''Edebim el vermez
Edepsizlik edene.
Susmak en güzel cevap
Edebi elden gidene!''
Böyle demiş büyük halk ve tasavvuf şairi Yunus Emre bundan yaklaşık 9 yüzyıl önce bir şiirinde...
Susmak gerekiyor belki ama olmuyor, yapamıyoruz. Son bir haftadır öyle abukluklar yaşıyoruz ki, insan gözlerine, kulaklarına inanamıyor. Bu nasıl seçim kampanyası? Bu adamlar neler söylüyorlar? Bu bir akıl tutulması mı? Yoksa korkunun telaşı mı?
Bakın İçişleri Bakanı’nın söylediklerine;
''14 Mayıs da siyasi darbe girişimidir... 14 Mayıs batının Türkiye'yi tasfiye etme planıdır.''
Vay ki ne vay. Siyasi tarihimizde demokratik bir seçimin ilk defa bir 'darbe' olarak nitelenmesiyle karşı karşıya kalıyoruz. Nedir bu?
Kaybetmeyi hissetmek mi? Seçim yenilgisine kılıf hazırlamak mı?
Adalet Bakanı geri kalır mı? Seçimin, ‘şampanya patlatanlarla, alnını secdeye koyanlar’ arasında olacağını söylüyor. Bu nasıl bir ayrıştırıcı dildir? AKP içinde alkol kullananlardan haberi mi yok? Yoksa alkol kullanmayıp yalnızca pudra şekeri mi tükettiklerini düşünüyor partililerinin? Ayrıca Millet İttifakı içindeki dindar kesimi yok mu sayıyor muhterem bakan?
HHH
En insafsız sözler ise AKP Genel Başkan Vekili Binali Yıldırım'dan geldi. Bakın ne diyor Yıldırım;
''Bu seçim, işgalcilere karşı istiklal mücadelesi seçimidir. Bu seçim, PKK bölücü terör örgütünü, FETÖ terör örgütünü meşrulaştırmaya çalışanlara karşı milli ve yerli liderin seçimidir.''
Bölücü PKK terör örgütünü meşrulaştırma çabaları hangisi acaba Binali Bey? Oslo görüşmeleri mi? Habur'da kurulan çadır mahkemeleri mi? Teröristbaşının ekranlara getirilen mektubu mu? Yoksa kardeşinin devlet televizyonuna çıkarılması mı? Şimdilerde İmralı'ya gönderildiği iddia edilen yargı mensubuna ne diyeceksiniz? FETÖ konusuna hiç girmeyelim. Yıllarca beraber yürüdünüz bu yollarda. Ne istediler de vermediniz hain örgüte?
HHH
Ha bunlara ilaveten bu seçimde bir de Hizbullah kamburunuz var. Hizbullah terör örgütüyle bağlantıları kanıtlamış HüdaPar'ı Cumhur İttifakı’na dahil ettiniz. Adamlar cumhuriyet düşmanı, laiklik düşmanı, demokrasi düşmanı, bayrak düşmanı, Atatürk ve Atatürk devrimleri düşmanı... Örgüt amaçlarının şer'i hükümlere dayalı ve İran modelinde bir İslam Devleti kurmak olduğunu açıklamış. Hain Saidi Nursi'nin izinden gittiklerini belirtiyorlar. İngiliz işbirlikçisi hain isyancı Saidi Nursi'nin takipçileri bugün Cumhur İttifakı’nın içinde yer alıyor. Şimdi Binali Yıldırım'a sormayalım mı? Kim işgalcilerle birlikte?
İçişleri Bakanı muhterem bir abukluk daha sergilemiş. Millet İttifakı iktidara geldiğinde erkeklerin erkeklerle evlenmesi meşrulaşacakmış. Ayrıca burada yazmaktan utandığım başka hezeyanları da var. Ne diyelim? Söz bitti susmak en iyi cevap mı? Yoksa tasavvuf anlayışıyla ''EDEP YA HU'' mu desek?
Yunus 'la başlamıştık. Yine Yunus'la bitirelim;
''Girdim ilim meclisine
Eyledim kıldım talep.
Dediler ilim geride,
İlla edep, illa edep.''