Yok, İtalya’nın eğik kulesinden söz etmeyeceğim. Bizim Pisa, OECD Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın adıdır. 2022 sonuçları yayınlanmış, şaşırtmayan ama derinden düşündürmesi gereken durumumuzla bizi baş başa bırakmıştır.

Sonuçlar, gençlerimizin matematik, okuma ve fen dallarındaki durumlarını göstermektedir. Yüz öğrenciden ancak 5’i matematikte istenen düzeydedir, yüzde 61’i en alt düzeyi yakalayabilmiştir. OECD okuma yüzdesi 74 iken, çocuklarımız 71’i tutturabilmektedir. Fen dalında yüzde 75’i yakalamışlardır, OECD ortalaması 76’dır. Yüzde 33’ü sosyo ekonomik açıdan en dezavantajlı grup içindedir. Avantajlı gençlerimiz, dezavantajlı arkadaşlarını matematikte 82 puan geride bırakmış bulunmaktadır. Gençlerimizin yüzde 42’si iyi çalışamadıklarını söylemiştir ki OECD ortalaması 23’tür. Yüz gencimizden 18’i okul yolunda kendilerini güvende hissetmemektedir. OECD ortalaması yüzde 8’dir. Yüz kızımızdan 25’i, yüz delikanlımızdan 28’i ayda en az birkaç kez zorbalıkla karşılaştığını söylemiştir. Birleşik Krallık ve Litvanya’da yoksulluk nedeniyle yüz çocuktan 11’i, ABD, Şili ve Kolombiya’da 13’ü, Yeni Zelanda’da 14’ü öğün atlamak zorundadır. Memleketimiz çocuklarının ise yüzde 19’u haftanın en az bir günü, aç karnına okumaya çalışmaktadır. Sonuç: ülkemiz fen bilimlerinde 81 ülke arasında 34, 37 OECD ülkesi arasında 29. sıradadır. Matematik alanında 81 ülke arasında 39, OECD ülkeleri arasında 32. sıradadır. Okuma becerisi açısından ise 81 ülke arasında 30., OECD ülkeleri arasında 30. sırada yer almaktadır. En acısı, çocuklarımızın yüzde 44’ü hayatlarından memnun değildir. PISA 2022’ye göre Singapur her alanda birincidir ve ülkemiz OECD ortalamasının altındadır.

***

Ayrıntılara kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Eliniz değmişken, üniversitelerimizin küresel sıralamadaki yerlerine, bilimsel yayın ve kamusal işlev açısından durumunada bakabilirsiniz. Elbette bu konuda kaygı, gençlerinize saygı, geleceğe dair sorumluluk duyuyorsanız… Kıskanıyorlar, çekemiyorlar falan diyemezsiniz. Dünyada saygınlık hamasetle değil, somut, çağdaşve bilimsel yaklaşımlarla kazanılıyor.

Lunapark eğlencelerini bilim diye pazarlamakla olmuyor. Enerji tasarrufu ile ekonomiyi kurtardığınızı sanırken, çocukları sabahın kör karanlığına ve mutsuzluğa terk ediyorsunuz. Kaliteyi bilimsel ve insani yöntemlerle aramak varken, ÇEDES’i dayatmak, imamı okula sokmak, sorunu daha da ağırlaştırıyor. Sözde parasız, pratikte acımasız eğitim masrafları, çocukları okuldan uzaklaştırıyor.

Hal böyle olunca, “Eğitimde fırsat eşitliği” dünyanın en kısa fıkrasına dönüşüyor. Siz gülebilirsiniz ama ülkemizin yüreği kan ağlıyor.