Sözcü Televizyonu’nda yayınlanan Mutlak Butlancı Kemal Kılıçdaroğlu programı geçtiğimiz haftaya damgasını vurdu. Gazeteciler Senem Toluay Ilgaz, Barış Terkoğlu ve Aslı Kurtuluş, gündemin ilk sıralarında yer alan siyasal bir figürü sorgulamakla başarılı bir habercilik örneği sergilediler. Halkın sorulmasını istediği soruları dobra-dobra sorarak, 13 yıl Cumhuriyet Halk Partisi gibi köklü bir partinin Genel başkanlığını yapan bir şahsın çelişkilerini, yetersizliğini, yanlışlarını, nasıl eridiğini, bir lidere olan ilgi ve sevginin nasıl nefrete dönüşebildiğini, AKP'nin böyle bir muhalefet sayesinde yıllarca nasıl iktidarda kalabildiğini gözler önüne serdiler.

35 yılı aşan yayıncılık ve habercilik deneyimimle söylemem gerekirse bazı eksiklerine karşın başarılı bir programdı ve milyonlarca izleyicinin bazen şaşkınlıkla, bazen hiddetle, bazen gülerek, itiraz ederek, ama ilgiyle izlediği bir program oldu.

Mutlak Butlan Genel Başkanının yetersizliği, basiretsizliği, konulara hakim olamaması, çelişkileri bir-bir ortaya saçıldı programda. Sıkıştığı anlarda ezberinde getirdiği ve sorularla hiç ilgisi olmayan konuları anlatmaya çalıştı. İktidar medyasının ve AKP çevrelerinin CHP'ye yönelik eleştiri ve iftiralarını tekrar edip durdu. Zaman zaman gazetecileri suçladı, onlara sorular sormaya kalkıştı. Gazetecilerin , 'Burada soruları biz sorarız. Kamuoyu bizim değil, sizin düşüncelerinizi öğrenmek istiyor' demeleri gerekirdi ama nezaketlerinden bu yola başvurmadılar. Beyefendi zaman zaman 'Ben hukuçu değilim' diyerek, 'Bütün iddianameleri okumam mümkün değil ' diyerek sorulardan sıyrılmaya çalıştı ,ama hakkında iddialar bulunan CHP'lilerin yargıya giderek aklanmaları gerektiğini söyleyerek devam eden davalarda hiçbir kesinleşmemiş yargı kararı olmamasına karşın 'Masumiyet Karinesi'ni de yok saydı.

FETÖ'cü bazı isimlerle çalıştığının anımsatılması üzerine 'O dönemde FETÖ yasaklı değildi' diyerek kendini savunmaya çalıştı. Yani bir yerde 'Beraber yürüdük biz bu yollarda' itirafında bulundu. Medyaya aktarıldığı iddia edilen paralarla ilgili hiçbir soruya cevap veremedi. Bir ara 'Özgürce sorular soruyorsunuz. Erdoğan'a bu soruları sormazsınız' gibi garip bir iddia ortaya attı.Erdoğan'ın Sözcü Televizyonuna çıkmayı asla kabul etmeyeceğini, uçağına bir tek muhalif gazeteciyi almadığını bile-bile.

Mahkemenin atama kararını belirterek 'Bu mutlak butlan kararı sıradan bir karar değil. Bütün ders kitaplarına girecek.' demek gafletinde bulundu. Ancak haklı olduğu tek iddia buydu. Karar gerçekten tarih kitaplarına girecek; Ancak kapkara bir leke olarak.

Ne ilgisi ver diyeceksiniz ama söz ve müziğini sanatçı İlhan Şeşen'in yazdığı ve seslendirdiği bir aşk şarkısı bana Mutlak Butlancı bu kişiyi anımsatıyor ;

''Son zamanlar yaptıklarıma bakma ne olursun/Benim aklım başımda değil/Sana söylediklerimi kafana takma ne olursun/Onlar ipe sapa gelir şeyler değil/Beni böyle çaresiz/Beni böyle derbeder/Beni böyle ortalarda bırakma.''