SEMİ TEKTAŞ/İstanbul Eyüpsultan’da 74 yaşındaki okul müdürü İbrahim Oktugan’ın öğrencisi tarafından öldürülmesi, Konya Ereğli’de öğretmen Cihan Güçlü’nün saldırıya uğraması, Konya’da rehberlik öğretmeni Muhammed Öz’ün okul içinde hayatını kaybetmesi ve Mersin Anamur ile İstanbul Çekmeköy’de yaşanan saldırılar, eğitim emekçilerinin yaşadığı şiddetin boyutunu gözler önünde seriyor. Eğitim-Sen İzmir 6 No’lu Şubesi yaptığı basın açıklamasında bu olayların tekil vakalar olmadığına dikkat çekerek, eğitim alanında giderek büyüyen bir şiddet ikliminin oluştuğu ifade edildi.

“İstisna değil, sistematik”

Eğitim emeçilerine yönelik arttan şiddet sarmalının münferit olmadığını sistematik bir şekilde ilerlediğini ifade eden Eğitim-Sen İzmir 6 No’lu Şube Başkanı Bülent Karakaş, “Eğitim kurumlarında yaşanan şiddet olayları artık istisnai değil, sistematik bir sorunun açık göstergesidir. Eğitim emekçilerine yönelik saldırılar, kamusal sorumluluğun yerine getirilmemesi ve gerekli önlemlerin alınmaması nedeniyle giderek artmaktadır. Son iki yıl içerisinde yaşanan ve kamuoyuna yansıyan bazı olaylar, gelinen noktayı tüm açıklığıyla gözler önüne sermektedir: İstanbul Eyüpsultan’da özel bir lisenin 74 yaşındaki müdürü İbrahim Oktugan, 17 yaşındaki öğrencisi tarafından silahla vurularak katledilmiştir (7 Mayıs 2024). Konya Ereğli’de sınıf öğretmeni Cihan Güçlü, bir öğrencisinin yakını tarafından gerçekleştirilen saldırı sonucu ağır yaralanmıştır (21 Şubat 2025). Konya’da Fetihkent İmam Hatip Ortaokulu rehberlik öğretmeni Muhammed Öz, okul içerisinde tüfekli saldırı sonucu yaşamını yitirmiştir (12 Haziran 2025). Mersin Anamur’da bir ortaokulda 12 yaşındaki bir öğrenci, okul müdürü Ender Kara’yı tüfekle yaralamıştır (22 Aralık 2025). İstanbul Çekmeköy’de bir lisede gerçekleşen bıçaklı saldırıda iki öğretmen ve bir öğrenci yaralanmış; biyoloji öğretmeni Fatma Nur Çelik tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetmiştir (2 Mart 2026). Bu olaylar münferit değildir. Bu olaylar, eğitim alanında giderek derinleşen şiddet ikliminin ve ihmaller zincirinin doğrudan sonucudur” diye konuştu.

Futbolcu cinayetinde çarpıcı gelişme: İzmir'de otel sahibi tutuklandı
Futbolcu cinayetinde çarpıcı gelişme: İzmir'de otel sahibi tutuklandı
İçeriği Görüntüle

“Bireysel öfke değil”

Eğitim emekçilerinin doğrudan hedef haline geldiğinin altını çizen Karakaş, “Eğitim-Sen olarak açıkça ifade ediyoruz: Eğitim emekçilerinin yaşam hakkını korumak, başta Millî Eğitim Bakanlığı olmak üzere devletin anayasal ve hukuki yükümlülüğüdür. Ancak bugüne kadar yapılan uyarılar dikkate alınmamış, kalıcı ve önleyici politikalar hayata geçirilmemiştir. Okullarda ateşli silahlarla ve kesici aletlerle saldırıların gerçekleşebilmesi, güvenlik önlemlerinin yetersizliğini ve kamusal denetimin zafiyetini açıkça ortaya koymaktadır. Bu durum, yalnızca idari bir eksiklik değil, aynı zamanda ciddi bir sorumluluk ihlalidir. Şiddetin kaynağı yalnızca bireysel öfke değildir. Toplumda giderek yaygınlaşan kutuplaştırıcı, hedef gösterici ve itibarsızlaştırıcı dil; eğitim emekçilerini doğrudan hedef haline getirmektedir. Öğretmenlik mesleğinin sistematik biçimde değersizleştirilmesi, kamuoyu önünde haksız biçimde suçlanması ve yalnızlaştırılması bu saldırıların zeminini güçlendirmektedir. Öte yandan; derinleşen ekonomik kriz, artan yoksulluk, gençlerin geleceksizlik duygusu ve sosyal destek mekanizmalarının zayıflığı da şiddeti besleyen önemli toplumsal etkenlerdir. Rehberlik ve psikolojik danışmanlık hizmetlerinin yetersizliği, risk altındaki çocuk ve gençlerin zamanında desteklenmesini engellemektedir” değerlendirmesinde bulundu.

“Ölmek istemiyoruz!”

Karakaş, “Buradan yetkililere açık ve net çağrımızdır: Okul güvenliği konusunda bütünlüklü, bilimsel ve bağlayıcı politikalar derhal hayata geçirilmelidir. Tüm okullarda, öğrenci sayısına bakılmaksızın, en az bir rehberlik ve psikolojik danışmanlık personeli görevlendirilmeli; ihtiyaç doğrultusunda bu sayı artırılarak yeterli düzeye ulaştırılmalıdır. Risk altındaki öğrenciler için erken uyarı ve müdahale mekanizmaları kurulmalıdır. Okullarda şiddeti önlemeye yönelik ulusal ve bağlayıcı bir eylem planı hazırlanmalıdır. Eğitim emekçilerinin hedef haline getirilmesini engelleyecek açık ve kararlı bir kamu dili benimsenmelidir. Eğitim-Sen olarak talebimiz açıktır: Güvenli bir çalışma ortamı istiyoruz. Bu talep bir ayrıcalık değil, en temel insan hakkıdır. Unutulmamalıdır ki; şiddetin olduğu yerde eğitim olmaz. Güvenliğin olmadığı yerde gelecek kurulamaz. Bizler okullarımızı şiddete teslim etmeyeceğiz. Öğretmenlerin ve öğrencilerin güvenli, huzurlu ve sağlıklı bir ortamda bulunma hakkını savunmaya devam edeceğiz. Şiddet sonucu yaşamını yitiren tüm meslektaşlarımızın anısı önünde saygıyla eğiliyoruz. Artık ölmek istemiyoruz! Yaşamak ve yaşatmak istiyoruz! Benzer acıların bir daha yaşanmaması için mücadelemizi kararlılıkla sürdüreceğimizi kamuoyuna duyuruyoruz” diyerek sözlerini tamamladı.

Muhabir: SEMİ TEKTAŞ