Klavyenin başına oturdum, tam ilk harfe basacağım, eşim Berna seslendi: “Bu hafta ne yazacaksın?”

“3. Lig’de İzmir takımlarının önemli maçları vardı, onları yazacağım.”

Meğer hafta sonu ben uzun saatler ekran başındayken o göz ucuyla maçlara bakmış ve beni şaşırtan şu sözler döküldü dudaklarından, “Şu İzmir takımları da İzmir’in havası gibi güvenmeye gelmez.”

Arkadaş ne de olsa eski gazeteci kadın; Futbolla uzaktan yakından ilgisi yok diyeceğim ama benzetmenin muhteşemliğine bakar mısın!!!

Gerçekten bu sezon da, sadece Göztepe İzmir futbolunun lokomotifi olmaya devam ediyor ki, bu hafta da Fenerbahçe’ye deplasmanda çok önemli bir ders verdiler.

Sayesinde üst düzey maçları Gürsel Aksel Stadı'nda izlemeye devam edeceğiz çok şükür.

Neyse bu hafta gündemimizde 3. Lig takımlarımız var.

Berna’nın da dediği gibi 4 takımın durumu da İzmir’in havası gibi.

Altay, Karşıyaka, Bornova 1877 ve Çoruhluspor.

Bir günleri bir günlerini tutmuyor.

Tam ‘güneş açtı’ diye düşünüyorsunuz, birden ‘fırtına’ kopmuş.

‘Yarın bugünden de kötü’ diyorsunuz, bulutların arasından sızan ışık hüzmeleri ile ‘hah olacak galiba’ diye umutlanıyorsunuz.

İşte böyle.

Yazının başlığına dönecek olursak, bu sezonun belki de en büyük hayal kırıklıklarının başında gelen Karşıyaka, ligin ikinci yarısına bir başladı ‘pir’ başladı!

9. haftayı lider geçen Kaf Kaf, ikinci devreye de ikinci sırada ve zirve ortağı olarak girmesine rağmen, arka arkaya gelen kötü sonuçlara bu hafta eklediği Balıkesir yenilgisi ile ‘iflas’ bayrağını çekti.

Sezon başında ‘şampiyonluk’ hesapları yapılırken, bugün KSK’nin Play Off işi bile cidden büyük tehlike altında.

Ligde bu hafta İzmir derbisi vardı. Düşme hattında var olma savaşı veren Çoruhluspor ile Bornova 1877 karşı karşıya geldi.

Ne gariptir ki, ortaya konan mücadeleyi izleseniz gerçekten şaşırırdınız. Neden mi?

Puan durumundan ‘bi haber’ olan bir futbolsever karşılaşmayı izlese, iki takımın da şampiyonluğa oynadığını zannedebilirdi.

90 dakikanın son anlarında bulduğu golle maçı kazanan Bornova, sonunda düşme hattından çıkarken, Çoruhluspor deyim yerindeyse artık ‘komaya’ girdi.

Öte yandan İzmir’de bir Altay gerçeği var. Maddi yönden benzer takımlar liglerde ‘sefilleri’ oynarken, siyah-beyazlılar beklenenin aksine her hafta yeni bir hikâye yazıyor.

Birkaç ileri gelenin dışında, camiasının resmen sırt çevirdiği Büyük Altay, genç ama idealist bir başkan, istikrarsız ama pes etmeyen futbolcular ve her maçta Alsancak Stadı’na koşan taraftarlarıyla bazen kaybediyor, bazen kazanıyor ama dillere destan bir ‘onur savaşı’ veriyor.

Bu hafta da Denizli İdman Yurdu galibiyetiyle 10. basamağa kadar çıkan Altay’ın sezon sonunda topladığı puanlar belki ligde kalmasına yetecek, fakat eski yönetimlerden kalan borçlar buna izin verecek mi orası biraz muallakta!

Bu yazıyı yazmaya başladığım sırada İzmir’de gök gürültülü korkunç bir yağmur vardı.

İçim kararmadı değil ama yine de yüreğim yarın ya da gelecek günler için umutla çarpıyor halâ.

Tıpkı bizim takımlar gibi.