Beynin karmaşık mimari yapılanması içinde, insanın tüm yaşanmışlıkları ile şekillenen insan zihni, onun yaşamdaki davranış kalıplarını ve tercihlerini belirler. Ne var ki bu davranış ve tercihler, her zaman bilinçli, Türkçedeki deyimimizle, “aklı selime” dayalı davranış ve tercihler olmazlar. Zira D. Eagleman’ın (Beynin Gizli Hayatı,2017) belirttiği gibi, geniş nöron ormanlarında yürütülen, yapılan, düşünülen ve hissedilen sayısız programların çoğu bilincin kontrolü dışında gerçekleşir. Bilinçli beyin devreye girmeden bu süreçlerin çoğu olup biter. Zira bilinç, koca bir buğday ambarındaki bir pirinç tanesi gibi, bütündeki yeri çok küçük, ancak etkisi çok büyüktür. Her ne kadar hayvan ve insan olma ikileminde, yüksek bilinç düzeyi sadece insana özgü olsa da günlük yaşantımızın çoğunda ve çoğu insanda, bilincin etkin kullanımı henüz yeterince öğrenilmemiş veya etkin olarak devreye alınmamış olarak kalır.

****

Bedenin iç ve dış dünyaları, duygusal ve duyusal olarak, beynin karmaşık mimari yapılanmasında çok yönlü etkileşim ağları ve patikalar izleyerek davranışları tetiklerler. Beyin sapı ve limbik sistem daha erken dönemlerde evrildi ve daha çok kalıplaşmış motor hareketleri tetiklerler. Buna karşın son evrilen neokorteks ve ön alın lopları, kalıp davranışları gerektiğinde ketleyen ve bilinçli karar vermeyi yönlendiren davranışları sağlarlar. Oysa ilksel ve içsel duygu kumanda sistemleri olan içgüdülerimiz, duygusal tepkilerimiz, arayış, öfke, korku ve panik davranışlar motor programlar olarak tetiklenirler. Nöral iletkenler yoluyla, duyguların dayanılmaz etkisi tüm vücudu hazırlar. Çoğu kez ön alın loplarının işlevi olan düşün ve aklı selim işlevlerini devre dışı bırakırlar.

****

Toplumsal gelenek, görenek, alışkanlık, inanç, ideolojiler üzerinden şekillenen ve süreç içinde hipokampüste kayıtlı, hazır bekleyen kalıplar insanın günlük yaşantısının tamamına yakınını belirlerler. Bu nedenle ön alın loplarının işlevi olan düşünme, akıl, mantık, yenilikçilik, yaratıcılık, toplumsal düşünme, diğer gamlık, uzlaşma, işbirliği, planlı ve stratejik düşünme devre dışı kalır. Hazır kalıplara bağlılık ve bağımlılık, sosyal alanda ise taklit, kişisel bağımlılık ve biat kültürünü yaygın duruma getirir. Ülkemizde genel olarak, duygusal ve tepkisel davranış kalıplarının, düşünmeden uygulandığı bir sosyal yapılanma oldukça yaygındır. Örneğin, iktidar ve muhalefet arasındaki yaşanan kavgalar, düşünmenin, diğer gamlık, akıl, mantık, uzlaşma, hoşgörü, ilke, kural ve herkese eşit hukuk kurallarının uygulanmayışı bu durumu yansıtıyor.

****

Aynı şekilde bugün CHP içindeki kavga da bu nedenle yaşanıyor. Düşünme, aklı selim ve bilinçli davranış ve uzlaşma ve işbirliği yerine; öfke davranışının şekillendirdiği bir kavga sürecini yaşıyoruz. Gerek iktidarın keyfi uygulamaları gerekse CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun ve yakın çevresinin öfke davranışları üzerine kurulu tutumları; tüm küresel ve teknolojik yapılanmanı yeniden şekillendiği bugünkü uygarlık düzeyinde ülkenin ve toplumun önünü kesmektedir. 2025 yılı içinde yayınlanan “Zihniyet Devrimi için Bilinçli Düşünmeyi Öğrenmek” isimli 456 sayfalık kitabım tam da bu yaşananların önlenmesine katkı yapmak için yazıldı. Umarım taraflar bu duygusal tepkileri yerine, evrimin biz insanlara sağladığı bilinçli düşünme yani aklı selim davranmayı bir kez olsun hatırlarlar. Felaketlerden öğrenmek en pahalı öğrenmedir. Var olan neokorteksimizi işletmek ise n ucuz öğrenmedir. 20. Yüzyılda 21. Yüzyıl düşünürü olarak, aklı ve bilimi kullanan Mustafa Kemal gibi düşünmeliyiz.