'Dünyada böyle ülke bulamazsınız'' Doğru söylüyor. İstanbul Londra'dan yüzde 60 daha pahalıyken, güzel ülkemiz Avrupa'da enflasyonda birinciliği kimselere bırakmıyor.