Ülkemizde İzmir deyince ilk akla simgelerden biri Konak’taki Saat Kulesi ise, diğeri de Kültürpark’taki İzmir Enternasyonal Fuarı’dır hiç kuşkusuz. Önümüzdeki hafta, Fuar 92 yaşına basıyormuş. Fuarın tarihine baktığımızda, ilk yılı saptamak kolay değil. 1923 yılındaki İzmir İktisat Kongresi çerçevesinde açılan ‘Yerli Malları Sergisi’ni, 1927 ve 1928 yıllarındaki ‘9 Eylül Sergisi’ izlemiş. 1933-35 yıllarında ise ‘9 Eylül Panayırı’nı görüyoruz. Cumhuriyetin 10. Yılına denk gelen 1933 yılındaki Panayır, şimdiki Swissotel Büyük Efes’in bulunduğu alanda yapılmış. Sonraki yıllarda ise Fuar 1936 yılında temeli atılan Kültürpark’la birlikte anılmaya başlanmış.
Cumhuriyet modernleşmesinin önde gelen ürünlerinden Fuar ile Kültürpark’ın tarihlerinin kesişmesi bir rastlantı değil elbette. İzmir’in o dönem Belediye Başkanı Dr. Behçet Salih Uz bu alanı İzmirlilerin nefes alacağı, eğleneceği bir mekan olmanın yanı sıra, bir kültür okulu olarak değerlendirme kararlılığındaydı. Cumhuriyet’in 10. Yılı nedeniyle “Türkiye’nin Kalbi Ankara” filmini çeken Sovyetler Birliği, İzmir’de Kültürpark’ın planlarının hazırlanmasına katkıda bulunmuştu. 1 Eylül 1936’da “Arsıulusal İzmir Fuarı” Başbakan İsmet İnönü tarafından açıldı. 1937’de fuarın adı “İzmir Enternasyonal Fuarı”na dönüştürüldü. 1939 yılında II. Dünya Savaşı patladığında fuarda aralarında Sovyetler Birliği, İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İran’ın da bulunduğu 11 devletin pavyonu vardı.
1930’lardan 50’lere uzanan inşa süresinde dönemin modern mimari anlayışını temsil eden müze ve pavyon yapıları Fuar içinde konumlandırıldı. Bu yapılar ve bugünlerde Büyükşehir tarafından yeniden ilk günlerindeki görünümüne kavuşturulan Fuar kapıları kentin önde gelen hafıza mekanları arasında sayılıyor. Fuar mekanları arasında, halkın eğlence ihtiyacını karşılayacak gazinolar da yer alıyordu. Konser salonlarından televizyonlara günümüzde bu işlevi karşılayan pek çok araç olmasından hareketle gazino döneminin artık kapandığı sonucuna varabiliriz. Belki, nostaljik bir yapı, içinde zaman zaman konserlerin verildiği bir müze yapısı düşünülebilir… Tabii, Kültürpark Platformu izin verirse!
1950’li yıllara gelindiğinde dünyadaki bilimsel gelişmelerin, teknolojik atılımların tanıtıldığı, Türkiye’nin dört bir yanından insanların bu yenilikleri görmek için İzmir’e koştuğu fuarları görüyoruz. Çocukluk yıllarımda İzmir’le tanışmam Fuar sayesinde olmuştu. Değişen koşullar, yıllar içinde Fuarın işlevini yitirmesine yol açtı. Artık farklı sektörlerin kendi fuarları vardı. Her şeyin birarada sergilendiği fuarlar tarihe karışmıştı. Bu durumda, İzmir Enternasyonal Fuarı’nın kendine yeni bir rol, yeni bir kimlik biçmesi gerekiyordu. Tunç Soyer’in İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Fuarın kimlik arayışına denk geldi. İyi ki de öyle oldu, çünkü Soyer’in dünyaya açılma, İzmir’i bir dünya kenti yapma hedefi ile örtüşen bir arayıştı bu.
