Hele deniz kenarında bir kasaba daha da iyidir. Ama tabii onun da 'dışı seni içi beni yakar' durumları vardır hani!
Çeşme'de iş yaptıramıyorsun mesela.... İş arayanlar, işsizlikten bunalanlar Ege'de herhangi bir sahil kasabasına gelsin.
Benim daha önce de bir Yalıkavak maceram olmuştu, orada da öyleydi.
Esnafın işi o kadar yoğun ki bir musluk tamiri için önce "lütfen bana da gelin" diye yalvarıp dil döküyorsun, sonra günlerce gelmelerini bekliyorsun, gelince de hem suratlarını çekiyor hem de kamyon yüküyle para ödüyorsun.
Yılların tecrübesiyle yazıyorum bunları.
Sorsan hep çok yoğunlar... Kışın in cin top oynayan zamanda bile.
Sabah erken saatte arayamazsın, uyuyor olurlar. Hep asık suratlı, hep fırça atmaya meyilliler.
Mesela ahşap kapım bozuldu, yağmurda şişti vs. Bütün Çeşme'de yalvarmadığım marangoz kalmadı gelin şunu değiştirin diye... Gelmiyorlar, gelen ölçü alıp gidiyor bir daha arayıp sormuyor, araya aracılar sokup getirdiklerim ise bir kapı için evin yarı tapusunu üzerine istiyor.
Neyse uzatmayalım Ege sahillerinde küçük esnafa iş yaptırmak Amerika ve Avrupa'daki gibi hem çok zor hem çok pahalı...
Yani eliniz matkap, fırça, kazma, kürek tutuyor ve iş bulamıyorsanız, koşun gelin bu tarafa...
İki senede kralsınız kral!

***


Sevimsiz evler

Yeni bir ev tipi var.
Böyle dört köşe kutular şeklinde. Hepsi birbirinin aynı...
Gri çatılı, gri taşlı, bir duvar illa ki çakma ahşap görünümlü...
Alüminyum doğramalar, korkuluklar...
Bunların bazıları akıllı ev diye de pazarlanıyor. (İnsanlar aptallaştıkça evler akıllanıyor zaar!)
Özellikle ülkenin batı kıyılarına uğursuz bir virüs gibi yayıldı bu mimari kepazelik...
Canım Ege-Akdeniz mimarisini anımsatan evler birer birer yıkılıp yerine birbirinin tıpatıp aynı bu sevimsiz ucubeler dikiliyor.
Her boşluğa bu ucubelerden oluşan siteler yapılıyor.
Kırmızı kiremitli, beyaz boyalı, ahşap panjurlu, pencereleri sakız sardunya, bahçesi begonvilli evler bu gri modern (!) yapılar arasında kaybolup gidiyor.
Bu siteleri birkaç ay içinde sağa sola oturtanlar da, bu evleri satın alan ahmaklar da (şehirdeki sevimsiz beton yığınlarından hiçbir farkı olmayan bu binalara deve yüküyle para veriyorlar bir de) bu ülkenin batı sahillerine ihanet ediyor.
Zevksiz görgüsüzler!

***


Çok sıkıldım

- Evli adamların, sanki çok normalmiş gibi sevgilileriyle pişkin pişkin pozlarını yayınlayan ve haberlerini yapan meslektaşlarımın çok eşliliği normalleştiren bu tutumlarından çok sıkıldım.
- Kilo vermeye çalışmaktan çok sıkıldım.
- Yaşam, ilişki, diyet, spor koçlarının sosyal medya hesapları üzerinden, "sağlıklı beslen-anı yaşa-sevgi içimizde-güç sende-başına ne gelirse senin hayrınadır, üzülme-amaaan koy gözüne rahvan gitsin" dayatmalarından ve genişliklerinden çok ama çok sıkıldım.
- Televizyondaki saçmasapan evlilik programları ve yarışmalardan çok sıkıldım.
- Programların reklam kuşak sayılarının fazlalığından ve her kuşağın 20-30 dakika sürmesinden, yani tv kanallarının artık 'reklam arası program' almasından çok sıkıldım.
- Nur Yerlitaş'tan çok sıkıldım.
- Game of Thrones'un arayı bu kadar uzatmasından çok sıkıldım.
- Canan Karatay'ın kafamızı karıştırıp durmasından çok sıkıldım. ("Kendini tereyağa ban, kuzuyu toynaklarıyla yesen hiçbir şey olmaz, bebelere kahveyi biberonla ver zihni açılır" türü ezberimizi bozan açıklamalardan gerçekten beynimiz yandı. Herkes yanlış bir sen misin yani doğru hocam?)
- Sürekli kötülerin kazanmasından çok sıkıldım.
- Garanti sürelerinin bitmesine programlanmış gibi ardı ardına bozulan beyaz eşyalardan çok sıkıldım.
- Telefon tacizleri sonucu kampanyalara dahil olmaktan ama vaat edilen hiçbir indirimin faturalara yansımadığını görmekten, yani anlı şanlı firmalar tarafından alenen kandırılmaktan, dolandırılmaktan çok sıkıldım.
- Saçlarımın bir türlü uzamamasından çok sıkıldım.
- Hayvan ve kadın düşmanlarından ve onların saçını başını dinlene dinlene yolamamaktan çok sıkıldım.
- Bana kabalık yapanlara sanki hiç bozulmamışım gibi davranmaktan ve onları daha da cesaretlendirmekten çok sıkıldım.
- Sürekli keşke demekten çok sıkıldım.
- Ve listeyi çıkarmaktan da çok sıkıldım. Çünkü bitecek gibi değil...