İzmir bu hafta sonu bir hayli yoğun geçecek görünüyor. Bugün günlerden Cuma, yazımı yazarken bir hayli zorlanacağımı düşünüyorum ama görev kutsaldır deyip koyuldum.

Güne tabii ki korkutucu bir haber ile uyandık. İzmir Narlıdere’de çıkan yangını tüm İzmirliler duymuştur. Tabii ki ilk etapta yangının çıkış nedenleri araştırılsa da ben yangının çıkış nedeninden çok tedbirlerin alınmamasından dert yanmak istiyorum. Gece televizyonu açtığım da koca bina alev topuna dönüşmüş bir şekilde yanıyordu.

Tabii bunun yanmasını bu denli kolay kılan şeyin dış cephesinin ahşaptan kaplı olması artı zeytinliklerle dolu olması; duyduklarımı ifade etmek istiyorum. İzmir’in en lüks yerlerinden biri olduğunu söylüyorlar, sosyal medyadan tarattığımda ise ünlü isimlerin de evinin olduğunu söylediler yanan blokta, tabii ki de üzücü durum… Biliyorsunuzdur tüm felaketlere alışık biri olarak bu yangın felaketini de gören bu gözler hayatta kalmanın nedense birkaç işi bilmezlerin hataları ile ödendiğini düşünmeden de edemeyeceğim.

Gerçekten acı görüntüler izledim geç saate kadar ekran karşısında, umarım bu felaketten kimsenin canı yanmaz, burnu kanamaz ümidiyle bekledim umarım öyle de olmuştur. Tabii yazımı kaleme almam yangın gecesine ait olduğu için temennide bulunmak en doğrusu oluyor bizler için.

***

Yazımın da başında ifade ettiğim gibi İzmir bu hafta gerçekten hareketli olacak, yangın ile uyandık, hafta sonu da koca iki mitingle devam edeceğiz.

Evet, tahmin ettiğiniz üzere cumartesi günü (bugün) sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan’ın AKP mitingi olacak

Ardından Pazar günü (yarın) ise İzmir’i kalesi olarak gören Cumhuriyet Halk Partisi’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu mitingi olacak

Tabii ki de seçime günler kala meydanlar bir hayli hareketli ve sıcak gündemlerle dolu;  vaatler üstüne vaatler sıralanıp duruyor.

Para teklif eden dahi var, görmüşsünüzdür. 10.000 euro kişi başı hesaplarınıza yatırılacaktır diye.

Neyse kısa kesecek olursak, bu seçim Türkiye’nin gündemine oturmuş durumda. Düşünün binlerce insanımızı yitirdiğimiz asrın felaketini dahi unutturacak güçte ekranlarda ilk başlarda deprem ile başlardık şimdi deprem ile ilgili haberlerin sadece 1 ya da 2 adetle kaldığı günlere geldik. Son günlerde bunları da görmezsek hiç şaşırmayın.

Çünkü bu ülkede en ucuz şeyin insan hayatı olduğunu deprem ile öğrendik ve de yaşadık hepimiz. Şimdi gelelim seçime… Meydanlarda herkesin bir vaadi, herkesin bir sözü var. Kimin doğru kimin yanlış söylediğini, kime yüz puan kime sıfır verileceği 15 Mayıs sabahı belli olacak doğrusu.

Gerçi biz rey sahibi kişiler olarak kıymetimiz ancak seçim dönemlerinde olmuyor mu? Hani derler ya, ‘Eşekler hasat zamanı, insanlar seçim zamanı kıymete binermiş.’

Sizlerden isteğim kime verirsiniz bilmem ama bu saatten sonra sizin kıymetinizi bilecek size değer verecek, bizleri eşek yerine koymaktansa insan gibi hayat sürdürme vaadi olan kişilere oyumuzu vermek daha doğru olacak yoksa bu hayata bir daha gelme şansı olmayan kullarız hepimiz.

Hani oy kullandığımızda o kendinle baş başa kaldığın, perdesini çekip oy pusulası ile karşı karşıya kaldığında bir mühür basmak her ne kadar kolay olsa da basacağımız o mühür belki bizim, belki gençlerin, belki çocuklarımızın kısacası geleceğimizi belirlemede en önemli basamaktır.

Ondan dolayı değerli okurlarım bunları düşünerek sadece kendi bulunduğunuz yeri değil dört tarafı denizlerle çevrili cennet vatanımızı düşünerek o mührü basmanızı istemek en insancıl dileğimdir.

Hafta sonu yapılacak olan Cumhur ve Millet ittifaklarının boy göstereceği mitinglerde herkesin dileği gibi benim de bir dileğim var söyleyeyim. Bu mitinglerde söylenen tüm sözler, bu meydanlarda söylenen tüm vaatler bir kâğıda dökülüp kimin kazandığının belli olduğu gün kazanacak kişinin önüne sürülüp bunları bunları söylediniz, bunların tamamını yapmak ile mükellefsiniz diyecek birilerinin olması gerek; yoksa bu söyledikleri sözlerin havada kalması kimseye fayda sağlamaz, keza dilin de kemiği yoktur.

Saygılarımla…