Geçenlerde Şalom Gazetesinden aradılar. Birkaç ay önce çıkmış olan “Frenk Sokağında Sonbahar” adlı romanım hakkında bir röportaj yapmak istiyorlardı. Keyif aldığım bu röportajdan bazı alıntıları sizinle de paylaşmak istiyorum.

SORU: Bu kitabı yazma fikri sizde ilk nasıl doğdu?

Yanıt: İzmir’in yakın tarihine ilgim vardır. Yüzyıllar boyunca barış ve saygı içinde yaşayan çok kültürlü İzmir halkı, geçen yüzyılın başında, emperyalistlerin çomak sokmasıyla birbirine yabancılaşmıştır. Neyse ki, geçmişten beri Türklerle sorun yaşamayan Yahudi toplumu, İzmir’in işgalinde de dostluğunu ve sadakatini göstererek emperyalizmin oyununa gelmemiştir. Onlar 500 yıllık İzmirli olmanın farkını göstermişlerdir.

Kurtuluş Savaşı, sadece emperyalistlere değil, onların İzmir’deki işbirlikçilerine de büyük darbe vurdu ama son anda; Müslüman, Yahudi, Rum ve Ermeni mahallelerinin yanmasıyla kaybeden İzmir oldu.

İzmir yangını ile son bulan “Frenk Sokağında Sonbahar” romanında hem İzmir’in yitirdiği bellek var hem de yaralanmış kent vicdanı. Romanda “Frenk Sokağı” adı çok kültürlülüğü simgelerken, “Sonbahar” metaforuyla da yaşanan yıkım kapağa taşındı. Bir yandan da Stella ana karakter yapılarak, İzmir Yahudilerinin Türk toplumu için önemi vurgulanmış oldu.

SORU: Sizce bir roman karakteri ne zaman ‘gerçek’ olur? Okurun ona inanması ile mi, yaşanmış olması ile mi?

Yanıt: Bir roman, karakterleri yaşamış olduğu için değil, okuyucu anlatılanlara inandığı zaman gerçek olur. Tarihsel bir kişi bir roman içinde inandırıcı bulunmayabilir. Oysa hiç var olmamış bir kurgu kahramanı okurda gerçek algısı yaratabilir.

Romandaki karakter, yaşamı yansıtarak; yanılabilmeli, susacağı zamanı iyi bilmeli, çelişkileri olmalıdır. Bir de kendini korumaya almamalı ve kimi zaman dürüstlüğünden ödün vermelidir.

Yani karakterin, yaşamış olmasından çok okurun içinde kendine yer bulması önemlidir.

SORU: Romanda İzmir’in kaybolan çok kültürlü hafızası hep hissediliyor. Frenk Sokağı ismi Batı ile temasın bedellerini çağrıştıran (Frengi hastalığından dolayı) bir metafor olarak okunabilir mi?

Yanıt: “Frenk Sokağı” sözü, doğrudan frengiyi işaret eden bir metafor olarak değil, bir dönemin toplumsal estetiğini, barış havasını ve görkemini anlatmak için kullanılıyor. “Sonbahar,” ise bu değerlerin emperyalist işgal, frengi salgını ve halklar arasındaki gerilim nedeniyle çökme aşamasına geldiğini sembolize etmektedir…

Röportaj uzayıp gidiyor…