Geçtiğimiz günlerde ABD'deki Silikon Vadisi'ni anlatan bir dizi film izliyorum. Bir bölümünde biri elektronik mühendisi diğeri uzay bilimleri mezunu iki karakter arasında yeni geliştirilen bir uzay aracının enerji pilleri hakkında bir sohbet geçiyor. Mevzu derin... Sonra Türkiye'deki sokak röportajlarında, "Yer çekimi kanunu iptal edilecekmiş, ne dersiniz?" sorusuna, "Hükümetimiz en iyisini bilir" cevabını verenler aklıma geliyor.
Türkiye'de askere gittiğinizde astronomi ya da uzay bilimleri mezunuyum derseniz size televizyonun tozunu silme görevi verirler. İş hayatına atıldığınızda da Türkiye'de kalmayı seçerseniz durumunuz pek de farklı değil. Bu işlerle uğraşan birkaç kurumun içine giremezseniz ya da öğretim üyesi falan olamazsanız en fazla çalışmadığınız saatlerde gökyüzüne bakarsınız. Sonra, son yıllarda ülkemizde birkaç üniversitede açılmış olan astronomi ve uzay bilimleri bölümü veya enstitülerini seçen öğrenci sayısında azalma olduğunu dile getiren haberler yapılıyor... Çok ayıp!
"İstikbalin göklerde" olduğunu biliyoruz ama kendi uçağımızı yapamadığımız, henüz uzaya bir insan gönderecek seviyeye gelemediğimiz için ülkemizden diğer ülkeleri ancak dürbünle izliyoruz. Fakat girişimci insanlarımız da yok değil... Amerika parasını ödememize rağmen uçakları bize vermediğinde, tepki olarak destek aldıkları takdirde Antalya Sanayi'de arkadaşlarıyla F-35 yapacaklarını söyleyenler çıktı aramızdan. Zaten tepki göstermekte çok yaratıcıyız. Balyozla bozuk Iphone kıranlar, sahte dolarları yakanlar, bilezik bozanlar, Amerikan tıraşı yapmaktan vazgeçenler...

***

Geçmişte okutulan Kozmografya adında bir kitap vardı. Türkiye’nin ilk astronomi kitabıydı. İlk baskısı 1929’da yapıldı. Yazarı Ordinaryüs Prof. Dr. Ali Yar. Bu kitap yazılmadan 8 sene önce Ankara Hükümetinin kasasında sadece 48 kuruş vardı. İşgal güçleriyle, fakirlikle, cehaletle ve hastalıkla mücadele ediliyor; savaş sonrası Osmanlı’nın borçları ödeniyor, diğer yandan bilimle sanatla Cumhuriyet inşa ediliyor, fabrikalar yapılıyor, operalar temsil ediliyor, yurt dışına eğitim için öğrenciler gönderiliyor, örnek bir ülke yaratılıyordu. O dönem insanlar dünyanın düz olduğunu ya da boğanın boynuzları üzerinde durduğunu düşünüyordu. Astronomi nedir, kimse bilmiyordu. Ama bir kişi bunun önemini biliyordu. Dünyada başka örneği yoktur bir devlet adamının astronomi kitabı yazdırmasının. Kozmografya, Atatürk’ün isteğiyle Ali Yar Bey’e 1929’da yazdırılmıştır. Gezegenler, mevsimler nasıl oluşur, kara delik nedir, Aristo’dan başlayarak Kopernik’ten Galileo’ya tüm uzmanların düşünceleri, Samanyolu haritasına kadar her şey bu kitaba konulmuştu. 1933’ten başlayarak tüm liselerde zorunlu ders olarak okutulmuştur ta ki 1979’a kadar.
Bugün bunları unutturuyorlar bizlere...

***

Neyse ki aklı başında insanlarımız da var. Onların yaptıklarını duydukça gururlanıyoruz. Ve onlar geçmişte atılan tohumların ürünleri...
Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), sonsuz evrenin gizemini çözmek için birçok çalışma yapıyor. Bunlardan biri de kara deliği görüntülemek üzere yola çıkılan "Uzay Teleskobu projesi"... 2020'de hayata geçecek olan projenin başında NASA'daki tek Türk kadın görevli Feryal Özel bulunuyor. Özel, 20 kişiden oluşan ve aralarında Albert Einstein ve John Nash gibi isimlerin de olduğu "Büyük Fikirler" listesine girmeyi başaran bir astrofizik profesörü. Henüz 30’lu yaşlarının başında olan ve bilim dünyasında iz bırakan diğer bir kadın bilim insanı da Gözde Durmuş... Durmuş’un gerçekleştirdiği buluşla, artık sadece bir mikroçip ile 1-2 dakikada kanser testi yapılabilir hale geldi. Gözde Durmuş, Amerika'daki Starford Üniversitesi'nde Gen Teknolojileri Merkezi'nde kök hücre üzerine çalışmalar yapan bir biyomühendis. ODTÜ'de başladığı bilim yolculuğu, önce Harvard Üniversitesi'nde, ardından Brown Üniversitesi'nde devam etti...
Parkinson gibi farklı beyin hastalıklarına yardımcı olacak giydirilebilir kalp pilinin mucidi ise Canan Dağdeviren... Illinois Üniversitesi'nde malzeme bilimi ve mühendisliği üzerine doktora yaptı. 2014'den bu yana Massachusetts Teknoloji Enstitüsü'nde görev yapıyor. Aynı zamanda Harvard Üniversitesi'ne Türkiye'den seçilen ilk Türk bilim insanı. MIT'nin hazırladığı dergide, mucitler başlığı altındaki 9 isimden biri... Forbes Dergisi ise Dağdeviren'i "30 yaşından küçük 30 bilim insanı" listesine aldı.
Fark ettiyseniz hepsi yurt dışında yaşıyor... Bir gün unuttuklarımızı hatırladığımızda ve ülke olarak ileriye, gerçekten ileriye adım attığımızda bu değerli insanlar gibi binlercesi adını ülkemizden duyuracaklar. Unuttuklarımızı hatırlamak dileğiyle...