Arap-Fars kaynaklarında Çelebi Sultan Mehmed’in lakabı olarak ‘kirişçi’ sözcüğü kullanılır. Memluk kaynaklarında da onun için Kirişçi lakabı kullanılmıştır. Çelebi’nin lakabının kirişçi mi yoksa güreşçi mi olduğu yönünde bir tartışma başlamıştır

Ünlü Türkolog Paul Wittek (Der ‘beiname’ des osmanischen sultans Mehemmed I) neredeyse tüm muasır kaynakları incelemiş ve Çelebi Sultan Mehmed’in lakabının ilk kullanıldığı kaynağa kadar inmiştir. Çelebi Mehmet’in lakabı olarak Nizameddin Şami, İbn Hacer el-Askalani ve Bedreddin el-Ayni ‘kirişçi’ lakabını kullanırlar. Osmanlı kaynaklarından Karaçelebizade Abdülaziz, İsmail Beliğ el-Brusevi de aynı sözcüğü kullanmışlardır.

Mustafa Ali, 'kirişçi' sözcüğünü kullanmakla beraber, Arap Fars tarihçilerin ‘bu lakabın neden kullanıldığınıyazmadıklarını’ eleştirir. Hammer de bu lakabı ‘güreşçi’ olarak verir. Seyyid Lokman da (Şemaili’l-Osmaniye’de) güreşçi olarak verir ve pehlivanların Çelebi’ye tahammül edemediklerinden söz eder.

Evliya Çelebi seyahatnamesinde ‘Kiritsi, Kiraca ve Kiratsa’ lakaplarından bahseder Çelebi Mehmed için. Bazı modern tarihçiler de Çelebi Mehmed’in ‘kiriş ustası’, yani bağırsaktan tel yapma sanatını öğrendiği için bu lakabı kullandığınıkabul ederler. Halil İnalcık ise bu sözcüğün ‘çelebi veya Yunanca’da ‘genç veya efendi’ anlamındaki 'krytsez' sözcüğünden geldiğini, Çelebi’nin kirişçi lakabıyla tanındığını belirtir.

OSMANLI'DA KULLANILMIYOR

Osmanlılarda bir esnaf grubu olarak kirişçi esnafının mevcut olduğu belgelenebilmektedir. Örneğin Üsküdar’daki bir sokağın adı Kirişçiler Sokağı idi. Antalya’nın mahallelerinden birinin ismi Kirişçiler ismini taşırdı. Larende’de (Karaman) Kirişçi Baba adını taşıyan bir mahalle ile bir zaviye vardı. Yine Osmanlı belgelerinde Bafra’da Kirişçi Cafer zaviyesinden söz edilir. Bütün bunlara rağmen Osmanlı tarihlerinde (Tevarih-i al-i Osman), Çelebi Mehmet için 'kirişçi' lakabıkullanılmaz. Gerçekten de Arap-Fars kaynaklarında kullanılan kirişçi lakabının nereden alındığı veya kaynağının doğru olup olmadığı meçhuldür.

Sanırım Arap-Fars tarihçileri bu bilgiyi kulaktan dolma yazmışlardır. Nitekim bu sözcük, ‘kirişçi, güreşçi ve kireşçi’ şekillerinde okunmuştur. Mustafa Ali de bu durumdan şüphelenmiş ve bu lakabın sebebinin yazılmadığını eserinde sormuştur (Künhü’l-ahbar).

İnalcık, zaten bu sözcüğe ‘bağırsaklardan tel/ok yapan zanaatkâr’ anlamının dışında Yunanca’daki genç-efendi anlamındaki 'krytsez' anlamını kabul etmiştir. Bu durumda Arap-Fars kaynaklarında geçen bu lakabın, ‘yayın kirişini geren veya bağırsaktan tel yapan kişi’ anlamında olmadığı açıktır.