banner112
banner111

Foto Gagin Gözünden İzmir Yahudileri ve Karataş sergisi

Fotoğraf sanatçısı Selim Bonfil’in Havra Sokağı 973 Sokak'taki tarihi Etz Hayim Sinagogu'nda açılan “Foto Gagin Gözünden İzmir Yahudileri ve Karataş” adlı sergisi, adı anılarda kalmış Gagin'in fotoğraf stüdyosunu ve Karataş'ın eski güzelliklerini yeniden gündeme getiriyor.

Foto Gagin Gözünden İzmir Yahudileri ve Karataş sergisi

Röportaj / Saadet ERCİYAS

İzmirliler'in Kemeraltı'ndaki en önemli uğrak yerlerinden biri olan Havra Sokağı çevresinde kentin yüzyıllardır tanıklığını yapan havralar, şu günlerde birbirinden ilginç kültür etkinliklerine sahne oluyor. İzmir Musevi Cemaati Vakfı'nın Avrupa Birliği desteğiyle gerçekleştirdiği “Despertar (Uyanış) İzmir” adıyla bilinen “İzmir Musevi Cemaatini Kapsayıcı Liderlikle Güçlendirme Projesi” kapsamında gerçekleşen “Foto Gagin Gözünden İzmir Yahudileri ve Karataş” adlı sergi de bu etkinliklerden biri.

Fotoğraf sanatçısı Selim Bonfil’in Etz Hayim Sinagogu'nda düzenlediği sergi, Karataş'ta 1902 ile 1968 yılları arasında "Foto Gagin" adıyla etkinlik gösteren Aleksandro Gagin'in fotoğraflarından oluşuyor. 21 Mart 2022 günü ziyarete açılan ve 1 Nisan 2022 Cuma gününe kadar ziyaret edilebilecek sergi sadece Yahudiler için değil İzmirliler için de önemli. İzmir'in ilk fotoğrafhanelerinden biri olan Foto Gagin'in fotoğrafları, İzmir'in önemli bir semti olan Karataş'a, o bölgedeki denizle iç içe yaşama ilişkin detayları gözler önüne seriyor.

HATIRLADIKÇA BAKMAK İÇİN

Kentin iki yüz yılı aşkın süredir tanığı olan ve adı "Hayat Ağacı" anlamına gelen Etz Hayim Sinagogu'ndaki sergiyi gezmeye üst kattan başladım. Merdivenin başında 1910 ile 1966 yılları arasında fotoğraf kartlarına basılan Foto Gagin-İzmir-Karataş damgalarının topluca yer aldığı bir afiş göze çarpıyor. Üst katın giriş bölümünde daha çok Foto Gagin'in objektifine yansıyan portre fotoğrafları sıralanmış.

Bugün hepsi birer sessiz tanık olan fotoğraftaki insanlar, gülümseyen yüzlerle bakıyor yıllar öncesinden. Eski aile fotoğraflarının arkasında sıkça gördüğümüz "Baktıkça değil, hatırladıkça bakmak için" diyordu sanki hepsi de. Gelin-damat fotoğrafları, gençlerin mezuniyet, doğum günü fotoları, asker üniformasıyla çekilmiş fotoğraflar, kucaklarında sevimli bebekleriyle anneler, neşeyle gülümseyen genç yaşlı çiftler, özel günlerini "unutulmaz anılara" dönüştürmek isteyen insanlar vardı bu fotoğraflarda.

Bu bölümde Aleksandro Gagin, çocuklarının, Rafael Gagin ve Gerşon Musafir'in fotoğrafları, stüdyo ortamı, Gagin'in yaptığı işleri anlatan tanıtım dökümanları, stüdyonun o günkü ve bugünkü hallerini gösteren kareler de yer almış.

Sinagoga hem girişte hem üst katta kalabalık bir ziyaretçi topluluğuyla karşılaştım. Ana ibadet bölümünde bir grup kadın ziyaretçi yazar, rehber Sara Pardo'nun mekana ve Yahudi mirasına ilişkin anlatımlarını ilgiyle dinliyordu. Türk Kadınlar Birliği Bayraklı Şube Başkanı Nihal Bulmamış, kent kültürüne kazandırılan mekanı böyle bir sergi aracılığıyla görmekten mutluluk duyduklarını belirtiyordu. Ziyaretçilerden birisi kapısının üzerinde yer alan İbranice yazıyı teknolojinin yardımıyla çevirip paylaştı bizlerle: "Arkadaşlarını da kendin gibi sev."

Restore edilen tarihi mekanın alt katındaki salonunda ise Gagin'de fotoğraf çektiren Yahudi ailelerin Bar Mitzva kutlamalarının, aile yemeklerinin, düğün törenlerinin fotoğrafları, oryantalist kıyafetli kadınların portreleri, Karataş Hastanesi'nin eski ve yeni görüntüleri, semtteki kortijoların görüntüleri, deniz kıyısındaki köşklerin denize açılan kabinleri, denizle iç içe yaşayanlar, sahildeki kayıklarında sandal sefası yapan insanlar sergileniyor. Sergiyi gezenler bir semtin artık sadece anılarda ve fotoğraflarda kalmış güzelliğini yeniden yaşama olanağı bulurken Karataş'ın bir zamanlar İzmirlilerin denizle buluştuğu bir semt olduğunu yeniden anımsıyor.

