İyi giden bir şeyin içine üç şey girince, hızla bozulma gerçekleşiyor: Siyaset, din ve para. Din derken gerçek dinden değil, siyasete alet edilen sahte dinden söz ediyorum. COVID-19 ile mücadelede de böyle oluyor…

Sağlık ve Siyaset

Birçok bilim insanının yanında, Ekrem İmamoğlu ve Tunç Soyer, İstanbul ve İzmir’de sokağa çıkma yasağı konması gereğini çoktandır dile getiriyorlardı. Hükümet bunu gece yarısına 2 saat kala ve belediye başkanlarına bilgi vermeden ilan edince, yaşanan panik sonucu market ve fırınların önünde izdiham yaşandı ve muhtemelen çok sayıda kişi enfekte oldu. Tek bir soru: “İstanbul, Ankara ve İzmir büyükşehir belediye başkanları AKP’li olsa, yaklaşım böyle mi olurdu?”

Maske kullanımının market gibi alanlarda zorunlu olması çok doğru bir karardı. Ama kullanımı zorunlu maskenin satışının yasaklanması, Aziz Nesin’i mezarında ters döndürmüş olabilir. E-devlet gönderecek, ama ne zaman? Miktar yeterli mi? E-devlet başvurusu neden zor? Adresimi sorduğum e-devletin bana "adresini yaz" demesine şaşırdım, matematik sorusu karşısında ise afalladım. Bazı seçmenler için toplu başvuru mu yapılacak yoksa?

Sağlık ve Sahte Din

Umre’den dönenlere uygulanan çifte standart sonucu kaç kişinin etkilendiği muamma. AKP Isparta Milletvekili Recep Özel, illerindeki 268 koronavirüs olgusundan 245'inin Umre'den gelen ve misafir ettikleri kişiler olduğunu sosyal medyada yazmış, ama nedense silmişti. Türk Tabipler Birliği’nden Dr. Filiz Ünal ise Konya'da karantinaya girmeyen bir umrecinin 257 kişiye virüs bulaştırdığını ve 5 kişinin ölümüne yol açtığını iddia etmişti. Çok sayıda insan ölürken, bu ciddi iddialar araştırılır ve üzerleri örtülmeye çalışılmaz, umarım. Güvenlik görevlisine tükürerek enfeksiyon bulaştıran umreci ne alemde acaba? VIP namazına hiç girmeyeyim.

Sağlık ve Para

İlk yıllarında sosyal güvenlik kurumlarının birleştirilmesi gibi bazı başarılı adımlar atan AKP’nin son yıllardaki sağlık politikaları, tam bir fiyasko. Maddi kayıp kaygısıyla sokağa çıkma yasağının gecikmesinin faturası ağır olmaz umarım.

Para, siyaset ve sahte dinin iç içe geçip bir sarmal oluşturduğu Türkiye’de, iktidara gelmek ve bir süre iktidarda kalmak olası. Ama sonuçta Rahmetli Uğur Mumcu'nun dediği gibi: “Hangi iktidar din sömürüsüne dayanmış, mutlaka yıkılmıştır.”

Para, siyaset ve sahte din sarmalı bu kez bir duvara tosladı: ‘Sağlık’. Televizyonlarda boy gösteren sığ siyasetçilerin ve şarlatan din adamlarının yerini, bilim insanlarının alması, bunu kanıtı.

Atatürk, İslam Dini ve Siyaset

Ne savaş halindeyiz, ne de ödenen paralar geri verilecek, ama madem ki AKP, Tekâlifi Milliye Kararları nedeniyle Atatürk’ü hatırladı, biz de Atatürk’ün dinin siyasete alet edilmesine ilişkin sözlerini anımsatalım: “İnanıp, bağlanmaktan mutlu olduğumuz İslam dinini, yüzyıllardan beri alışılmış olduğu üzere, bir siyaset aracı durumundan kurtarmak ve yükseltmek gerektiği gerçeğini gözlemliyoruz.”

COVID-19’da Umut Işığı 'Erken Antienflamatuar Tedavi' mi?

COVID-19 enfeksiyonunun ölümle sonuçlanmasında, virüsten çok, bağışıklık sistemimizin verdiği aşırı tepkimelerin rol oynadığı ortaya çıkınca, bazı araştırmalar bu tepkimeleri önleme yönüne kaydı. 20 gün kadar önce, sanal ortamda doktora öğrencime, COVID-19 enfeksiyonunun bazı yönlerden dersimizin konusu Pneumocystis enfeksiyonuna benzediğini söylemiştim. Bağışıklığı baskılanmış ağır hastalarda verilen antibiyotik sonrası gelişebilen aşırı bağışık yanıtın ölüme yol açabildiğini ve kortizon tedavisinin bunu önleyebildiğini eklemiştim. Çinli meslektaşlarımız, COVID-19 Önlem ve Tedavi El Kitabı’nda kortizon tedavisinden yararlandıklarını yazmıştı. 4-5 gün önce okuduğum bir mesajda ise İspanya’dan Dr. Angel Atienza bazı hastalarda görüntüleme yöntemleriyle saptanan değişikliklerin enfeksiyona değil, tetiği çekilmiş yangısal olaylara bağlı olduğunu; önerilenin aksine, belirtilerin başlamasının 6. ve 12. günleri arasındaki erken dönemde kortizon verdiklerini, düzelme olursa tocilizumab gibi bir antienflamatuar eklediklerini, çok iyi sonuç aldıklarını ve yakında yayınlayacaklarını bildiriyordu. Bana çok mantıklı geldi; dağın zirvesinde oluşup yuvarlandıkça büyüyen bir kartopu başlangıçta durdurulmazsa, oluşan çığın yapacağı yıkım, ağır olabilir. Yeni elime geçen COVID Reference 2020.2 kitabında da bu iki ilacın koruyucu etkileri belirtilmiş; umarım 'Erken Antienflamatuar Tedavi' Türkiye’de de denenir.

Bağışlarınız

Celal Bayar Üniversitesi Hastanesi’ne bağışlanan; mikrodalga fırın ve tost makinesi için BOSCH’a ve Bölge Müdürü Sayın Çağatay Aykut'a; 100 takım FFP2 maske, gözlük ve koruyucu tulum için TOYO Matbaa ve Sayın Yakup Benli'ye, 500 cerrahi maske için Norwegian Health firmasına, 500 adet siperlik için Güven Cıvata ve Sayın Celal Güven’e, 5 mobil yatak için EN Mutfak ve Sayın Onurhan Cay'a; Ege Üniversitesi Hastanesi’ne bağışlanan 1000 siperlik için İnci Holding’e; mikrodalga fırın, tost makinesi ve Çaymatik için Vestel’e; Ayvalık Devlet Hastanesi'ne bağışlanan çamaşır makinesi için BOSCH’a çok teşekkürler.