İnsanlar ve sorunlar birbirinin ayrılmaz iki parçasıdır. İnsanın doğumuyla başlayan sorunlar yaşamı boyunca devam eder, ölümünden sonra da miras bıraktığı en önemli olgudur. Sorunları oluşturan en önemli unsur iyi ve kötünün ayırt edilebilmesidir. Kimine iyi olan kimine göre kötüdür. Bunun terazisi evrensel boyutta benimsenen ilkelerdir.
Özgürlük, adalet, ahlak, eğitim, çalışma hayatı, çevre, hayvan sevgisi, bilim, keşfetme ve yeni buluşlar, kazanma güdüsü, hırs, para ve onlarcası bu kategoriye girer.
İnsan, kendini bilim, beceri, yaratma, sosyal alanlarda iyi yetiştirirse, bu ilkelerden toplum
yararına olanlar üzerine odaklanır, yaşamını bu ilkeler üzerinden sürdürürse yaşadığı
toplumu yükseltir. Aksi olursa toplumları bir felaketler zinciri içerisinde yaşatır ve çökertir.
Bu devletler için de geçerlidir. Devletleri oluşturan halkları şu veya bu rejimle yönetenler insanlardır. Yönetenlerin iyi veya kötü olmaları, yönettikleri devletin halklarının geleceklerini belirler. Bir çok devlet ve kavim bu nedenlerden dolayı tarih sahnesinden silinmiş, bir kısmı parçalanmış, bir kısmı da hırs, güç ve maddi çıkar peşinde koşan hegemonik ülkelerin boyunduruğu altına girmiştir.
Başta İsrail-Hamas, Ukrayna-Rusya savaşları olmak üzere dünyanın çeşitli yerlerinde silahlı, silahsız çatışmalar bir de bu açıdan değerlendirilmelidir. Kötü yetişen bir insanın, yaşama değil barbarlığa katkısı olur.
Bu dünya için de, ülkelerin kendi varlıklarını yaşatmaları için de geçerli bir olgudur. Yönetenler sorunları çözeceğiz diye yeni sorunlar yaratmamalıdır. Dünyanın sorunu “KÖTÜ” yöneticilerin çoğunlukta olmasıdır.