“Bilimi makamın, demokrasiyi gücün önüne koyan; siyasette nezaketin hoşgörü ve uzlaşının da mümkün olduğunu gösteren” saygın bir isimdi Erdal İnönü.
12 Eylül faşist darbesinden sonra demokrasiye geçişte rolü büyüktü. Zamanı geldiğinde de kendi koltuğunu isteyenlere bırakıp giden politika tarihimizin -belki de- tek lideriydi.
Gazeteci Yeğeni Gülsün Bilgehan’ın gözlemine göre, “Nerede Erdal İnönü’den bahsedilse, karşısındakilerin yüzünde kocaman bir gülümseme belirirdi, siyasette az görünen güzel bir iz bıraktı demek…”

Bilime Adanmış Bir Ömür, Siyasetin Gülümseyen Gülümseten Yüzü;
Türkiye’nin 'İkinci Adam'ı, CHP’nin İkinci Genel Başkanı İsmet İnönü’nün devletin mekteplerinde okumuş 'fizik profesörü’ oğluydu Erdal İnönü!Kısır siyasetimizde çok farklı bir portreydi o! Ona göre; "Demokrasi nefes gibiydi, terk ettiği bünyeye de tekrar geri dönmezdi!.."
Toplumun her kesiminin saygınlığını kazanmış bir örnek figürdü!

-ÖNCELİĞİ BİLİM İNSANLIĞI-
Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi'nden mezundur Erdal Bey. Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü'nde doktora yapmış, dönüşünde Ankara Üniversitesi'nde akademisyenliğe başlamıştır. ABD’de “Atom Enerjisinden Yararlanma” programı içinde çeşitli üniversitelerde araştırmalar yapmıştır.1964-1974 yılları arasında ODTÜ'de profesördü. 1974'te Boğaziçi Üniversitesi'ne geçti. 1983'te SODEP'in “Kurucu Genel Başkanı” olarak siyasete atılıncaya dek bu üniversitede görev yaptı.
ODTÜ ve Boğaziçi Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, fen edebiyat fakültesi dekanlığı, üniversite rektörlüğü gibi görevlerde bulundu. Erdal İnönü, Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'nun (TÜBİTAK) kuruluşuna katkı koymuştur.

-İNÖNÜ SİYASET SAHNESİNDE-
“Sizi limon gibi sıkacaklar.” Unutulmaz bir seçim kampanyasının unutulmaz sloganıdır. Gazeteci Zihni Erdem’e göre; bu sloganla İnönü, sosyal demokrat hareketi halka yaklaştırmıştır. Erdal İnönü, siyasetin derin/ kalıcı izler bırakan en mütevazı yıldızıydı. İsmet Paşa’nın oğlu olmasına rağmen politikaya son derece soğuktu. 1980 darbesinden sonra partileri kapatılan, liderleri yasaklanan solda lider/parti arayışları sırasında ismi gündeme gelmiştir. Kendisini iknaya gelenlere, "Siz bana ‘Erdal İnönü’ olduğum için mi yoksa ‘İsmet Paşa'nın oğlu’ olduğum için mi geldiniz? Anladığım;a İnönü ailesinden biri olsun istiyorsunuz. Kardeşimin bir oğlu var; adı da ‘İsmet İnönü’, tam size göre biri." demiştir. Teklifi getirenler bu öneriye çok gülmüşler, zor da olsa İnönü'yü de ikna etmişlerdir.

-SHP’NİN İLK GENEL BAŞKANI-
1983’te siyasete atıldı Erdal Bey. Sosyal Demokrasi Partisi'nin (SODEP) kurucu Genel Başkanı oldu ama faşist 12 Eylül yönetiminden seçimlerde veto yedi. İnönü, 1986 ara seçiminde yasaklı Bülent Ecevit'in karşısına Rahşan Ecevit'i aday çıkardığı seçimlerde İzmir Milletvekili seçildi.1987-1991 genel seçimlerinde yeniden aynı kentte Meclis'e girdi. Aydın Güven Gürkan ve Erdal İnönü, birlikte hareket edip SODEP ile Halkçı Parti'nin birleşmesini sağladı. İnönü, bu birleşme sonucunda kurulan SHP'nin ilk Genel Başkanı seçildi.
SHP, 1989'daki yerel seçimlerden birinci parti çıktı, ANAP'a hüsran yaşattı.
1991’de koalisyonda Başbakan Süleyman Demirel'in Yardımcısıydı.
Bir ara liderlikten ayrıldı. SHP-CHP birleşmesinde bu kez Çiller'li 1995 koalisyonunda Dışişleri Bakanı’ydı. Baykal koalisyonu bozunca, siyasete noktayı koydu.
-İNCE İNCE İNÖNÜ’CE-

Bir Erdal İnönü’lü anı;Günaydın, o yıllarda sıkı muhalefet yapan, eğilmeyen, bükülmeyen bir gazeteydi. Erdal İnönü’nin konakladığı otel, İzmir Palas’tı. Günümüzün SÖZCÜ yazarı, Günaydın’ın Genel Yayın Yönetmeni Rahmi Turan, bazı soruların sorulmasını istemişti İnönü’ye.Görev, benimdi. Yoğun programına karşın otelde gayet nazik bir şekilde karşılamış, soruları yanıtlamış, ardından da “Sandıkta Güller Açacak” rozetini yakama takmıştı. Bu rozeti hala özenle saklarım,
Gülümseten anılarla devam edelim; Erdal Bey’e bir gün, hiç sıcak bakmadığı siyasete yıllar sonra neden girdiğini sorarlar. Yanıt müthiştir: "Ülkemi benden daha kötüleri yönetmesin diye!"
Erdal Bey bir gün, İstanbul'da taksiye binmiş. Şoför:"Sen ne kadar Erdal İnönü'ye benziyorsun" demiş. "O, benim" diye cevap vermiş Erdal Bey. Şaşırmış taksi şoförü."Yahu" demiş, "Birisi daha var. Harbiye'nin oralarda dolaşıyor. O da aynı Erdal İnönü!".Bunun üzerine Erdal Bey, espriyi patlatmış:"O da benim!"
-UYGAR, ZEKİ, MÜTEVAZI-
Yakın dostu Emre Kongar Hocam Erdal İnönü’yü bakın nasıl anlatır?; “Zeki, espriliydi. O derece de mütevazı. Derin bir kültürü vardı; sadece bilim alanını değil, felsefe, sanat ve edebiyat konularını da çok iyi bilirdi.İyi bir eş, iyi bir arkadaştı.Değerli eşi Sevinç İnönü ile, sohbetlerinin, dostluklarının tadına doyum olmazdı.
Erdal İnönü gerçekten müstesna bir insandı. Bu özelliğiyle siyasete de büyük katkıları olmuştu. 2007’de aramızdan ayrılmasaydı, daha da olacaktı hiç kuşkusuz. Erdal Bey’i özlüyorum.’
Bu ülkeden sadeliği, zekası ve sakinliğiyle de siyasete renk katan, derin kalıcı izler bırakan bir Erdal Bey geçti.
Anısı Güzel Erdal İnönü 100 Yaşında!