Benim en büyük eserim, Cumhuriyet’tir. (Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK)

Yazar Ulaş Geroğlu böyle anlatır “İstasyon Dergisi’’nde, “Uzun yolculuk Cumhuriyet’e” giden yoldaki İstasyon Binası’nı ve Sarı Paşa’yı: “Ankara ‘yaşa’ diye yankılanıyordu. Karşıladıkları; Çanakkale Kahramanı, esaretin kararttığı gökyüzünün güneşi; karşıladıkları, hilafetin idama mahkum ettiği isyancıydı! Heyet-i Temsiliye ve Mustafa Kemal Paşa’nın gözlerinin içi gülüyordu. Ankara ‘Kahraman’ görmenin sevincini yaşıyordu. O, Milli Mücadele’nin önderiydi! Mustafa Kemal Paşa, güzel bir geleceğe kalkan katarın makinistiydi.

Anakara da Anadolu gibi hala savaşıyordu. Kasaba demiryolu gelinceye kadar hatıtrlanmamıştı. İstasyon Binası kasabanın en önemli yeriydi. Mustafa Kemal’in gelişiyle, bir milleti hürriyete yolcu eden yer olacaktı.Kendisine karargah seçti binayı Paşa. TBMM’nin açılması kararı, İstasyon Binası’nda alınan en önemli karardı. Milli Mücadele’nin karargahıydı ve o dönemde ismi “Direksiyon Binası’ olarak değişti. Orası, çalışma odasıydı. Meclis ve istasyon arasındaki yol, mücadele azmiyle arşınlanıyordu. Paşa gündüz mecliste, akşamları ‘Genelkurmay’ı ağırlıyordu. Ordusuyla arasında sadece çalışma odasının camı vardı. Sık sık ayağa kalkıp askerlerini izliyordu. Binanın yanındaki düzlük arazi, kurtuluşa giden trenin bekleme salonuydu. Paşa’nın sönmeyen ışığı ise bu bekleyişlerde dikkatten kaçmıyordu. O binada Meclis’le birlikte ordunun da tüm sorumluluğu alma kararını vermişti. O oda kahve kokusuna bulanıyor, sigara dumanıyla puslanıyordu(…)

Mustafa Kemal Paşa, o ‘Geleceğin İstasyonu’nda şef; katara binen milletin kondüktörüydü.

Kutladığımız Cumhuriyetin fikrini; attığı her adımda o serpti. O fikrin tarlasını Direksiyon Binası’nda sürdü. Cumhuriyet uzun bir yoldu ve Direksiyon Binası’nın çalışma odasında yanan o ışık, geleceğin yüzünde ve gözünde parladı.”

***

Mazhar Müfid Kansu, “Gazi, bana daha 1919 yazında Cumhuriyet fikrini söylemişti” der. Mutlaka doğrudur! Öyle bir günde bir haftada bir aydan önce ortaya çıkmamıştır. Mustafa Kemal Paşa, “Cumhuriyet ahlaki fazilete dayanan bir idaredir. Sultanlık, korku, ve tehdide dayanan bir idaredir. Cumhuriyet idaresi namuslu insanlar yetiştirir. Sultanlık ise korkuya ve tehdide dayandığı için korkak, alçak, sefil ve rezil insanlar yetiştirir. Aradaki fark bunlardan ibarettir” diyordu!

“Hakimiyet, kayıtsız şartsız milletindir” çünkü! 29 Ekim 1923 Cumhuriyet ilan edildi, 31 pare top atışı yapıldı Ankara’da. Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanının Mustafa Kemal Paşa olduğu bütün ülkeye ilan edildi. Esaretin sonudur, emperyalizmden öc alınmıştır! Ülke, artık Atatürk Türkiyesiydi! O; karizmaydı, o kariyerdi, o vizyon demekti! 30 Ekim 1923. Cumhuriyetin ilk günü sabahı o binada bir mektup yazdı İsmet İnönü’ye; “Bize, geri borçlu, hastalıklı bir vatan miras kaldı. Yoksul ve esir ülkelere örnek olacağız. Kaderin bizim kuşağımıza yüklediği bir görev bu. Özgür bir toplum oluşturmak zorundayız. Bu görevin ağırlığını ve onurunu seninle paylaşmak istedim. Allah yardımcımız olsun.”

Çevresine aşıladığı özgüvenle, o vizyonuyla üç yıl gibi bir sürede Türkiye Cumhuriyeti çağdaş dünyanın lider ülkelerinden biri oldu. Dediklerini, düşüncelerini, ideallerini bir bir gerçekleştirmeye başladı yol arkadaşlarıyla…

***

Cumhuriyet’i parantez, ilke ve devrimlerini zulüm görenlere, saldıranlara, çağdaşlığa, laikliğe düşmanlara, kurucusuna, kurtuluşun önderi Atatürk’e her gün küfür hakaret edenlere, “Keşke Yunan kazansaydı” zihniyetlilere, din tüccarlarına, İkinci Cumhuriyetçi numaracılara;

Çoğulculuktur, demokrasidir, aydınlanmadır Cumhuriyet. Karakteri; özgürlüktür! Etrafında, yalnızca özgür insanlar ister!

O Cumhuriyet’le, Turgut Özakman’ın dediği gibi; “Mustafa Kemal’den önce vatan padişahın mülküydü. milletin oldu; saltanat hanedanın hakkıydı, millete geçti; halk padişahın kuluydu, vatandaş oldu; ümmetti millet oldu. Bu bir Doğu ülkesi için hayal bile edilemez, emsalsiz, olağanüstü, mucize gibi bir devrimdir!”

Umuttur, yaşanılası daha güzel ülkenin, dünyanın, geleceğin umududur. Cumhuriyet, modern dünyaya uyum sağlamaktır, devamlılıktır kazanımlarıyla. Erdemdir, liyakattır, fırsat eşitliğidir. 1920’nin İstasyon Binası’ndan günümüze 29 Ekim 1923, benim Cumhuriyet Bayramımdır, Bayramımızdır. Tarihimizin en anlam yüklü zaferidir. Bu ulusun temel taşıdır!

Kurucumuzun, kurtarıcımızın yolunda İLELEBET CUMHURİYET!