Kıyısından köşesinden söylentiler başlamış ama "Yok artık canım kimse bunu Türkiye'de yapamaz" dediğimiz ve hepsi gerçekleşen şeyler var ya hani, hah işte onlar da ütopya aşamasındaydı.
İzmir Behçet Uz Çocuk Hastanesinden bir ihbar gelmişti.
Muhabir olarak ben görevlendirildim.
Ballıkuyu semtindeki bir yatılı Kuran kursunda kalan bir çocuk falakadan iki bacağını birden kaybetme tehlikesiyle hastaneye getirilmişti.
Hastaneye gittiğimde manzara korkunçtu.
12-13 yaşlarında bir çocuk. İki bacağı ve kalçası kırık.
Annesi başında öylece sessiz refakat ediyor.
Çocuk da sessiz. Daha doğrusu zor konuşuyor.
Sana bunu kim yaptı diyorum. Anlatıyor.
Hiç ağlamadan, sesini yükseltmeden, sanki dünyanın en normal olayı imiş gibi : "Gürültü yapıyoruz diye bilmem ne hoca kızdı, iki arkadaşım ayaklarımı tuttu, beni falakaya yatırdı. Ama bana çok vurdu. İki bacağımın arasına tahta koyup bir sağdan bir soldan hep vurdu. Ben bayılmışım. Buraya getirmişler."
Onun da annesinin de sakinliği insanı donduruyordu.
Ne hocadan ne de kurstan şikayetçilerdi...
***
Söz konusu Kuran kursu neyin nesidir diye kalktık foto muhabiri arkadaşla Ballıkuyu'ya verilen adrese gittik.
Ne okula, ne kursa benzeyen izbe, döküntü bir bina.
Tek bir görevli bulamadık muhatap olacak.
Uzatmayalım konu daha sonra yaptığımız haberlerle çok büyüdü. Sivil toplum kuruluşları çocuğumuza sahip çıktı.
Birtakım yardımlar toplandı ve o yardımları ailenin yaşadığı Manisa'nın Demirci Köyü'ne hep beraber götürdük.
Çocuğumuz yanımızda yoktu çünkü yeniden yürüyebilmesi için onu daha çok sayıda ameliyat bekliyordu.
Köye vardığımızda anladık ki köyün 9-10 yaşına gelen tüm erkek çocuklarını gelip 'bir adamlar' alıyorlarmış.
Aileler öyle bir yoksulluğun içindeydi ki kandırılmaları çok kolay oluyordu.
Çocuğun eğitim alacak diyorlar, aileye bir miktar para da veriyorlar ve küçücük bebeleri evlerinden ayırıp o izbe kurslara yatılı okul (!) diye kapatıyorlar.
***
Bize anlatılan ve bizzat gördüklerimiz buydu işte.Adana'da cayır cayır yanan küçük kız çocukları bana yıllar önce yaşadığım bu acı anıyı canlandırdı.
Canlandırmaz olaydı.
Ülkenin dört bir yanı mevzuata aykırı bu yasa dışı yatılı okullarla dolu.
Çağdaş eğitimle, bilimle, milli eğitimin öngördüğü müfredatla alakası olmayan ne idüğü belirsiz sözde okullar.
Yoksul ailelerin elinden, bir boğaz eksilsin bari sevinciyle kerameti kendinden menkul insanların eline terk edilen bebeler.
Denetimsiz, derme çatma binalara tıkılan, üzerlerine kilit vurulan bebeler...
Tacizler, ölümler...
***
Burası nerenin cehennemi acaba?
Biz nasıl bir azap kuyusuna düştük arkadaş?
Çocuklarımızla sınıyorlar bizi...
Tecavüzlerinden korumaya çalışıyoruz, ahlaksızlıklarından, vicdansızlıklarından korumaya çalışıyoruz.
Fakirliğin körelttiği ana baba vicdanlarına isyan ediyor, kahroluyoruz.
Ve sabırla "geçecek" diyoruz... Geçmeli... Bu böyle sürmemeli... Kötülüğün de bir sınırı vardır herhalde ya hu... O sınırı artık görmek istiyoruz.