Terkoğlu, Balbay ve Zekeriya Öz

Adalet yerlerde sürünürken, avukatlar dimdik ayakta! Barolarını korumak için yürümeye, durumu Atatürk’e şikayet etmeye çalışıyorlar ama bu bile ‘yasak’ artık, ülkede!

Avukatlar direniyor; boyun eğmeyeceklerini, biat etmeyeceklerini haykırıyorlar, “Savunma susmadı, susmayacak” diye. Baro başkanları darp edilirken, Anıtkabir ziyaretinin fotoğraflarını paylaşan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu artık istifa etmeli!

Gazetecilerin durumu da içler acısı; birçok vatansever gazeteci, sudan gerekçelerle tutuklu. Korkutup, sindireceklerini sanıyorlar, hala daha. Kendileri gibi düşünmeyenleri, demokratik haklarını kullanarak, hükümeti eleştirenleri ‘vatan haini’, ‘darbeci’ veya ‘ajan’ olarak görüyor ve gösteriyorlar.

Mustafa Balbay’dan Barış Terkoğlu’na – 10 Yıldır Değişen Bir Şey Yok!

Halktv’de ‘Ayşenur Arslan ile Medya Mahallesi’ programında, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Barış Terkoğlu’nu izledim. 4 aylık tutukluluğunun ardından kavuştuğu 6 yaşındaki oğlu Ali Derya’sında gözlediği değişiklikleri anlatırken çok duygulandım ve 10 yıl önce Mustafa Balbay için Hürriyet Ege’de yazdıklarımı anımsadım: “Mustafa Balbay’ı ziyaret eden 2 yaşındaki çocuğunun camın ardında izlediği babasının, ancak telefondan duyabildiği sesini öpmeye çalıştığını okuduğumda çok etkilendim ve şunları düşündüm: Bir bebeğin babası ile birlikte büyüme hakkını, bir babanın bebeğini yanında büyütme hakkını veya babasının cenaze namazına katılamayan bir insanın hakkını elinden kimler almışsa ilahi adalet bir gün onu bulabilir.”

Zırhlı Mercedes’ten, Almanya’da Dayağa

Bugün önceki dönem İzmir Milletvekili olan Balbay’ı düşünürken bir haber takıldı gözüme: Balbay ve arkadaşlarına Ergenekon Kumpasını kuranlardan, Almanya’ya firar etmiş, FETÖ’cü sanık Zekeriya Öz, Mannheim'da bir restoranda “Utanmadan buralarda geziyor musun?” diye soran bir Türk tarafından yumruklanmış, dayak yemişti. 2009’da korunması için hükümet tarafından zırhlı Mercedes tahsis edilmişken, bugün Almanya’da bile rahat dolaşamıyordu, yani! 
İşte ‘ilahi adalet’ ya da ‘kozmik fatura’ bu olmalı dedim, kendi kendime…

10 Yıl Daha mı Bekleyeceğiz?

Bu soruyu sorduğunuzu duyar gibi oluyorum; yanıtlayım: 
Hayır; ilahi adaletin yerini bulması o kadar uzun sürmeyecek; çünkü kul hakkı yemeyi sürdürenlerin kozmik faturaları, yıllardır çok fazla kabarmış durumda.
AKP yıllardır ne vaat ettiyse tam tersini gerçekleştirdi. Programını okumak gereksiz; adını oluşturan ‘Adalet’ ve ‘Kalkınma’nın ne hale geldiğine bakmak bile yeter. Halkımız artık bu gerçeklerin farkında. İyi adaylar gösterildiğinde nasıl desteklendiğini büyükşehir belediye seçimlerinde gördük. Kaçınılmaz olan erken seçimde de göreceğiz. O güne kadar, belediyelerimize tam destek şart.
Az daha sabır; ama susmadan, pusmadan. 
Peygamberimiz demiş ki: “Haksızlığın karşısında susan dilsiz şeytandır.”

YORUM EKLE
YORUMLAR
MURAD ÇAKIL
MURAD ÇAKIL - 2 hafta Önce

İlahi mi, şeytani mi? Bilmem ama herşeyden önce ADALET

Ülgen Zeki Ok
Ülgen Zeki Ok @MURAD ÇAKIL - 2 hafta Önce

Yok, şeytani olmasın :)