fazla şiirden ölen” edip cansever mi?

İkinci Yeni’ye yolumuz düşünce sokağın başında rastlayacağımız ilk adlar Cemal Süreya, Turgut Uyar, Edip Cansever, Ece Ayhan, İlhan Berk olur.

Ah güzel Ahmet abim benim / İnsan yaşadığı yere benzer” dizeleriyle özdeşleşen; masaya sütünü, yumurtasını, çiçeklerini, aklına gelenleri koyup “Adam yaşama sevinci içinde” diye masaya anlam, değer, şiir katan Edip Cansever’i bugün anmamak olası mı?

Daha yaşayabilecekken, 90. yaşını da görebilecekken, 1986’da elli sekiz yaşında arkasında bir yığın şiiri, kitabı, söyleşiyi, dostları bırakıp gidilir miymiş? Evet yaşasaydı bugün tam 90 yaşına erecekti Cansever. Kuşkusuz şiir evrenimizde yine var.

Hadi o zaman “her yalnızlık bir ihtilaldir” diyen Edip Cansever için dostu Cemal Süreya’nın dizeleriyle analım, ona saygımızı sunalım:

Yeşil ipek gömleğinin yakası
Büyük zamana düşer
Her şeyin fazlası zararlıdır ya
Fazla şiirden öldü Edip Cansever

KASABALI LORCA: ABDÜLKADİR BULUT

On yedinci adada ama yüzlerce mezardan hangisi? Dördümüz de aramaya koyulduk. Bir türlü bulamıyoruz. Sonunda Aydan Yalçın uzaktan ‘buldum’ diye seslendi hepimize. En çok ben sevindim. Mezar aralarında arama yaparken, kurumuş dikenli otların ayak bileklerimi ısırmasından rahatsız olmuştum.

Üzeri otlarla ve ne olduğunu bilemediğimiz böğürtlene benzer ama böğürtlen olmayan arsız bir bitkiyle tamamen kapanmıştı. Mezar taşı üzerindeki Abdülkadir Bulut yazısını görmemiz mümkün değildi.”

Şair-yazar dostum Ferhat İşlek sanal ortamdan paylaştığı iletisinde 8 Ağustos 1985'te yitirdiğimiz şair Abdülkadir Bulut’un unutulan mezarından, arayışlarından söz ediyor, şairin memleketi Anamur'dan ses vererek...

Yarın Anamur’da Abdülkadir Bulut adına açılacak kütüphane nedeniyle şenlik var. Şair Aydan Yalçın “Onu yeniden Anamurlularla, şiirleriyle ve kendi köyünde adına açılacak kütüphanesiyle buluşturacağız... Akdeniz ne çok kekik, ıhlamur, yarpuz kokacak, yörük oğlu izleyecektir bizi.” diye paylaşmış duygularını.

Abdülkadir Bulut Kütüphanesi’ni biz de kitaplarımızla çoğaltalım, şenlendirelim, olmaz mı?

SEN SORULARINI SOR”

Muzaffer Gürboğa bir eğitimci; yıllardan beri de yazın yaşamının içinde. Bugüne dek deneme alanında 6 kitaba imza attı. Eğitim konusunda bilgileri, deneyimleri ile yol gösteren, tartışan, aydınlatan, paylaşan bir yazar.

Yeni çıkan kitabı “Sen Sorularını Sor” (*) denemelerini içeriyor. Ağırlıklı olarak eğitim, yabancılaşma, kültür, iletişim, yaşama üzerine yazılar var kitapta.

Bazı kitaplara her yerde rastlamak olası değil. Kitabevlerinde de bulamazsınız çoğunu. Ya yazar kendi olanaklarıyla çıkarır, eşe dosta dağıtır kitaplarını ya da fazla tanıdık gelmeyen bir yayınevinin basımıyla sunar okurlarına. Oysa ne değerler, farkına varılamadan, bilinemeden kitaplarıyla çıkar, ulaşılamadan unutulup gider.

Muzaffer Gürboğa bilinen, tanınan önemli bir eğitimci, yazar. Kitaplarının daha çok okurla buluşması gerek diye düşünürüm.

Onunla on yılı aşın süredir tanışırız, dostluk ederiz. Şimdi Antalya’da yaşayan Gürboğa, incelik gösterip kitaplarını göndermese, son yapıtını da göremeyecektim, verimli yazılarından yoksun kalacaktım.

Kuşkusuz kişinin kendine sorular sorması, yanıtlar vermesi, doğru yere varması gerek. Gürboğa bunun için çaba gösteriyor. Yol gösteriyor, yönlendiriyor. Bilgilendiriyor.

Bence Gürboğa’nın bugüne dek yayınlanmış deneme kitaplarından hiç olmazsa birine ulaşılsın isterim.

(*) Sen Sorularını Sor, Muzaffer Gürboğa’nın denemeleri, Baygenç Yayıncılık, 2018