Bu ülkede yazı yazmanın en güzel tarafı olacakları önceden görmek için falcı olmaya, astroloji bilmene falan gerek yok…

Damarlarını biliyorsun…

Hüzün yazıları ve kahramanlık öyküleri yıkılıp giden hayatlar üzerine kuruldu.

Tamamen yıkılan ve can kayıplarının olduğu binalarda, işi biten, tüydü gitti.

İki haftadır “Kalanlar” diye boşuna bağırmıyoruz…

Kalanlar, bir nebze Tunç Soyer’in başına yıkıldı, gerisi göstermelik,

Gerisi mostralık hareketler…

Kalanlar, kaldıklarıyla kaderleriyle baş başa…

Yazıklar olsun ile başlayayım da şu elektriği atayım üzerimden…

***

Birincisi 6.6 diye tutturanlar, el koyulmuş medyaya kananlar, algı oltasını yutanlar…

Ağzını açıp “Bu deprem 7.1“ diyemedi. Baskı kurmayı bırak tıkını çıkaramadı.

Anlı şanlı solcu yazarlar yayınlar bile “Tüh tüh“ edebiyatı yaptı…

Nerdesiniz şimdi?

Biz Mansuroğlu’ndayız, 

Sabah donuyor çadırlarında insanlar…

Bunlar, evleri başına yıkılanlar değil, hayatları başına yıkılanlar…

“Kalanlar” onlar…

Hava buz gibi, ellerini ovuşturup, “hafif hasarlı” denen binalarına bakıp bakıp ağlıyorlar hala…

“Hafif hasarlı” denmiş çünkü…

“Hafif hasarlı”ya kıyak yok, destek yok…

“Hafif hasarlı”nın üzerine çıkıp, fotoğraf verecek bakanda yok…

***

Sadece benim mahallemde 18 binalık adanın 15 tanesinde güya hafif hasar var…

Ama arkadaşların, komşuların içeri girmesine izin yok…

Varsa da 20 dakikada 25 yıllık emeğin hatıraların, hayatının tek varlığının içine girip, fotoğraf albümünü anca alma izni var…

Tamam sıkıntı değil de burası hem “hafif hasarlı” hem de giriş yasak, yıkım kararı var…

Bu nasıl açmaz belli değil…

***

Herkes Zagor Tenay, herkes, Robin Hood…

Hadi gelin şu “Hafif hasarlı” binalardan çıkmak,taşınmak zorunda kalan insanların  söylediğine, yaşadığına beraber bakalım…

Adam 25 yıllık evinin önünde, verilen talimat evini boşaltması yönünde. Diyor ki; “Nakliyeci geldi 1400 lira, asansörcü geldi 300 lira. Toplam 1700 lira… Ne işim kaldı, ne cebimde para… Nasıl hafif hasar? Nerde bu devlet…”

Vah kalanlara…

***

Bir başka apartmanın önündeyim. Hemen Fethi Sekin Parkı’nın karşısı.

Kenardan duvarlar yıkılmış, her katta yaklaşık 1 metrekare ekstra pencere (!) açılmış.

Yatak odasını, oturma odasını görüyorsun…

Soruyorum; “Nedir durum?” diye.

Şöyle söylüyor; “Hafif hasarlı, ama yıkılacak, çadırdayız, yandaki parkta.”

- Yav ne hafif hasarı, Mehmet yatak odan görünüyor yoldan yuh artık. Ne yapacaksın şimdi?

- Ev bulduk Atatürk Mahallesi'nde 3.500 lira. Taşınma 2000 lira, 5500 lira.

- Devlet verecek dimi bir şeyler…

- Yok be birader, eşten dosttan topladık gidiyoruz işte izin verirlerse.

***

Bir başka konuşma anlatayım size:

- Ey kardeş evin yıkıldı neredesin?

- Avcılar inşaat 1 yıllığına boş ev verdi. Eşyayı dostlarımız varmış sağ olsunlar onlar eşya  yaptı.

***

- Fırıncı kardeşim nasılsın, apartman gitti, 20 yıldır tanırım buradasın, dükkan kapalı nerdesin?

- Evimiz buralarda değildi de dükkan gitti… Kredilerim de vardı, Allah canımızı korudu.

- Şimdi içeri giriş yasak… Kaldı öyle her şey, bunca yıllık emek…

- Devlet vergi, SGK borçlarını yapılandırıyor, bir işine yarar mı?

- Abi dalga geçme Allah aşkına ya… Olmayan şeyi neyle ödeyeyim… Bittim bittim…

***

Al kardeşim vergi affı…

Dükkan yok dükkan… Her şeyi affetsen ne olur?