'SERGİ SAYESİNDE GÖREBİLDİK'

Selim Bonfil'le ziyaretçilerin ilgiyle gezdiği alt kattaki bölümde bir araya geldik. İzmir'e miras kalan fotoğraflarıyla dönemin önemli fotoğrafçılarından Gagin'i, sergide yer alan bu fotoğraflara nasıl ulaştığının öyküsünü, serginin Karataş, kent belleği ve İzmirli Yahudi mirası açısından önemini konuştuk. Grupların biri gelip biri giderken söyleşimiz sık sık ziyaretçilerin "İyi ki serginizi burada açmışsınız. Yıllardır gelip geçeriz, bir türlü içeriyi görememiştik. Sayenizde hem Karataş'ın eski fotoğraflarını hem de burayı görebildik" sözleriyle kesildi.

Bonfil'le 2014 yılında Arkas Sanat Galerisi'nde açılan "İzmir Geleceğe Miras" sergisinde tanıştım. O sergi, hem Türk hem yabancı fotoğraf sanatçılarının gözünden bugünün İzmir'ini geleceğe miras bırakacak belgesel fotoğraflardan oluşan bir sergiydi. Selim Bonfil, bu proje öncesinde de çok sayıda kişisel ve karma sergide yer almış, kent belleğine armağan kalacak, yahudi kültür mirası açısından da önemli çok sayıda projeye katılmıştı. Bonfil bu sergiyle Karataş'ın unutulmuş bir değerini, eski güzelliklerini, yaşamından kesitleri geleceğe taşıyor.

Selim Bonfil, Gagin ailesinden yaklaşık 350 fotoğraf geldiğini, yaklaşık altı ay üzerinde çalıştığı sergide 140 fotoğrafın yer aldığını söylüyor. Aleksandro Gagin ailesinin mirasını bugün Arjantin'de yaşayan torununun oğlu Sebastian Gagin taşıdığını anlatan Bonfil, serginin afişinin de grafik sanatçısı olan Sebastian Gagin tarafından tasarlandığını belirtiyor. Serginin girişinde ondan gelen bir mektubun da yer aldığını dile getiriyor.

Bir dönem Foto Gagin ve Foto Alkım'ın İzmir'de Yahudi ailelerin fotoğraflarını çeken iki önemli stüdyo olduğunu belirten Bonfil, sahiplerini çok araştırdığını, ama kendilerine ilişkin bilgiye ulaşamadığını anlatırken şunları söylüyor:

"Ben bu isimlere ulaşamadım ama Prof. Dr. Murat Bengisu akademik araştırmasını yaparken Sebastian'a ulaşmıştı. Biz de bu kanalla görüştük Sebastian'la, projemizden söz ettik. Uzun süre titizlikle çalıştık, fotoğrafları beraber okumaya çalıştık, metinleri, fotoğraflardaki öyküleri çözmeye çalıştık. Bu çalışmaya Hamza Rüstem'in torunu Mert Rüstem de fotoğraflarıyla katkılı oldu. Sergi projesi dedeleri fotoğrafçı olan iki insanı da tanıştırdı aslında. Sergide Gagin ile Hamza Rüstem'in bir arada çekilmiş iki fotoğrafı da görülüyor. Birisinde aileleriyle beraberler. İki sanatçının arkadaşlık yaptıkları biliniyor. Ayrıca çok sayıda aile, Gagin'de çekilen fotoğraflarını da paylaştı sergi için."

YETENEKLİ BİR FOTOĞRAFÇI

Serginin sanatsal, belgesel açıdan olduğu kadar fotoğraf sanatı açısından da ayrı bir önemi olduğunu vurgulayan Bonfil, burada Gagin'in fotoğraf çekimiyle ilgili farklı çalışmalarının, ustalığının görülebildiğini anlatarak şunları söylüyor:

"Örneğin günümüzün fotoğraf işleme bakımından önemli Photoshop programının tekniklerini çok önce manuel olarak kullanmış Gagin. Kendisinin yeniliklere açık, yetenekli ve döneminin teknolojik gelişmelerine çok meraklı bir sanatçı olduğu biliniyor. Örneğin üst kattaki fotoğraflardan biri oldukça ilginç. Bu karede Gagin'in üç ayrı görüntüsünün aynı karede olduğu bir fotoğraf var. Yine büyük ve küçük oğluyla ayrı ayrı fotoğraf çekilip sonra üçünü bir araya getirdiği bir kare var. Sanatçının stüdyosuna motorsiklet, at ya da farklı objeleri getirdiği, fotoğraflarını bir mizansenle çektiği görülüyor. Fotoğraflarında kompozisyon olduğunu görüyoruz. Bunlar o dönem için ilginç. Ayrıca portrelerde göz temasının olmadığı dikkat çekiyor. Çekilen kişiler objektife değil de başka bir tarafa bakıyor. Araştırılması gereken konular bunlar. Bunu yapmak isteyenlere yardımcı oluruz."

