Dünya liderlerinin ve önde gelen kuruluş temsilcilerinin katılımı ile gerçekleşen Davos Toplantıları sona erdi. Yeni Dünya Düzeni veya yeni küresel Düzen arayışının gündeme geldiği toplantılarda, üzerinde uzlaşılan en önemli saptama, zaten hepimizin gözünün önünde sürüp giden “Yeni Dünya Düzensizliği” oldu. Dünya Ekonomi Formunun (DEF) başkanı olan Brende “1945’den beri en karmaşık jeopolitik ortamda faaliyet gösteriyoruz” saptamasında bulundu. Konuşmalarda Jeopolitik ortamlarla jeoekonomik değişkenler arasında derin çelişkiler olduğu; ciddi küresel paradokslar yaşandığı, açıklık yerine çelişkilerin öne çıktığı vurgulandı. Ayrıca bu sorunların çözümünde alışılmış stratejilerin yetersiz kaldığı ve liderlere sorumluluk düştüğü belirtildi.

****

Black Rock Yatırım şirketi yöneticisi, “sistem 30 yıldır halka hiçbir şey vermedi” itirafında bundu. Üstelik yapay zekanın şimdi de “beyaz yakalıları” yok ettiği yeni bir istikrarsızlık çağının gündemde olduğu belirtildi.Öneri olarak daha rekabetçi ve çekişmeli bir Dünya yerine işbirliği ve diyalog arayışı; Yeni büyüme kaynaklarının önünün açılması; İnsanlara daha iyi yatırım, gezegenimizde daha çok refah inşa etmek ve daha çok yeniliği geniş ölçekte yaygınlaştırma seçenekleri öne çıkarıldı. Ayrıca bu süreçlerde eşitlik, şeffaflık ve güven unsurlarına vurgu yapıldı.

Bununla birlikte Davos’un iki etkin katılımcısı olarak ABD ve AB’li katılımcıların kendi sorunları ve konumlarının korunmasına odaklandıkları gözlendi. ABD bir yandan kendi ekonomisini güçlendirici önlem ve vergi uygulamalarına odaklanırken, Avrupa’nın savunma ve güvenlik konusunda artık kendi başının çaresine bakmasını istendi. NATO’ya daha fazla katkı beklendi. Böylece Rusya’dan gelecek tehditleri, AB’nin kendinin karşılaması istendi. Ayrıca Dünya süper gücü olma iddiası ile Çin‘e karşı kendini tahkim etmek arzusunda olurken, Rusya’ya karşı da Grönland’ a üstlenmekte ısrarcı oluyor. Bu arada geçmişte beslediği vekalet savaşı veren terör örgütlerine yatırım yapmak yerine, küresel siyasi otoritesini ulus devletler üzerinden sürdürme stratejisine yöneldiği gözleniyor. Ancak İsrail merkezli Orta Doğu angajmanı ile İran konusunda geleneksel tavrını koruduğu görülüyor.

****

Avrupa’nın stratejik dönüşümü ise daha çok kendi sorunlarına odaklanmaya yönelik. Bir yandan Ukrayna-Rusya savaşı nedeniyle kesilen ucuz gaz ve enerji nedeniyle ekonomik sorunlar ve güvenlik sorununu önceleyen içe dönük bir stratejiye yöneldi. Özellikle Alman ekonomisi, Rusya’dan sağlanan enerji ile Çin’den gelen makine ithalatındaki güçlü daralma nedeniyle bir çöküş süreci yaşıyor. AB, bu sıkıntıları çözmek için dünyanın en kalabalık ülkesi olan Hindistan ve Güney Amerika ülkeleri ile yeni arayışları sürdürüyor. Ayrıca yaşanan ekonomik sıkıntılar yanında Avrupa, jeopolitik durum olarak sağ radikal partilerin yükseliş kıskacı içinde, Yeni Küresel Düzen inşasına, kısa ve orta dönemde öncelik vermekte zorlanacaktır.

****

Görüldüğü gibi, ABD ve AB kısa ve orta dönemde, “Yeni Küresel Düzen” inşası için hem istekli değildir hem hazır değildir. Öncelikler, kendi konumlarını güçlendirmeye yönelik orta dönem stratejileridir. Bunun dışında Dünyanın yükselen gücü Çin hem ABD ile güç rekabeti hem de merkezi otoriter siyasi sitemi nedeniyle, üstelik Tayvan hevesi yüzünden “Yeni Küresel Düzen” inşasına katkı vermekten uzak bulunuyor. Özetle günümüz dünyasında ”çağın ruhu” şimdilik, ne yazık ki küresel düzensizlikten yana işliyor. Bu işleyişin tersine dönmesi için öncelikle otoriter liderliklerin demokratik katılımcı liderlik arayışına yönelmesi ve küresel düzensizlikten mağdur olan, kurumların, örgütlerin, kitlelerin ve ülkelerin desteğiyle bütünleşmesi gerekiyor. İnsanlığın yaşadığı en köklü teknolojik dönüşümün yaratıcı yıkım sürecinden, yeni ve sağlıklı bir düzen çıkarmak; çıkarları, güçleri, ihtirasları, kronikleşmiş değer, kurum sistem ve yapıları yeni baştan şekillendirici iradeleri, bilinçli olarak bütünleştirici bir yaklaşım gerektirir.