Konaklar yok artık, beyler paşalar yok!
Konak Meydanı’nda seçkin bir kule
saatını kurar kalabalığın.
Hasan Tahsin’in elinde tabanca;
Anıtı’nı bekler; kurşun geçmez yivlerinden.
bir kurtuluş ateşidir namlusunun ucundaki;
aman ne iyi, şimdi korkusuzca
güvercinler gezinir yanı başında
aydınlanır barışın rengi.

Eh ben de kırk yıldır İzmir’de yaşıyorsam, şiirle de güzel güzel geçiniyorsam, kentin şair havasını seviyorsam, Konak’a da yolumu sıklıkla düşürüp dostlarımla buluşuyorsam, Hasan Tahsin’i Anıtı’nda barış dilimle esenliyorsam, bu dizeleri de kondurur esin perilerim!
Şiirle başladık, işimiz de şiir gibi, kitap gibi güzel, aydınlık, açık, varsıl olsun.
Sözü Konak Meydanı’ndan açmışken, her hafta cuma günleri öğle saatlerinde kitap okumaya yönelik anlamlı, özgün bir devinim geliştiren, ilgi ve istek oluşturmaya çalışan Talat Aydilek’i anmamam olası değil.
“Kitap boş zaman işi değil. Onun için zaman yaratmak gerekiyor. Nasıl yemek yemeye, seyahat etmeye zaman ayrılıyorsa kitap için de ayrılmalı. Dünyada yılda 60 kitap ölçü alınsa da ayda bir kitap okumak bizim için yeterli olacak.”
Bu anlamlı sözlerin sahibi Talat Aydilek, yıllarca İzmir İl Halk Kütüphanesi’nde müdürlük yapan, doğa dostu, kitap kurdu, doğa fotoğrafçısı bir insan.
Bildiğim kadarıyla Aydilek, ikibinli yılların başında müdürlük yaptığı İl Halk Kütüphanesi’nden öğle dinlencesinde, İzmir’in simgesi Konak Meydan’ında Saat Kulesi’nin yanında tek başına oturup kitap okumaya başlamış. On yılı aşkın zamandır gelenekselleşen okuma savaşımını cuma günleri aynı saatlerde aynı yerde sürdürüyor.
Amaç okumaya dikkat çekmek, insanların okuma beğenilerine katkı sunmak, isteklendirmek. Bir kişinin bile bundan yararlanmasını kazanç sayıyor.
Aydilek artık yalnız da değil. Birçok yazın, sanat dostu, tanışı da katılıyor kitap okuma saatine. Kitabı gözeten, koruyan, kitaplı yaşamın önemine inanan bir insanın bu saygın duruşuna, dirençli yürüyüşüne saygı duymamak olası değil.
İlhan Pınar, Cem Seyhun Ünbay, Talat Aydilek, Ercan Doğu, Rezzan Toprak, Aslan Buğdaycı, Güner Altıntaş, Nurten Öğüt’ten oluşan “Konak Meydanı Kitap Okuma Grubu” güvercinlerin renk ve sevgi kattığı Konak Meydanı’ndaki kitap okumaların ardından, kent kültürü ve tarihi üzerine, eski İzmir üzerine söyleşmek için toplanıyorlar.
Onlar kitapsız yaşamın kişiyi ne denli bilgisiz, kör, karanlık bıraktığının ayrımındalar.
Kitap okuyanlar, kitabı yaşamın parçası görenler, algılayanlar, yapılan bilimsel araştırmalardan, kitap okumanın herkesi, özellikle de çocukları daha zeki yaptığını…
Ve biliyorlar kitap okumak beynin iki lobu arasında bağlantı kurup beyin gelişimine yüksek oranda katkı sağladığını… Anlama ve algılamayı güçlendirdiğini de…
Gene yapılan araştırmalarda kitap okuyan kişilerin farkındalık düzeylerinin yükseldiğini, böylece karşılaştıkları zorlukları daha iyi atlatabildiklerini gösterdiğini de…
Kitap okumanın iletişimdeki gücü de yadsınamaz. Düşünme ve konuşma bağlamında da kişinin kendine güveni artmaz mı? Duyguların daha rahat iletilmesi, anlatılması, kolay iletişim kurulması için de kitap okumanın, kitapla iç içe olmanın yararlarından söz eder bilge insanlar.
Havanın güneşli, aydınlık olduğu cuma günlerinde öğle vakti elinde kitaplarla Talat Aydilek’i ve dostlarını görürseniz, siz de bir kitapla yanlarına ilişin, kitabın kokusunu, havasını, bilgisini, aydınlığını, ayrıcalığını paylaşın.