Sergiye hazırlanırken Karataş'la ilgili yazılmış çok sayıda kitap okuduğunu ve araştırma yaptığını da anlatan Selim Bonfil, "Labri'nin Kahvesi'nin fotoğrafı sergideki belgesel fotoğraflardan biri. Yine o dönemin aile evlerinden fotoğraflar, günlük yaşamdan kesitler de var" diyor. Bonfil sergisindeki fotoğraflarda Abdülkadir Hazman, Avram Ventura, Cem Seyhun Ünbay, Yaşar Aksoy ve Hanri Nahum'un bölgeye ilişkin yazdığı kitaplardan, yazı ve şiirlerden alıntıların da yer aldığını belirtiyor. Bu eserleri okurken Rum, Musevi, Türk ailelerin Karataş'ta hoşgörü içinde yaşadığını gördüğünü söylüyor. Gagin'in çektiği Karataş fotoğraflarının serginin belgesel yönünün oluşturduğunu, bu yönüyle kente miras kalan bu hazinenin İzmirliler'le buluştuğunu dile getiriyor.

Selim Bonfil, Gagin'in dış mekanlarda da fotoğraf çektiğini, müşterileri arasında yüzündeki peçeyi çıkartıp fotoğraf çektiren Müslüman kadınların da olduğunu anlatıyor. Serginin bir kitapçığını da hazırlayan Bonfil, bu serginin bir süre sonra İstanbul’da 500. Yıl Musevi Vakfı’nda da açılacağını belirtirken, çok sayıda İzmirli Musevi'nin yaşadığı Arjantin'de de açmak istediklerini kaydediyor. 1 Nisan 2022 Cuma gününe kadar açık kalacak sergi saat 12.00-17.00 arasında ziyaret edilebilecek.

Foto Gagin'in unutulan tarihçesi

"Aleksandro Gagin 1883 yılında Manisa'da Sefarad Yahudisi bir ailenin altı çocuğundan birisi olarak dünyaya geldi. Daha sonra ailesiyle İzmir'e taşınan Aleksandro 1902 yılında yoğun bir Yahudi nüfusunun yaşadığı Karataş'ın tek fotoğrafçı dükkanını açtı. Ailesinde bu mesleği yapan başka kişi olmadığı ve mesleği nasıl öğrendiği bilinmiyor. Sanatçının yeniliklere ve teknik gelişmelere yatkın olduğu tahmin ediliyor. Sanatçı fotoğraf konusunda özenli ve titiz çalışmasıyla ünlü. Elde etmek istediği sonuca göre stüdyoda düzenekler kurduğu bilinen Gagin fonda kullanmak üzere elle boyanmış rulolar, mobilya parçaları, sahte sütunlar, çiçek vazoları, kilimler kullanırken, kimi zaman stüdyoya at ya da motorsiklet bile getiriyordu.

Stüdyo çekimlerinin yanı sıra düğün ya da özel etkinliklere de giden Gagin karanlık odada fotoğraf basıp, elle de rötuşluyordu. Çoğu zaman aynı fotoğraftaki insanları kopyalayıp, klonlamak; çekimin içinde yer almayan öğeleri eklemek gibi orijinal efektler de yapıyordu. Stüdyoda tripodlara monte edilmiş Rolleiflex ya da Leica kameralar ile flaşlar ve spot ışıkları kullanıyordu. Karataş ve İzmir Yahudi cemaatini de aşan bir üne sahip olan Foto Gagin'in stüdyosu müslüman kadınların peçelerin çıkartıp fotoğraflarını çektirdiği birkaç stüdyodan biriydi. Gagin 1951 yılında işyerini oğlu Rafael'e bırakıp eşi Ester ile birlikte Arjantin'e gitmek üzere kentten ayrıldı. Oğulları Sami bu ülkede yaşıyordu. Kendisine daha sonra en küçük oğulları Maurice de ailesiyle katıldı. İş yerin bıraktığı Rafael ise 1954 yılında Arjantin'e taşınırken stüdyoyu kendisiyle aynı binada oturan komşusu Gerson Musafir'e sattı. Dişçi Gerson Musafir, bir eleman yerleştirdiği işyerinin zamanla karlılığının azalması nedeniyle 1960'lı yılların sonunda stüdyoyu kapattı. Aleksandro Gagin Buenos Aires'e geldikten sonra Foto Gaguine (Fransızca yazılışıyla) adında yeni bir mağaza açtı ve birkaç yıl sonra emekli oldu. Gagin 1960'lı yıllarda Buenos Aires'te yaşamını yitirdi."

YORUM EKLE

banner101

banner100