ZAFER ERTEM- 9 EYLÜL TV’de moderatörlüğünü gazeteci Zafer Ertem’in yaptığı ‘Spor Servisi’ programının bu haftaki konukları duayen foto muhabirleri Esat Erçetingöz ve Aykut Fırat oldu. Karanlık odalarda film yıkayarak başlayan foto muhabirliği serüveni, bugün yapay zekâ destekli teknolojilere uzanırken fotoğrafın, haberin en güçlü belgesi olduğunu belirten iki usta göz, tek bir karenin bazen sayfalarca haberden daha etkili olabildiğini de belirtti. Meslek yaşamları boyunca çok sayıda ödüle layık görülen iki deneyimli gazeteci, başarılarının arkasında disiplinli çalışma, sürekli öğrenme ve sahadan kopmama unsurunun etkili olduğunu söyledi. Genç gazetecilere seslenen Erçetingöz ve Fırat, gündemi yakından takip etmelerini, bol bol fotoğraf incelemelerini ve güçlü bir arşiv oluşturmalarını tavsiye etti. Türkiye'nin yakın tarihine tanıklık eden Erçetingöz ve Fırat, foto muhabirliğinin yalnızca bir meslek değil, gelecek kuşaklara bırakılan görsel bir hafıza olduğunu da vurguladı.

FOTO MUHABİRİ YAZI YAZMAZ Kİ!

Esat Erçetingöz, gazeteciliğe 1972 yılında Demokrat İzmir Gazetesi'nde spor foto muhabiri olarak başladığını belirtip söze şöyle başladı: ‘’Her zaman saygı ile andığım Tuncer Yılmaz beni İzmir’de Çetin Gürel’le tanıştırdı. Yanımda da babamın bana hediyesi lubitel 2 marka fotoğraf makinesi vardı. Çetin abi beni rahmetli Okan Yüksel’e gönderdi. Okan abi, "hoş geldin evlat" dedi. "Hoş bulduk abi" dedim. "Sen muhabir mi olmak istiyorsun?" dedi. "Evet, spor muhabiri olmak istiyorum, makinemde var" dedim. İlk işim İlkokullar arası basketbol şampiyonasıydı. Baktım çocukların boyu 80 cm, pota 3 metre. Topu, potayı ve çocuğu nasıl çekeceğim diye düşünürken makinem üstten bakmalıydı yere koydum, hafif kaldırdım çekmeye başladım o minicik çocuklar devleşmişti. Gazeteye döndüm, rahmetli Ahmet Gümüşçü filmleri yıkadı karanlık odadan çıkıp bana ‘aferin’ dedi. Ben filmleri alıp Okan Yüksel’in masasına koydum "buyur abi" dedim. "Haberini de yazdım o da burada" dedim. "Haberini de mi yazdın?" dedi. "Evet" dedim. E dedi "foto muhabiri haber yazmaz ki" Ben ‘hem yazarım, hem de fotoğraf çekerim’ diyerek olayı noktaladım. O zaman başladı benim gazetecilik ve foto muhabirliği sevdam zaten.’’

İŞE ALINMAM İÇİN 6 KARE FOTOĞRAF YETTİ

Aykut Fırat’ın foto muhabirliği ile tanıştığı süreç ise şöyle: ‘’Ben de 1972'de Hürriyet İzmir büroda başladım. O dönem önceleri gece okuyor, gündüz iş arıyordum. Allah rahmet eylesin İstanbul'dan gelen Hürriyet İzmir Büro şefi Orhan Kantoğlu ile bir vesile ile bir araya geldik benim fotoğrafçılığa merakımı öğrenmiş ‘hafta sonları gel maçlara gönderelim seni’ dedi. Yine bir hafta sonu Karşıyaka’ya gönderdiler arka arkaya üç maç vardı. Elimde de leica marka makine ile sahaya girdim ama ne yapacağımı nerde duracağımı bilmiyorum. Kalenin arkasına geç dediler geçtim. Heyecanden olsa gerek O üç maçtan tam 6 süper kare çekmişim. Yani her maçtan ikişer kare. Gazeteye geldim filmlerim karanlık odadan çıktı ve çok beğenildi. Sonra bana işe başlayabilirsin dediler. Sonraki işimde Nejat abi ile (Seçen) adliyeye gittik. Orda kavgalar, olaylar deklanşöre peş peşe basmışım 12 kare üst üste. Makinemin bir özelliği vardı kurmadan başka kareye geçilmiyordu. 16 yaşındaydım üst üste çekince sonuç alamıyorsun tabii. Acemilik bir süre sonra geçiyor tabii sorumlu olduğun işi daha dikkatli daha iyi yapmaya çalışıyorsun. Benim mesleğe startım da böyle oldu işte.’’

Zeynep Dizdar: "Durgun kadın imajı bir dayatmaydı!"
Zeynep Dizdar: "Durgun kadın imajı bir dayatmaydı!"
İçeriği Görüntüle

5286C2Ce Ae1A 4E06 B9A0 106Ee981Ffdf

KARANLIK ODA SENDROMU

Siyah beyaz filmler, karanlık odalar ve üstten bakmalı fotoğraf makineleriyle çalışılan yıllarda çekilen her karenin büyük emek istediğini belirten Erçetingöz, "Filmi banyodan çıkıncaya kadar çektiğimiz fotoğrafın nasıl olduğunu bilmezdik. İşte o belirsizlik mesleğin en büyük heyecanıydı. Kalbimiz küt küt atardı. Saatlerce emek verilen bir fotoğrafın başarılı çıkıp çıkmadığı ancak karanlık odanın kapısı açıldığında anlaşılırdı" derken Aykut Fırat ise mesleğin yalnızca fotoğraf çekmekten ibaret olmadığını ifade etti. Trafik kazalarında, cinayetlerde, afetlerde ve insan dramlarının tam ortasında görev yaptıklarını belirten Fırat, kimi zaman objektifi bırakıp insan hayatını kurtarmayı seçtiğini de söyledi ve hep "Önce insan, sonra gazeteciyim" düşüncesiyle hareket ettiğini ifade etti.

