Yeni bir yıla adımımızı attık. Eskiden yeni yıla girince umutlarımız tazelenir; güzel bir enerji hissederdik. Memleketin hali malum; şimdi daha ziyade “gelen gideni aratmasın, aman daha kötü olmasın” diyoruz. Yeni yılın son haftasında benim dikkatimi çeken iki önemli gelişme oldu. Biri sokak hayvanlarını ilgilendiriyor, öteki doğayı. Biri iyi, biri kötü haber. 2026’nın ilk yazısında bu iki gelişmeyi atlamak istemedim.

Önce iyi haberle başlayayım. Türkiye Hayvanları Koruma Vakfı’nın, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 'Sahipsiz ve Tehlike Arz Eden Hayvanlar' genelgesinin iptali için açtığı davadan olumlu sonuç çıktı. Danıştay 10. Dairesi, yetkisiz idarelerin hayvanlar üzerinden hukuk dışı işlem tesis etmesine “dur” dedi. Kararda “Hayvanların korunması idarenin keyfine bırakılamaz" ifadeleri kullanıldı.

Kısaca hatırlamak gerekirse; genelge, yerel yönetimlere ve valiliklere sokak hayvanlarını toplama ve barınaklara götürme gibi yetkiler veriyordu. Oysaki bu yetkiler ilgili kanunda açıkça düzenlenmemişti. Dolayısıyla Danıştay’ın kararında “yetki aşımı” tespit edildi.

Ayrıca genelgede yer alan “tehlike arz eden hayvan” gibi belirsiz ve yoruma açık maddelerin de hukuki öngörülebilirlik ilkesine aykırı olduğuna karar verildi.

Bu genelge elbette Kanlı Yasa’yı iptal etmiyor. Ancak belediye ve valiliklerin son dönemde hayvanların toplatılmasına yönelik artan uygulamalarını yasal çerçevede frenlemek açısından değerli.

Dileriz, 2026’da Kanlı Yasa’nın da iptalini hep birlikte bu satırlardan kutlayabiliriz.

Candostlar A N A G O R S E L Internete1-5

Gelelim kötü habere…

Ülkemizin doğası zaten kırmızı alarm veriyor. Su kaynakları kuruyor, toprağımız kirleniyor, kuraklık artıyor, orman alanlarımız madenlere peşkeş çekiliyor.

Şimdi ormansızlaşma sorununu derinleştirecek yeni bir karara daha imza atıldı. Cumhurbaşkanlığı kararıyla ülke genelinde toplam 1 milyon 651 bin metrekare orman alanı arsa oldu.

Doğru duydunuz. Sanki dört yanımız betona gömülmemiş, yeşilimiz her geçen gün gözlerimizin önünde tükenmiyormuş gibi 1 milyon 651 bin metrekare orman alanını daha tek imzayla gözden çıkartmışız.

Adana, Bingöl, Denizli, Elazığ, Eskişehir, Gümüşhane, Konya, Mersin, Muğla, Trabzon ve Zonguldak’ta bulunan 1 milyon 651 bin metrekare ormanlık alan artık orman sınırlarının dışına çıkartıldı.

*

Ne diyordu ünlü halk ozanımız Aşık Veysel…

Orman yurdun temelidir

Nesillerin evvelidir

Her sanatın ilk eli'dir

Ormandaki varlığa bak

Orman yurdun öz evladı

Ormansız yok dünya tadı

Cümle işlerin kanadı

Ormandaki varlığa bak”

Bir ülke temel değerinden, öz evladından nasıl bu kadar kolay vazgeçer?

Değerini nasıl bilmez, anlamaz?

İnsanın içi acıyor.

Dilerim 2026, doğaya, hayvanlara ve iyi insanlara 2025’ten daha iyi davranır.

Candostlar D U N Y A N I N E N Y A S L I K E D İ S İ Dunyadan2

Dünyanın en yaşlı kedisi 30 yaşına girdi

Dünyanın bilinen en yaşlı kedisi Flossie, yen yıla birkaç gün kala 30. yaşına girdi. Sosyal medyada günlerdir gündemden düşmeyen Flossie yeni yaşına, kendisini bir süre önce sahiplenen Vicki Green ile birlikte girdi. Kedinin yeni yaşına girmesi, sosyal medya platformlarında yüzbinlerce beğeni alırken, onu tanımayan dünyanın dört bir yanından hayvanseverler Flossie’nin yeni yaşını kutladı.

İngiliz The Guardian gazetesinin haberine göre Flossie, yeni sahibi Green ile aynı yaşta. Ancak tabii ki kedi yaşıyla hesaplandığında Flossie 135-140 yaşında bir insan kadar yaşlı.

Sağır olan ve yaşlılık nedeniyle kısmen görme kaybı yaşayan Flossie yine de yaşına göre oldukça aktif ve keyifli bir yaşam sürüyor.

Sahibi Vicki Green kedinin dünyanın en yaşlı kedisi olabileceğini düşününce veteriner kayıtları incelendi. Flossie’nin 29 Aralık 1995 tarihinde doğduğu anlaşılınca Guinness Rekorlar Kitabı’na “yaşayan en yaşlı kedi” olarak geçti.

29 Aralık 2025’te 30 yaşına adım atan kedi, ikinci sahibiyle adeta ikinci baharını yaşıyor.

Öte yandan Flossie henüz kayıtlara geçen en uzun yaşayan kedi değil. Bu rekoru tarihte 38 yıl 3 gün yaşayan “Creme Puff” adlı başka bir kedi elinde bulunduruyor.

Candostlar H A V A Bizimgezegen1

Buz gibi soğuk havada patili dostları unutma

Yeni yıl soğuk havayı da beraberinde getirdi. Türkiye genelinde sıcaklıklar 0 derece ve altına inmiş durumda. Bu havalarda özellikle sokak hayvanlarının bir kap mamaya ulaşımının sağlanması hayati önem taşıyor.

Kedi ve köpeklerin kürkleri çok soğuk havalarda ısınmaları için yeterli olmuyor. Sıcaklık eksi derecelere düştüğünde sokak hayvanlarının vücut ısılarını korumaları zorlaşır ve enerji ihtiyaçları artar. Enerji için iyi şekilde beslenmeye ihtiyaç duyan hayvanların özellikle karlı günlerde yiyecek ve su bulmalarının zorlaşması, onlar için hayati tehlike yaratabilir. Yetersiz beslenme nedeniyle vücut ısılarını dengede tutamayan sokak hayvanları donmaya bağlı hipotermi ile yine vücut ısısının düşmesine bağlı birçok sağlık sorunu yaşayabilmektedir.

Bağlantı Bu dönemde patili dostlara yardım etmek isteyen hayvan severler her gün düzenli besleme yapabilir, basit kedi evleri veya kulübeleri uygun noktalara yerleştirebilir, mevcut barınma alanlarına battaniye, örtü, sünger gibi hayvanları sıcak tutabilecek malzemeler götürebilir. Ayrıca bu dönemde daha etkili destek sağlamak için gönüllülerin işbirliği içinde olması da önemlidir. Hayvanlarla ilgili çalışmalar yapan STK, platform ve gruplara destek verilebilir; bu gruplarla koordineli besleme ve barınak çalışmaları yapılabilir.

Candostlar K U L A G I M I Z A K U P E1-8

KULAĞIMIZA KÜPE OLSUN

İyi bir insan tüm canlıların dostudur.”

  • Mahatma Gandhi