“Söz konusu Vatansa” diye kelle koltukta yola düşenlerin kurtarıp kurduğu Cumhuriyetin kalesi olan CHP, bugün içerden işgal edilmiş durumda. Bu durum iktidarın çatışmacı siyaseti ve çözümü zor yapısal ekonomik sorunların yarattığı cendere ortamında tetiklendi. Bunu yaratan koşullar ise, kişisel ve kalıpsal inançların, aklıselime dayalı bilimsel ilkeler, sistemler ve kurumlar yerine, aklı ve bilimi dışlayan ideolojinin siyasi ve ekonomik amaçlar için kullanılmasından kaynaklandı.
****
Bilindiği gibi inançlar zihnin ilk ve temel işlevidir. İnsan inanmadan bir şey yapmaz. Ancak bu kişisel inançlar, kişisel değerler ve doğrulardır. Toplumsal süreci yönetip yönlendirmek ise akıl, düşünme ve bilim süreçleri üzerinden sistematize bilgiye dönüşmüş ortak kurallaşma, kurumlaşma ve sistemleşmeler gerektirir. En büyük hata da kutsal inançları, kişinin kendine bırakmak yerine, kutsallığı ideolojiye dönüştürmekten kaynaklanır. İdeolojiye dönüşen kutsal inançlar, kişisel olmaktan çıkarır ve her türlü toplumsal sürece yön vermek ister. Dünün haçlı seferleri, dinin ideolojiye dönüştürülmesinden kaynaklandı. Bugünün Orta Doğu krizi ve savaşı Netanyahu ve Humeyni’nin kendi dinlerini ideolojiye dönüştürmeleri yanında ABD’nin bunu siyasi ve ekonomik çıkar için kullanma süreçlerinden beslendi. Orta Doğudaki vekalet ve kabile savaşları çoğu kez inançların salt ideoloji olarak kullanılmasıyla yürütüldü. Unutmayalım İngiliz Başbakanı L. George, Mustafa Kemal’in dehası ve Türk Milletinin direnci karşısında yenilince şunu söylerdi. “Biz Türkleri dinle yeneceğiz. İngiliz İstihbaratının asıl görevi bundan sonra dini tarikatları yönlendirmek olacaktır”. Cumhuriyetin ilk yıllarında yaşanan iç isyanlar ve son Feto Darbesi bu uygulamanın devamıdır (geniş bilgi için yazarın “Zihniyet Devrimi” kitabı).
****
Bugünün Türkiye’sindeki çatışmacı siyasetin temelinde de AKP’nin kutsal dini ideoloji olarak kullanması yanında; mevcut kurumları başta parlamenter demokratik sistem ve kuvvetler ayrılığını rafa kaldırıp kendi otoriter yandaşlık sistemini kurması yatıyor. Kendi yandaş bürokrasi ve yargı üzerinden muhalefeti, siyaseti ve toplumu kontrol etme gayreti yanında, ekonomide bilimsellik yerine, kendi ticaret ve inşaat burjuva sınıfını yaratıp, sanayinin ihmal edilmesi ve sermayenin yurt dışına kaçmasına neden olmuştur. Böylece yarattığı kontrollü siyaset ve çözümsüz geleneksel ekonomik yapının yarattığı cenderenin içine düşmüştür.
Yaşanan cendereye rağmen, AKP’nin kendi otoriterleşen iktidarını kesintisiz sürdürme istenci, güçlenen CHP’yi yandaş yargı üzerinden, içten çökertme sürecini devreye almasına yol açtı. Ancak iktidarın ve CHP’deki işbirlikçi kadronun bu yaklaşımı, Cumhuriyetin kurucu iradesini şekillendiren “Söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” damarını yeniden canlandırmış bulunuyor. Köklü küresel dönüşüm ve yapılanmanın, bölgemiz ve ülkemiz üzerindeki gölgesi ve bitmeyen karanlık emelleri karşısında bu damarı yeniden güçlü olarak canlandırmaya her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Ayrıca 6 Oku oluşturan ilkeler yeniden, bilgi toplumu ve köklü küresel dönüşüm süreçleri için, ileri teknoloji, bilim ve güçlü üniversite için; liyakat sahibi beşeri sermaye için; yansız ve tarafsız eşit vatandaşlık için, kurallaşma ve kurumlaşma için ve bütün bunları planlayan, uygulayan, yönetip yönlendirenvizyoner politikalar ile çağ atlatan köklü dönüşüm altyapısı için kamusal girişimler de bir zorunluluktur.