Deprem 6.6, evler hafif hasarlı, hayatlar felç olmuş durumda…

Ha bir lafım da sevgili elektrik dağıtım şirketine…

Kapatma kararları, elektrik faturaları var ya… Anladın sen onu…

İtirazı olan bana ulaşsın hepsiyle konuşturayım…

Kim kime ne vermiş? Ne vermemiş…

Büyük yıkımlar, sadece büyük yıkılan binalarda değil…

Sana göre hafif hasar, bana göre  yıkılan dünyalar…

Kim ki fazla hava yapar, ağzını gerektiğinden fazla açarsa, fotoğraflarım, ses kayıtlarıyla önüne koyar, hesabını sorarım…

Vah kalanlara...

Vah “Hafif hasarlı”lara…

Vah  6.6 kafasına…

***

Bu dünya tezgah dünyası

Bizi kandırmaktan bıkmadılar bıkmayacaklar.

Bu pandemi meselesi tabii ki var, o kadar cahil ve ahmak değiliz.

Ama büyük bölümünde ciddi ciddi bir dümen var.

Büyük para baronlarının arasında para el değiştirip duruyor…

Dünyanın orta halli devletleri büyük buhrana girdiler, girmek üzereler.

Diğerleri zaten toptan vefat durumunda…

Elon Mask denen adam dünyanın en zengin adamlarından biri…

O bile isyan etti: “Aynı gün 4 tane test yaptırdım 2’si pozitif ikisi negatif.”

Şimdi bizi “Aşı çıktı” diye avutuyorlar ya…

Paran yoksa avucunu yalayacaksın.

Madem aşı çıktı, neden hala aşıyı bulan 2 şirketten birine sipariş vermedik?

  1. Dünyada parası olana zaten ölüm yok da, aşının dozu 150 lira diyen bizimle makara geçiyor.

  2. Bu aşıların nakli için -70  derece kamyonlar gerekmektedir. Türkiye’de kaç tane var?

  3. Bir adet ev buz dolabı boyutunda -70 dolabı 10-15 bin dolar civarında. Bize kaç adet lazım?

  4. Hadi İstanbul, İzmir, Ankara yırtar diyelim… Muğla’da, Aydın’da Denizli’de kaç tane -70 dolabı var?

  5. Avusturya’da yaşayan zengin bir arkadaşımız var. Aşı aldı... Kaça biliyor musun 7.500 dolar… Kendi beyanı. Yalansa yalanı kendine…

  6. Aşının fiyatı diyelim ki o kadar, bize lazım 50 milyon doz minimum… Ne zaman sadece bizim için o kadar üretilir? Ne zaman Diyarbakır’a, Van’a, Bayburt’a gider sizce?

  7. Böyle salak gibi bekleyip, “Ver bakalım bir aspirin” der gibi eczaneden alacağını zannediyorsan, 2023 yılını beklemek zorundasın…. Öyle Nisan’da falan, hikaye…

  8. Var bir tezgah bu işte başından beri söylüyorum… Var bir tezgah o da çıkacak bir gün…

***

'Hadi bak işine kardeşim'

Haftanın bombası bence İstanbul Tuzla Belediye Başkanı…

Formula 1 pistini eleştiren, dünyaca ünlü pilot Levis Hamilton’a söylediğini hatırlatayım.

Ha bu arada Hamilton, dünyaca ünlü Mercedes AMG Petronas pilotu…

Dünyada araç binmediği forumula pisti yok…

Bizim doktor başkan verdi ayarı; “Hadi bak işine kardeşim.”

Adam işine baktığı için söylüyor zaten…

“Milyonlarca dolar dökeceğinize, bir temizletseydiniz” dedi adam…

Üstelik  Formula sıralamaları büyük sürprizlerle değişti…

Bu bizim AKP yönetiminin, Formula'yı bile yönlendirdiğine bir işaret vesselam…

Söylem de hiç yabancı gelmedi ya; “Hadi bak işine kardeşim.”

***

Pfizeer

Kardeşler; bu pfizeer, dünya kahramanı oluyor ya şimdi…

Aşı buldular, bizi kurtaracaklar diye…

2009 yılında Nijerya’da ilaç denemeleri yapmak için çocukları kullananlarda bunlar…

Çocuklar üzerinde deney yapan, bu iş için birkaç milyon sterlin harcayan, belki de gariban Nijeryalı çocukları öldüren de…

Bilmem bekli bilgi dağarcığınızın bir yerinde durur…

Aşı bulduğunu söyleyen her iki şirketin hisselerinin milyarlarca dolar katladığını da yazın bir kenara…

Kimsenin babasının hayrına ayran kardığı yok…

Diğer Alman şirketine hiç girmeyeyim de rüyalarınızı bozmayım…

İyi uykular…

***

DELİ ZİYA 

“Gerçek İzmirliler asla İZMİRİM KART demez. Onun adı KENTKART.”