CHP'de mahalle delegeleri bile belli olmadan “İl başkanı tek aday olsun” sesi yükseldi.

Oysa CHP Tüzüğü'ne göre ilk olarak üyeler mahallelerinde delegeleri belirleyecek.

Daha sonra bu delegeler ilçe başkanı ve ilçe yönetimlerini seçecek.

İlçe yönetim seçimlerinde belirlenen il delegeleri de il başkanı ve yönetimini seçecek.

Ondan sonrası kurultay...

***

Aşağıdan yukarıya doğru örgütlenmeyi amaçlayan bu yöntem 20. yüzyılda Avrupa'da başlayan demokratikleşme çabalarının sonucudur.

Böylece partinin genel başkanı ve onun yönetim kadrosu en aşağıdaki üyenin de katılımıyla belirlenerek, örgütün her zaman aktif olması amaçlanmıştır.

***

Genel merkezden çıktığı iddia edilen “tek aday olsun” düşüncesi/yönelimi, bir süredir sağa yaslanarak, merkez sağdan oy almayı amaçlayan grubun ucube bir fikridir.

Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi ne Mustafa Kemal Atatürk'ün, ne de İsmet İnönü'nün tek seçicilik dönemleri hariç böyle bir fikirle haşır neşir olmamıştır.

Bülent Ecevit'in olanaksız denilen ama başarıyla CHP Genel Başkanı seçildiği kurultayda bile bu tür fikirler hiç dillendirilmemiştir.

***

Şimdi kimilerinin kurtarıcı gözü ile baktığı merkez sağa yaslanma düşüncesinin temelini oluşturan merdivenin basamaklarından biri de tek adaylık dayatmasıdır.

“Onca yıldır iktidar olamıyoruz. Bunun nedeni de özellikle merkez sağı dışlamamamızdır” denilerek başlayan bu süreç, doğal olarak “üye, delege, seçim de nedir ki?” sonucunu doğurmuştur.

Aşağıdan yukarı doğru olan örgütlenme biçimi, bu düşünce ile yukarıdan aşağı doğru örgütlenme biçimine dönmüştür.

***

Sağa açılımın en korkunç sonucu, parti içindeki üyelik bağının zayıflamasına yol açmıştır.

Bunun en net göstergesi de, artık bilgisayar ortamında kolayla yapılan üyelik kaydında bile gözle görülür bir artışın olmamasıdır.

Aksi olsa, CHP üyelerinin sayısında geçmiş yıllara göre müthiş bir artış olmaz mıydı?

***

Ve bu kargaşadan kütük kapmaya çalışanlar.

Parti tabanında hiçbir etkileri olmamalarına rağmen, etnik köken, mezhepsel aidiyet, ekonomik güç odakları gibi CHP'ye hiç de yakışmayan duvarlara yaslanarak varlık göstermeye çalışanlar, işte bu tepeden inmeci, sağa yatık projenin en büyük destekçileridir.

***

Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi, İzmir'de de bu ve benzeri yapıların hem ilçe, hem de İzmir İl Başkanı seçiminde uyguladıkları taktik aynıdır.

Ne yazık ki bazı milletvekillerinin de destek verdiği gelişmeleri yakından izleyebilirseniz, şimdiki hedeflerinin “günah keçisi” yaratmak olduğunu görebilirsiniz.

***

Bana göre bütün bu çapsız, ideolojisiz toplulukların hedefinde tek bir kişi vardır.

O da şu anda Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Tuncay Özkan'dır.

İzmir'in “abisiz kaldığı” söylemi, tıpkı sağa yaslanan, etnik ve mehzepcilik yapan grupların söylemi ile aynıdır.

Çünkü onların derdi taban değil tavandır.

Yerel seçimlerdeki başarının tavandan geldiğini savunanlar ile, tabanın gücüne inanların 30 Ağustos'u da İzmir il kongresidir.

Bakalım 9 Eylül'ü görebilecek miyiz?

Yoksa mandaya devam mı?