Yeni yıla azalmış ama tükenmemiş umutlarla girmiştik ya; daha ilk günlerden 2025’e geri kaçasımız geldi.

Dünyada patlamalar, başkan kaçırmalar, gerginlikler, savaş naraları; yurtta derinleşen ekonomik kriz, ahlaki çöküş, giderek sağlığı bozulan, mutsuz bir toplum…

2026 adeta bize, “Kusura bakmayın dostlar, siz bu kafayla devam ettikçe, iyi günler görmeniz mümkün değil” diyor.

İnsan denilen varlık, Dünya’nın ve bu gezegendeki her canlının en büyük sınavı olmaya devam ediyor. İnsan hem insanı hem de var olan her şeyi, içindeki bitmek bilmez şiddet ve güç iştahıyla yutuyor.

Matmazel de adına insan dediğimiz canavarın son kurbanlarından biri…

Candostlar Anagorsel Internete2 (1)

Matmazel bir sokak köpeğiydi. Çok yaşlıydı. Yıllardır sokakta yaşam mücadelesi vermişti. Kimselere zararı olmayan, çevrede halkın tanıdığı, bildiği, beslediği bir candı.

Tek suçu ısınmak istemesiydi…

Ankara’nın donduran soğuğundan kaçmak için Demetevler metro istasyonuna sığındı. Amirlerinin talimatıyla harekete geçen görevliler tarafından hiç acımadan sopayla dövüldü. Zavallı hayvan canını kurtarmak isterken patileri yürüyen merdivene sıkıştı.

Hayvan severler görüp veterinere yetiştirdi ama maalesef iç kanama nedeniyle hayatını kaybetti.

Bu, bile isteye bir canlıyı katletmektir. Bu, bir insanlık suçudur; bir işkencedir.

Şu satırları yazarken yüreğim parçalanıyor benim. Fotoğraflara bakarken gözlerimden yaşlar akıyor.

Matmazel’i döverek öldürenleri düşünüyorum… Nasıl bu kadar kalpsiz, vicdansız olunabilir?

Olaya karışan personel görevden alınmış, soruşturma sürüyor. Takipçisi olacağız ama Matmazel geri gelmeyecek. Yaşanan vahşet silinip gitmeyecek.

Candostlar A N A G O R S E L Internete3-1

Biz toplum olarak ne zaman bu kadar dejenere olduk böyle? İnsanın aklı almıyor.

Sokak ortasında bir kadın katledilir, herkes seyreder. Ertesi gün unutur gideriz.

18’inin altında gencecik çocuklar üç kuruş para kazanmak için ölür gider, yer yerinden oynamaz. Pazarda bir çocuk yok yere bıçaklanarak öldürülür; katillerle empati kurulur!

“Şaka” adı altında, çocuk yaşta bir işçiye işkence ve tecavüz edilir, kimsenin kılı kıpırdamaz.

Hayvanlar her gün katledilir; tek tek öldürülür, toplu olarak öldürülür ama hayvan severler dışında kimse sahip çıkmaz!

Üzerimize ölü toprağı serilmiş… Acaba o toprağı ne zaman atıp, içine düştüğümüz bu çukurdan çıkacağız.

Sustuğumuz, susup oturduğumuz, şiddetin her türlüsüne karşı dimdik ayakta durmadığımız, herhangi bir tepki vermediğimiz her gün ülkece daha da kötüye gideceğiz. Bu kesin.

Şiddeti bu kadar normalleştirmek, normal değil!

Silkinip kendimize gelelim artık.

Candostlar K A Z D A G L A R I Dunyadan

Maden şirketlerinin Kaz Dağları iştahı bitmiyor

Bir zamanlar Türkiye’nin oksijen deposu olarak anılan Kaz Dağları’nda son 15-20 yılda artan madencilik faaliyetleri nedeniyle adeta bir çevre felaketi yaşanıyor.

Kaz Dağları’nda özellikle altın arama ve çıkarma çalışmaları 2000’lerin ortalarından itibaren artmaya başladı. Madencilik faaliyetleri nedeniyle bölgede yaygın orman tahribatı, su ve toprak kirliliği, ekosistem bozulması, biyoçeşitlilikte azalma gibi pek çok çevresel sorun ortaya çıktı.

Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF Türkiye) yazılı bir açıklama yaparak Kaz Dağları’nda yeni bir maden projesi için daha ÇED başvurusunda bulunulduğunu duyurdu. Açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Bölgede altın, gümüş ve bakır üretimi için kapasite artışı ve yeni tesisler planlanırken, 8 bin hektardan fazla alan bu faaliyetlerden etkilenecek.

Uzun yıllardır madencilik tehdidine karşı bir varoluş mücadelesi veren Kaz Dağları için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na, yılın son günlerinde, yeni bir ÇED başvurusu yapıldı. Yeni projeler, bölgenin ormanları, biyolojik çeşitliliği ve su kaynaklarının yanı sıra tarımsal ekonomisi ve turizmi için de tehdit oluşturuyor. Eşsiz doğal alanlarımız, kısıtlı su kaynaklarımız, iklim krizine karşı en büyük müttefikimiz olan ormanlarımız ve sürdürülebilir geçim kaynaklarımız, madenciliğe feda edilmesin; nefesimiz kesilmesin!”

Candostlar T E M A Bizimgezegen

TEMA: Fosil yakıt teşviki son bulmalı

Türkiye’de her yıl Ocak ayının ikinci haftası, Enerji Verimliliği Haftası olarak kutlanıyor. Enerjinin daha etkin kullanılmasını teşvik etmek, bireysel ve toplumsal düzeyde enerji israfını önlemek ve bu sayede iklim değişikliğiyle mücadeleye destek olmak amacıyla düzenlenen farkındalık haftasında TEMA Vakfı sosyal medya hesabından bir açıklama paylaştı.

“İklim krizinin nedeni sadece enerji türü değil, enerjinin kimler tarafından ne kadar tüketildiğidir” ifadelerinin kullanıldığı açıklamada enerji verimliliğine dair yol haritası da çizildi.

Açıklama şöyle devam etti:

“Ülkemizde % 71,6’sı enerjiden kaynaklanan emisyonların temelinde fosil yakıta dayalı sanayi ve büyüme politikaları var.

Enerji verimliliği için fosil yakıt teşvikleri son bulmalı. Temiz ve yenilenebilir enerji, toplam tüketimi büyütmeden planlanmalı. Enerji yoğun sektörlerde mutlak azaltım hedefleri konulmalı. İhtiyaç odaklı üretim politikaları uygulanmalı. Dönüşüm en büyük tüketici olan sanayiden başlamalı.”

Candostlar Kulagimizakupe (3)

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN

Şiddet, yetersiz kimsenin son barınağıdır.”

  • Isaac Asimov / Yazar