Koç Holding iştiraklerine yönelik saldırılar sürüyor: Bu kez Otokoç hedef alındı
Koç Holding iştiraklerine yönelik saldırılar sürüyor: Bu kez Otokoç hedef alındı
İçeriği Görüntüle

İzmir'in simgesi haline gelen kalabalık caddelerinde, ikonik vapurlarında ve her gün milyonları taşıyan toplu taşıma araçlarında büyük bir insan mozaiği bir araya geliyor. Ancak Türkiye İstatistik Kurumu tarafından paylaşılan TÜİK verileri, bu hareketli kalabalığın arkasında çok farklı bir memleket tablosu olduğunu net bir şekilde kanıtladı.

Resmi kayıtlara göre yaklaşık 4,5 milyon yerleşik nüfusu bulunan İzmir'de, nüfus kütüğü doğrudan İzmir hanesine yazılı olan vatandaşların sayısı 1 milyon 600 bin sınırında kalıyor. Bu istatistik, İzmir sokaklarında karşılaştığınız her üç kişiden yalnızca birinin gerçek anlamda İzmir kütüğüne bağlı olduğunu gösteriyor. Geriye kalan milyonlarca vatandaş ise Türkiye'nin diğer coğrafi bölgelerinden kopup gelerek burayı yeni yurt edinenlerden oluşuyor.

Kente en çok Doğu ve Güneydoğu rüzgarı esiyor

İzmir'de yaşayan ve İzmirli olmayan nüfus grupları incelendiğinde, listenin başında şaşırtıcı bir kent öne çıkıyor. Resmi kurumların güncel verilerine göre, şehirde İzmir nüfus yapısı içinde en kalabalık hemşehri topluluğunu Mardinliler oluşturuyor. Akdeniz ve Ege kültürünün buluştuğu bu topraklarda 200 binden fazla Mardin kütüğüne kayıtlı vatandaş yaşam mücadelesi veriyor ve kentin ticaretinden sosyal hayatına kadar birçok alanda aktif rol oynuyor.

Güneydoğu Anadolu'nun bu güçlü temsilinin yanı sıra Doğu Anadolu Bölgesi de İzmir'de çok ciddi bir ağırlığa sahip. Kentte yaşamını sürdüren Erzurum kütüğüne bağlı vatandaşların sayısı 150 bin barajını aşmış durumda. Erzurum kökenli göçmenlerin şehir içindeki yerleşim tercihleri incelendiğinde ise özellikle Karşıyaka ve Bayraklı gibi büyük ilçelerde kümelendikleri göze çarpıyor.

Yakın komşular ve İç Anadolu burayı mesken tuttu

Coğrafi yakınlık, göç hareketlerinin en büyük belirleyicilerinden biri olmaya devam ediyor. İzmir’in yanı başındaki Manisa, kentteki demografik dengeleri en çok değiştiren illerin başında geliyor. Sayıları 200 bine yaklaşan Manisalılar, özellikle sanayi ve lojistik merkezlerine yakınlığıyla bilinen Bornova, Bayraklı ve Çiğli ilçelerinde yoğunlaşarak hayatlarını idame ettiriyor. Ege'nin diğer komşu vilayetleri olan Aydın ve Afyonkarahisar kütüğüne kayıtlı kişilerin toplamı da 180 bin gibi yadsınamaz bir seviyeye ulaşıyor.

Bir diğer dikkat çekici göç dalgası ise İç Anadolu'dan geliyor. Konya kütüğüne kayıtlı olup yaşamını İzmir'de idame ettirenlerin sayısı 130 binin üzerinde hesaplanıyor. Konyalıların şehirdeki mesken tercihlerinde ise Buca ve Karabağlar gibi nüfus yoğunluğu yüksek olan merkezi ilçeler ilk sıralarda yer alıyor.

Sivas, Kars ve Karadenizliler her mahallede var

Anadolu'nun farklı uçlarından gelen vatandaşlar da İzmir'in kültürel çeşitliliğine büyük katkı sunuyor. Sivas ve Kars kütüğüne bağlı olan ve İzmir'de yaşayan kişilerin toplam sayısı 170 bin barajını aşmış durumda. Bu nüfus grubu daha çok Çiğli, Menemen ve kentin çeperindeki yeni gelişen çevre bölgelerde kendilerine bir yaşam alanı kuruyor.

Öte yandan, kendilerine has kültürleriyle bilinen Karadenizliler de Ege'nin incisinde ağırlıklarını hissettiriyor. Trabzon, Rize ve Ordu kütüklerine kayıtlı olup İzmir'de ikamet edenlerin toplam sayısı 100 bine yaklaşıyor. Karadeniz kökenli bu nüfus, belirli bir bölgeye sıkışıp kalmak yerine kentin geneline heterojen bir şekilde dağılmış durumda.

Merkez göçle erirken taşra özünü koruyor

Büyükşehir sınırları içerisindeki göç hareketleri, ilçeler bazında taban tabana zıt sonuçlar doğuruyor. Metropolün merkezi olarak kabul edilen Buca, Karabağlar ve Konak gibi devasa ilçelerde yerli İzmirli kütüğüne sahip kişilerin oranı yüzde 25 seviyelerine kadar gerilemiş durumda. Yani merkezde artık neredeyse her dört kişiden sadece biri İzmirli.

Buna karşın kentin tarım ve hayvancılıkla geçinen dış ilçelerinde durum tamamen tersine dönüyor. Ödemiş, Tire, Beydağ ve Kiraz gibi göçü az alan taşra bölgelerinde İzmir kütüğüne kayıtlı olma oranı yüzde 80'in üzerine çıkarak geleneksel yapısını korumayı başarıyor.

Herkes memleketine dönseydi İzmir tanınmayacak hale gelirdi

Ortaya çıkan bu çarpıcı demografik analiz verileri, hayali bir senaryoyu da beraberinde getiriyor. Eğer Türkiye'deki tüm vatandaşlar göç etmeyi bırakıp sadece kendi nüfus kütüklerinin bulunduğu şehirlerde yaşasaydı, bugün 4,5 milyona dayanan İzmir'in nüfusu bir anda eriyerek 1,9 milyon seviyelerine kadar gerileyecekti. Yaşanan bu büyük düşüş ihtimali, İzmir'in modern kimliğinin, mimarisinin, ekonomisinin ve kültürel zenginliğinin ne kadar büyük bir ölçüde dışarıdan alınan göçlerle inşa edildiğini apaçık kanıtlıyor.

Kaynak: HABER MERKEZİ