Biz Kovid-19 salgını ile oyalanırken belki de başlayan ve devam eden 3. Dünya savaşını görmezden geliyoruz. Pek çok kafası biraz karışık ama şüpheci komplo teorisyenine göre yaşadığımız bu uçuk-kaçık günlerin sorumlusu dahi bu savaş. Sayıları giderek artan bu şüphecilere göre hükümetler ile dünyanın büyük şirketleri, güç mücadelesi için tepişirken olan biz çimenlere oluyor.

Öyle ki daha ilk haberler gelir gelmez, pandeminin sorumluluğu bile teknoloji şirketlerine yüklendi. Çokta haksız bir varsayım değildi. Microsoft’un kurucusu Bill Gates’in birkaç sene önce yaptığı TED konuşması bu komplo teorisine oldukça yardım etti. O konuşmasında yaşadığımız bugünleri sanki görmüş gibi tek tek anlatıyordu. Ardından koronavirüsün insan yapımı olduğu tartışmaları geldi. Dizi dizi gelen kuruntular ile gerçek olan ile kurgu olan artık ayrılamıyor.

Ama tartışılmaz gerçek şu; bu pandemiden gerçekten de büyük yarar sağlayanlar, özellikle internet üzerine çalışan teknoloji şirketleri. İnsanları sokaktan ve fiziksel olarak birbirinden uzaklaştıran bu olaylar yüzünden, artık salgın olmayan günlere göre çok daha etkililer, çok daha güçlüler. Elbette şirketlerin sahip oldukları daha fazla güç, dünyayı yöneten hükümetlerin hiçbir zaman hoşuna gitmedi. Geçmiş haber akışları bu şirketlere kesilen cezalar ile dolu. Fakat cezalar, davalar şirketlerin yayılmasını durdurabilecek gibi gözükmüyor. Bir sebeple her felaket her gelişme sürekli olarak şirketlerin işine yarıyor.

Microsoft, Google bir yana bu pandemiyi de büyük bir fırsat olarak gören ilk şirket Facebook oldu. O da şanına yakışacak şekilde pandemi günlerinde gücünü ve etkinliğini daha da arttırmak için de bir saniye dahi kaybetmiyor. Dünyada en yayılmacı arzuya sahip şirket kim derseniz ilk akla gelen şirket olan Google olsa da ben oyumu Facebook’tan yana kullanırdım.

Zaten, Facebook’un tekelleşme davalarından, kişisel verilerin korunmasına kadar tüm kuralları esnetmekte bir sakınca görmeyen yönetim şeklinin, uzun zamandır hükümetler ile problemleri de var. Kurucusu Mark Zuckerberg, Facebook verilerini üçüncü firmalara satarak ABD seçimlerinde insanları yönlendirmek için kullanıldığı suçlaması hakkında ABD senatosunda ifade dahi verdi. Kaldı ki suçlamanın doğru olduğu da ortaya çıktı. Cambridge Analytica isimli firmaya sağladığı bu veriler ile insanlara gösterilen reklamlarda özelleşmeye gidildiği ve insanların düşüncelerinin net bir şekilde etkilendiği ortaya konduktan sonra Facebook’a 5 milyar dolar ceza kesildi.

Facebook için bu münferit bir olay da değil. Facebook gücünü arttırmak için sürekli olarak insanların neler yaptığı ile çok ilgileniyor. Bunu Whatsapp ve Instagram’ı satın alarak zaten yeterince gösterdi. Hala da birçok küçük firmayı satın alarak büyümesini sürdürüyor.

Çok yakın zamanda da Giphy uygulamasını 400 milyon dolara satın aldı. İnsanların Gif animasyonlara olan ilgisinin artmasına Facebook belli ki kayıtsız kalamadı.

Dünya ekonomilerinin çehresini değiştiren pandemi gibi olaylar, büyük şirketlerin küçük şirketleri yutması için de birebir zamanlardır. Facebook ise gücünü daha fazla insanların ne yaptığı bilgisine erişmek için kullanıyor. İnsanların merak ettikleri ve ilgilendikleri her uygulamanın talibi olmaları tesadüf değil. Ve yayılmacı politikalarının temeli var;

Facebook uzun zamandır devletler üstü olmanın peşinde koşuyor. Hatta bu uğurda kendi kripto parası Libra’yı çıkarma çalışmaları da son sürat devam ediyor.

Peki Neden? Neden Facebook başta olmak üzere, diğer teknoloji devleri insanların her şeyine müdahil oluyor. Ve hükümetler ile olan bu savaşı daha da şiddetlendiriyorlar?

İlk neden elbette para. Hükümetler, şirketlerinin para kazanması önündeki en büyük engel. Ama diğer neden ise şu; teknoloji firmalarının çok girişimci, meraklı ve çok hırslı patronları olduğunu anlamanız gerek. Bu girişimciler sürekli var olan kuralları değiştirerek bu günlere gelen kişiler. Ve güç sahibi olmak daha fazla güç sahibi olmayı gerektirir ve istetir. En güçlü olan ise bir aşağıda gördüğü kuruma kişiye hesap vermeyi sevmez. Ve yine kendilerini yeni nesil, sistemi ise artık işe yaramaz statüko olarak görüyorlar. Bu kuralları, kanunları insanları daha çok kontrol ederek yıkmak istiyorlar.

Asıl soru teknoloji firmalarının bu hırslı sahiplerinin dur durak noktası var mı? Daha ne kadar ileri gidebilirler? Hatta gittiler? Bizleri kontrol etme ve yönlendirme manyaklıklarının sınırı ne? O kadar cevabı belirsiz sorular ki, belki de yaşadığımız bu korona günleri dahi bu savaşın bir parçası ve sadece daha bir başlangıç. Bu sorulara ileride maalesef sadece o da belki tarih cevap verebilecek. Belki de ileride yaşadığımız günlere 3. Dünya savaşının ilk günleri denecek. Sağlıklı günler dilerim.