Öğretmenlerimizin pek tabii öğrencilerimizin durumu iç açıcı değil.
İzmir’de bir ortaokulda fen bilimleri öğretmeni ile sohbet ediyorum;
“Öğrencilerimin hepsinin cebinde cep telefonu. Araştırma ve sorgulama yok. Sınıfımızda bilgisayarımız olmayınca nasıl fen dersi yapacağım. Emin olun mutlu değilim. Bir an önce emekli olmayı iple çekiyorum. Sınıftan hiçbir zaman mutlu ve sevinçle ayrılamıyorum”
Eğitime yeterli kaynak aktarılmasına karşın kalite düştü.100 bin öğretmen açığı varken binlerce öğretmen atama bekliyor.
Zor koşullarda öğretmenlik yapıyor onlar.
Öğretmenlerin yüzde 77’si öğretmenliğin saygın bir meslek olma özelliğini kaybettiğini düşünürken daha çok para kazanacağı bir iş olanağı olduğunda öğretmenliği bırakmayı düşünüyor. Her 5 öğretmenden biri ek iş yapıyor. 15 yıl deneyimli bir öğretmenin aldığı net maaş 3 bin 40 lira. Pazarda satıcılık yapan bir öğretmen görürseniz şaşırmayın. Öğretmenlerin yüzde 80’inden fazlası gelir yetersizliği nedeniyle psikolojik sorunlar yaşıyor.
Peki eğitim sistemi neden bu halde? Bu sorunun cevabını Eğitim İş Sendikası veriyor;
“80 milyonun yaşadığı bir ülkede eğitim sisteminde yapılacak değişiklikler, reformlar toplumsal uzlaşıyla ve tamamen pedagojik gerekçelerle yapılması gerekirken eğitim bilimcilerin görüşleri önemsenmeden, bilimsel temellerden yoksun bir şekilde hayata geçirilirse sonuç böyle olur. Anayasada eğitim-öğretim, Atatürk ilkeleri ve inkılapları doğrultusunda, çağdaş bilim ve eğitim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılır hükmü varken Atatürk İlke ve inkılaplarına aykırı, laiklik karşıtı eğitim merkezleri açıldı”
Öğretmenlerimiz böyle, peki öğrencilerimiz ne durumda?
Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA) sonuçlarına göre öğrencilerimiz matematik, fen bilimleri ve okuma-anlamada 35 OECD ülkesi arasında sondan ikinci.
OECD ülkelerinde eğitim gören öğrencilerin yüzde 7 nokta 7’si bilim konusundaki testte en yüksek sonuçları alırken çocuklarımızın düzeyi yüzde 0,3.
Her zaman verdiğim örneği bir kez daha yineleyeceğim. O da Finlandiya. Bir öğretmen en az 6 yıl eğitim alıyor. Dünyadaki en iyi öğretmenler orada. Öğretmenler istediği müfredatı uyguluyor. Öğretmenler kesinlikle denetlenmiyor. Her biri en az bir yabancı dil bil biliyor ve pedagoji masterı yapıyor. Sistem tamamen bağımsız, sorumluluk taşıyan araştırmacı düşünen bireyler yetiştirmeye yönelik çalışıyorlar.
Ülkemiz hiçbir şey yapmasa sadece Finlandiya’yı örnek alsa yeter.
Sözün özü; öğrencilerimiz uluslararası yarışmalarda başarısız. Siyasallaşmış kalitesi düşmüş bir eğitimden daha ne beklenir?
Haftaya yeniden buluşmak üzere hoşçakalın dostlar