Bazı insanlar hayatı sessiz yaşar. Gazetelerin manşetine çıkmazlar.
Televizyonlara konu olmazlar.
Ama bir gün… Bir olay olur…Ve o sessiz hayat bir anda bütün ülkenin yüreğine dokunur.
*
İşte Fatma Nur Çelik böyle biriydi.
44 yıllık hayatında kimseye zararı olmayan, işine giden, öğrencileriyle ilgilenen, akşam evine dönüp çocuğuna sarılan bir öğretmen… Hepsi bu.
Fatma Nur, Anadolu’nun kadim şehirlerinden Konya’da büyüdü. Anadolu’nun o bilindik hikâyesi… Çalışkan bir kız çocuğu. Okuyacak, meslek sahibi olacak, kendi ayakları üzerinde duracak.
Ve öğretmen oldu. Çünkü öğretmenlik biraz da karakter işidir. Sabır ister. Vicdan ister. Bir çocuğun derdini kendi derdi gibi görmeyi ister.
*
Yıllar geçti. O artık sadece öğretmen değildi. Bir de anne olmuştu. Sabah okula giden, akşam eve dönüp oğlunun ödevine bakan, hayatını sade yaşayan binlerce anneden biri…
Sonra yolu İstanbul’a düştü. Çekmeköy’deki Borsa İstanbul Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde görev yapıyordu. Her gün yüzlerce öğretmen gibi sınıfa giriyor, ders anlatıyordu.
Öğretmenliğin görünmeyen tarafı vardır. Sadece ders anlatmazsınız.
Bazen psikolog olursunuz. Bazen anne… Bazen baba… Bazen de öğrencinin hayatını toparlamaya çalışan son kişisinizdir. Fatma Nur öğretmen de öyleydi. Öğrencileri için çabalayan biriydi.
*
Ve bir gün…Okulda… Hiç kimsenin hayal bile edemeyeceği bir şey oldu.
Bir öğrenci tarafından bıçaklandı...
O anlarda söylediği sözler bir öğretmenin bütün hayatını anlatıyordu aslında. “Kemal’imi okuldan gidin alın… Benim çocuğum var… Beni acele hastaneye yetiştirin…”
Bir anne…Ölümle yaşam arasında bile aklında çocuğu vardı.
*
Sonra cenazesi memleketine götürüldü. Tekrar Konya’ya…Ve Musalla Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Annesinin söylediği bir cümle vardı. O cümleyi okuyunca insanın boğazı düğümleniyor. “Kızım oğlunu bana bıraktı.”
Bu sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda bir kadın hikayesi... Dün Dünya Kadınlar Günüydü. Her yerde kutlandı. Çok güzel laflar edildi. Fatma Nur Çelik bunların hiç birini duymadı. Çüntü o artık yoktu. Ne yazık ki biz bu yıl 457 kadın gibi onu da koruyamamıştık.
Sonra? Kadınlar çiçektir...
İşte bizim bizim memleket hikâyemiz.