Anadolu coğrafyası, barındırdığı zengin flora ile bilim insanlarını şaşırtmaya ve dünya botanik literatürüne yeni katkılar sunmaya devam ediyor. Bu kez müjdeli haber, Ege’nin verimli topraklarına ev sahipliği yapan İzmir sınırlarından geldi. Ödemiş ilçesinde bulunan Ovacık Platosu’nun volkanik yapısı üzerinde yürütülen titiz bilimsel araştırmalar, daha önce hiç görülmemiş yeni bir bitki türü ile sonuçlandı. Doğanın bu saklı hazinesi, Ege Üniversitesi ve Hacettepe Üniversitesi’nden alanında uzman akademisyenlerin ortak mesaisi sayesinde tanımlanarak bilim dünyasına kazandırıldı. Keşfedilen türe, bilimsel adıyla 'Umbilicus choripetalus', Türkçe adıyla ise şehrin ismine ithafen İzmir göbek otu denildi. Uluslararası saygınlığa sahip bilimsel dergilerde yayımlanarak tescillenen bu tür, Türkiye florası için tarihi bir önem taşıyor.

Emekli öğretmenin merakı bilim dünyasını şaşırttı: Anadolu’nun yeni hazinesi "Çameli Pelemiri"
Emekli öğretmenin merakı bilim dünyasını şaşırttı: Anadolu’nun yeni hazinesi "Çameli Pelemiri"
İçeriği Görüntüle

I Z M I R D E E N D E M I K B I T K I T U R U K E S F E D I L D I 1107499 328813

Bilimsel iş birliği meyvesini verdi

Bu önemli keşfin arkasında, aylar süren zorlu arazi çalışmaları ve laboratuvar analizleri yatıyor. Ege Üniversitesi Botanik Bahçesi Herbaryum Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Hasan Yıldırım ve Dr. Tuğkan Özdöl’ün öncülük ettiği çalışmalara, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü’nden Dr. Barış Özüdoğru ve Dr. Ilgın Deniz Can genetik analizlerle destek verdi. Ekip, sahadan topladıkları örnekleri morfolojik ve moleküler düzeyde inceleyerek bitkinin benzersiz yapısını ortaya koydu. Laboratuvar süreçlerinde Dr. Ademi Fahri Pirhan ve Dr. Şükrü Arasan’ın, saha çalışmalarında ise Doç. Dr. Mehmet Maruf Balos ve Musa Geçit’in katkılarıyla, İzmir göbek otu literatürdeki yerini sağlamlaştırdı.

I Z M I R D E E N D E M I K B I T K I T U R U K E S F E D I L D I 1107498 328813

Genetik şifreleri akrabalarından farklı

Keşif sürecini anlatan Prof. Dr. Hasan Yıldırım, bitkinin bulunduğu Ovacık Yaylası civarındaki volkanik alanın özel bir habitat sunduğunu belirtti. Yıldırım, bitkinin "göbek otu" olarak bilinen grupta yer almasına rağmen, fiziksel özellikleriyle bilinen tüm türlerden keskin bir şekilde ayrıldığını vurguladı. Özellikle taç yapraklar yapısının en dibe kadar ayrık olması, bu türü dünyadaki diğer örneklerden ayıran en belirgin karakteristik özellik olarak dikkat çekti. Yapılan DNA çalışmaları ve morfolojik incelemeler, bitkinin özgünlüğünü kanıtladı.

I Z M I R D E E N D E M I K B I T K I T U R U K E S F E D I L D I 1107502 328813

Dünya genelinde bilinen göbek otu türleri arasında İzmir’deki bu yeni türe en yakın akrabaların Mardin ve Sudan’da yaşadığı tespit edildi. Mardin’de yayılış gösteren 'Umbilicus tropaeolifolius' türünün İran ve Orta Doğu coğrafyasına kadar uzandığını, Sudan’daki 'Umbilicus paniculiformis' türünün ise Afrika’da lokal bir yayılışı olduğunu belirten Prof. Dr. Yıldırım, İzmir göbek otunun bu iki türe genetik yakınlığı olsa da yapısal olarak tamamen farklı bir evrimsel süreç izlediğini ifade etti.

I Z M I R D E E N D E M I K B I T K I T U R U K E S F E D I L D I 1107501 328813

Türkiye florası için bir ilk

Bu keşif, Türkiye’nin botanik zenginliği açısından istatistikleri de değiştirdi. Dünyada toplamda 16 tane göbek otu türü bulunduğu bilinirken, Türkiye sınırları içerisinde bugüne kadar 7 farklı türün yayılış gösterdiği kayıtlıydı. İzmir göbek otunun keşfiyle birlikte bu sayı 8’e yükseldi. Ancak asıl önemli detay, bu türün endemizm statüsünde yatıyor. Diğer 7 tür farklı ülkelerde de görülebilirken, 'Umbilicus choripetalus' sadece Türkiye’ye özgü, yani endemik göbek otu statüsündeki ilk ve tek tür olarak literatüre geçti. Bu durum, İzmir’in ve Ödemiş’in biyolojik çeşitlilik haritasındaki önemini bir kat daha artırdı.

I Z M I R D E E N D E M I K B I T K I T U R U K E S F E D I L D I 1107500 328813

Maden tehdidine karşı acil koruma çağrısı

Bilimsel heyecanın yanı sıra, keşfin ardından gelen veriler koruma biyologlarını endişelendiren bir tabloyu da ortaya koydu. Araştırma ekibi tarafından yapılan popülasyon analizlerinde, alanda sadece 550 civarında birey olduğu saptandı. Bu sayı, türün Uluslararası Tür Koruma Birliği (IUCN) kriterlerine göre oldukça hassas bir popülasyon düzeyinde olduğunu ve yok olma riski taşıdığını gösteriyor. Prof. Dr. Hasan Yıldırım, bitkinin yaşam alanının son derece sınırlı olduğuna dikkat çekerek yetkililere seslendi. Bölgede yapılabilecek olası bir taş ocağı veya maden çalışması faaliyetinin, bu nadide türün dünya üzerinden silinmesine neden olabileceği uyarısında bulundu. Yıldırım, dünyada sadece Ödemiş’te bulunan bu genetik mirasın gelecek nesillere aktarılabilmesi için bölgenin acilen koruma altına alınması gerektiğini ve sanayi faaliyetlerine kapatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı.

Kaynak: DHA