OLİMPİYATLARDAN, KARDAK KRİZİNE!

Söyleşide unutulmaz meslek anıları da paylaşıldı. Erçetingöz, Olimpiyat Oyunları'nda çektiği Naim Süleymanoğlu’nun dünya spor tarihine geçen rekoru ve bu zaferin özel özel kareleri, Semra Özal'ın tatil görüntülerini çekerken yaşadıkları zorlu süreci ve dönemin fotoğrafçılarının dayanışmasını anlattı. Fırat ise Kardak Krizi'nden trafik kazalarına kadar birçok kritik olayda görev yaptığını belirterek, bazen gazetecilik refleksi ile insanlık görevi arasında çok zor kararlar vermek zorunda kaldıklarını söyledi. İki usta foto muhabiri, teknolojinin gelişmesiyle fotoğraf çekmenin kolaylaştığını ancak iyi fotoğraf üretmenin hâlâ aynı zorlukları taşıdığı görüşünde birleşti. Dijital makineler ve yapay zekâ uygulamalarının teknik kolaylık sağladığını belirten Erçetingöz, ‘’Geçmişte film zor bulunduğu için olaylarda sayılı kareler çekerdik. Bugün ise saniyeler içinde yüzlerce fotoğraf çekilebiliyor. Buna rağmen, haber değeri taşıyan kareyi yakalamanın hâlâ foto muhabirinin bilgi, deneyim ve sezgisine bağlı olduğuna inanıyorum’’ dedi.

235Ac8A7 B73F 446B Aba2 B911476Fe6B0

ONLAR ÖDÜL AVCILARI

Meslek yaşamları boyunca çok sayıda ödüle layık görülen iki deneyimli gazeteci, başarılarının arkasında disiplinli çalışma, sürekli öğrenme ve sahadan kopmamanın bulunduğunu dile getirdi. Esat Erçetingöz Olimpiyatlarda Naim Süleymanoğlu’nun şampiyon olup üstüne rekor kırdığı anı görüntülerken göz yaşlarını tutamadığını söyledi. Aykut Fırat ise dönemin başbakanı Tansu Çiller’in dekolte giyim fotoğrafı ve haberi ile gündem yarattığını hatırlattı. Yaklaşık yarım asırlık meslek hayatlarında onlarca ödül kazanan, binlerce habere imza atan iki duayen isim, foto muhabirliğinin gazeteciliğin en zor ama en onurlu alanlarından biri olduğunu belirtip, "Bir fotoğraf bazen sayfalar dolusu yazının anlatamadığını tek karede anlatır. Mesleğimizin geleceği teknolojiden çok, objektifin arkasındaki insanın bakış açısıyla şekillenecektir’’yorumunu yaptılar.

C553Fa1C 3996 4812 8518 33F64D6A93C8

GENÇ İLETİŞİMCİLERE ALTIN TAVSİYELER

İletişim fakültesi öğrencilerine de önemli tavsiyelerde bulunan Erçetingöz ve Fırat, gündemin sürekli takip edilmesi, dünyadaki başarılı fotoğraf örneklerinin incelenmesi, güçlü bir fotoğraf arşivi oluşturulması ve farklı bakış açıları geliştirilmesi gerektiği yorumunu yaptılar. İki usta foto muhabiri genç iletişimcilere "Herkesin baktığı yerden bakmayın başarılı fotoğraf için teknik donanımdan önce merak, sabır gerekir. Gazeteciliğin yalnızca teknik ekipmanla yapılmaz yaratıcı olmak şarttır. Bugün cep telefonlarıyla saniyeler içinde binlerce fotoğraf çekilebiliyoruz. Teknolojinin kolaylık zirvede evet ancak fotoğrafın ruhunu değiştiremez. ‘Makine değişir ama gören göz değişmez’ bu da bir kuraldır. Bir fotoğraf yalnızca bir anı değil; bir dönemi, bir hayatı ve bazen de bir ülkenin hafızasını sonsuza kadar yaşatır. Mesleği ilerletmek adına genç iletişimcilere sorumlulukta düşmektedir’’ uyarılarında bulundular.

Mini Yorum

Zafer Ertem

HERKES FOTOĞRAF ÇEKER AMA!

Esat Erçetingöz ve Aykut Fırat bugün konuklarımdı. Onlar adını şu an sayamadığımız değerlerle birlikte çektikleri fotoğraflar ve yaptıkları haberlerle meslekte iz bırakan insanlar oldular. Ya yitirdiklerimiz Mehmet Ali Okumuş, Gazanfer Karpat, Ergun Ulcay, Timuçin Tülis, Mehmet Ali Varış, Erdal Göndem ve nicelerini unutmak mümkün mü? Tabii ki değil, ruhları şad, mekanları cennet olsun. Onlar da hem mesleklerinin hem de İzmir’in hafıza kartlarıydılar. Yaptıkları ve ürettikleri işlerle İzmir’in yerelde ve ulusalda sesi oldular. Fırat ve Erçetingöz’ün fotoğraf çekmeye meraklı genç iletişimcilere verdikleri tavsiyelerinde çok önemli olduğuna inanıyorum. Evet, günümüzde herkes fotoğraf çekebilir ama kuralıyla, manasıyla ve özgün ruhla çekilen yaratıcı fotoğrafı, fotoğrafları kim beğenmez ki!

0D3Ef296 B175 4045 8Def A1808C5950Dd

Kaynak: ZAFER ERTEM