İzmir'in içinde İzmir'i tanımak...

Tarihi dokusuyla, doğasıyla, doğallığıyla bir kentte oturmak, onu tanımak, ayrımına varmak, yeni bulgularına ulaşmak bir başkadır diye düşünürüm.

Yıllarca bir kentte oturursunuz da onu özellikleri, değerleriyle tanıyamazsınız. Görmek, bakmak yeterli değil; tanımak, gezmek, ayrımına varmakla anlam kazanır kentler.

İzmir de benim için öyledir. Tam 43 yıldır bu kentin havasını solurum, aşını ekmeğini yerim, suyunu içerim, sokaklarını gezerim, imbatıyla, dostluğuyla, dostlarıyla, sevinciyle buluşurum.

İzmir’e ilişkin her dergi, her kitap yeniden heyecanlandırır beni. Bu kenti yine de eksik tanıyormuşum gibi bir duyguya kapılırım.

Aman Oğuz sınırı aşma, sen İzmir’i eski İzmirlilerden daha iyi bilecek değilsin ya diye söylendiğim de olur. O zaman ben susayım İzmir’e sevdalılar, İzmir’de doğanlar konuşsun; şairler konuşsun…

Şadan Gökovalı, Yaşar Aksoy, Orhan Beşikçi, Yaşar Ürük, Yücel İzmirli, Tufan Atakişi, Ersin Doğer, Lütfü Dağtaş, Okan Yüksel, Asım Öztürk, Hüseyin Yurttaş, Hidayet Karakuş, Efdal Sevinçli, Ahmet Günbaş… Hemen ilk aklıma gelenler. Dahası da olmaz mı?

O zamaniki dostun kitabına Cem Seyhun Ünbay’a,Murat Şahin’e gidelim.

“İzmir…Her yan/ım sevda”

Eski fotoğraflar, belgeler, şiirler, kitaplar… Cem Seyhun Ünbay aşkla yaşayan bir şair. Bu kez İzmirli dizelerle buluşturdu bizi: “İzmir… Her Yanı/m Sevda”

Zaman penceresini aralayıp “kız yüzlüm, İzmir’im, mavi gözlüm…” dediği kentin semtlerini, sokaklarını, yokuşlarını adım adım dolaştırıyor.

“Dilimde şiir, sakalımda şehir, sırtımda imbatın eski esintisi…” diyerek Varyant’tan aşağıya iniyoruz, Bahribaba’ya, oradan Konak Meydanı'na, sonrasında ver elini Kokaryalı, İngiliz Bahçesi, Kömür İskelesi, Rıza Bey Aile Evi…

Yolculuk sürüyor. Namazgâh’ta bir şarkı vakti. “hüzün, hazan ve ezan / ellerim acemaşiran / yüreğim sultan-ı yegah.”

“Basmane’de Sardunyalı Zamanlar” adalınca Cem Seyhun’un eski sinemaları, kır bahçeleri, otelleri çıkıyor karşımıza. Sonra “dön baba dön Dönertaş, yanık bi’gece çığlığı/ Tilkilik’ten uzuyor, sarhoş bi’klarnet / olmaz sevdalar yazıyor.”

Basmane biter mi öyle tez vakit; anıları, yaşananları, görüntüleriyle bir uzun öykü; “tarihin kadim sesi / yaşamın tam kendisi / İzmir’in Basmanesi…”

Cem Seyhun Kemeraltı’na iner de şairilerini unutur mu? İki şair Hidayet Karakuş ve Bahri Karaduman’la buluşturur bizi; “gördüm/sevindim bugün/sevindim öylece…” der.

“Öteden İncecikten” bakınca “Bizim Çiğdemci, Arap Midyeci, Turşucu Ali, Boyozcu Salih, Kuşyemci Hacı” çıkar karşımız dahası da var; Krelebekli Kahve, Foto sedat, Cico berber, Köfteci Ferit, pilavcı Cemal usta, Ömüriş Turşucusu…” hepsi Cem’in şiirinden. Dahası mı? Kitabında…

Pasaport’tan Kordon’a…

İzmir’in tadı, kokusu, rengi, şenliği, aydınlığı olan öyküler… Bir başka gökyüzü altında Pasaport, Kordon, Alsancak, İzmir yolculukları, aşkları, anıları, görselleri…

Murat Şahin derlemiş, düzenlemiş bizi öykü varsıllığıyla bu İzmir varsıllığına yol açmış.

Pasaport’tan Kordon’a süren yolculuktaki öyküleri Ahmet Büke, Avram Ventura, Aydoğan Yavaşlı, Duygu Özsüphandağ Yayman, Emel Kayın, Ferda İzbudak Akıncı, Fergül Yücel, Gamze Atal, Gönül Çatalcalı, Güzin Oralkan, Handan Gökçek, Hülya akyüz, Hülya Soyşekerci, Latife Doğanay Çağlayan, Murta Şahin, Nergis Seli, Polat Özlüoğlu, Raşel Rakella Asal, Şükran Yücel, Yıldız İlhan yazmış.Kalemlerine sağlık.

“Biz Kitap Yayınları arasında Ocak 2020’de çıkan bu kitaba da uzak kalmayın derim.

YORUM EKLE