92. İzmir Enternasyonal Fuarı’nın ‘motto’sunun “Gençlik: Bugünün Öncüsü” olduğunu açıklayan Tunç Soyer, bu yılki fuarın 2026 Avrupa Gençlik Başkenti İzmir hedefine yönelik hazırlandığını söylüyordu, hafta içinde yaptığı basın toplantısında. Ve dünyanın dört bir yanından gençleri İzmir’e davet ediyordu. Umarım, bu doğrultuda yapılan çalışmalar sonuç verir ve Kasım ayında, İzmir diğer finalistler arasından sıyrılarak ‘Avrupa Gençlik Başkenti’ sıfatını kazanır. O zaman, derhal kolları sıvayıp, önümüzdeki yılların Fuarının programı üzerinde çalışmaya başlamak gerekiyor. Fuarın cazibesini yeme-içme stantlarına ve popüler şarkıcılara bağlamak yerine, Avrupa ölçekli çalışmaları öne çıkarmak doğru olmaz mı?
Diyeceksiniz ki, halkın böyle bir talebi yok ki; bedava konserler, macera parkurları onları mutlu etmeye yetiyor. Aralarında ‘Örümcek Adam’ın da yer aldığı beş Amerikan, bir de Türk filminden oluşan film programından da kimsenin şikayeti yok!... Behçet Uz’un hedefi bu değildi. Tunç Soyer’in de hedefi bu değil… Fuar programının ‘Akdeniz Gençlik Başkenti’ kavramı ile ne kadar bağdaştığı, Avrupa gençliğinin dikkatini İzmir’e çekmek için bunların yeterli olup olmadığı sorgulanacaktır mutlak ve Cumhuriyet gençliğini dünya gençliği ile buluşturmak için neler yapılabilir; bunun üzerine kafa yorulacaktır. Avrupa’nın genç yönetmenlerini ve genç oyuncularını İzmir’e davet etmek, farklı sanat dallarında uluslararası yarışmalar açmak, kazananları İzmir’de ağırlamak eserlerini sergilemek, Avrupa kültürleri ile Anadolu kültürlerini buluşturmak içinyapılabilecek işlerin başında geliyor. Bu yıl ilk kez düzenlenecek olan Uluslararası Tekstil Bienali iyi bir başlangıç. Bunu diğer sanat dallarında da yapabilir İzmir ve kendine özgü bir EXPO yaratabilir. ‘Başka Bir Tarım Mümkün Sahnesi’ bu yılın programının özgün yönlerinden bir tanesi. Bunun çerçevesini ‘Başka Bir Avrupa Mümkün’ başlığı altında genişleterek bilim ve teknoloji alanındaki yenilikleri gençlerle buluşturabiliriz.
Avrupa Gençlik Başkenti Koordinasyon Kurulu, İzmir Kent Konseyi Gençlik Meclisi ve Gençlik Belediyemiz öncülüğünde Avrupa gençlik örgütleri ile kurulacak işbirlikleri hem İzmir, hem de ‘Enternasyonal Fuar’ımız için yeni yollar açabilir. Kültürel çeşitliliği temel alan disiplinlerarası bir yaklaşım İzmir Enternasyonal Fuarı’na uluslararası platformlarda ciddiye alınacak yeni bir kimlik kazandırabilir. İzmir’in entelektüel kapasitesini hafife almadan, onu daha da geliştirmek için yeni arayışlara girmenin zamanıdır. 92. Enternasyonal Fuar’ın başarılı geçmesi için hiçbir fedakarlıktan kaçınmayan ana sponsor Folkart ve etkinlik sponsoru Migros’a destekleri için teşekkür ediyor, Fuarın kuruluşundan işleyişine büyük bir titizlikle görev yapan İZFAŞ Genel Müdürü Canan Karaosmanoğlu Alıcı ve ekibine başarılar diliyorum.