Bu başka türlü bir aşk

Türkiye'de “vosvos”, “kaplumbağa” veya “tosbağa” olarak bilinen Volkswagen'in efsane modeli hemen hemen herkesin bir dönem hayalini süsledi. Almanya'daki üretimi, haliyle Türkiye'deki satışı 1975 yılında biten vosvoslar Meksika'da 2003 yılına kadar üretildi. 30 Temmuz 2003'te, 21.529.464’üncü son Vosvos, Meksika’nın güneydoğusundaki Puebla kentinde üretildi ve Wolfsburg’daki müzeye gönderildi. 

Bu başka türlü bir aşk

Röportaj/ Sinan KESKİN

VW Type 1, Alman otomobil üreticisi Volkswagen'in 1938-2003 'e kadar ürettiği ekonomik otomobil modeliydi. Otomobil 21,5 milyondan fazla satılarak dünyanın en çok satan modelleri arasına girdi. Tasarımı Hitler'in isteği üzerine Ferdinand Porsche tarafından yapılmıştı, ancak Ferdinand Porsche'nin orijinal tasarımı, üretime geçmiş halinden daha basitti. Üretimine başlanan ilk vosvosların tasarımına son halini veren ise Adolf Hitler oldu.  

Kerim Öztürk 1970'li yıllardan bu yana vosvoslarla iç içe yaşıyor. Otomobil tamirciliğine Amerikan markalarıyla başlayan Öztürk, 1970'lerin sonunda tamamen vosvos tamirine yöneldi. Vosvoslara tutkuyla bağlanan Öztürk, 40 yıldan fazla süredir Kahramanlar'daki küçük tamirhanesinde vosvos tamir ediyor. O yıllardan beri kendisi de vosvostan başka arabaya binmiyor, binemiyor. 'Bu öyle bir tutku ki vosvoscu arabasını evladı gibi sever' diyen Kerim Usta'yla vosvos macerasının nasıl başladığını ve bunun nasıl bir tutku olduğunu konuştuk. 

Öncelikle kısaca Kerim Öztürk'ü tanıyabilir miyiz?

5 Mart 1956 tarihinde İzmir'de dünyaya geldim. Babam 10 yaşında Gümüşhane'den İzmir'e gelmiş. Annem Boşnak, Balıkesir'in Burhaniye ilçesinden çok küçük yaşlarda İzmir'e göç etmişler. İlkokulu Yeşildere'de Yeşiltepe İlkokulu'nda okudum. İlkokuldan sonra babam okumamı çok istedi ama ben tamirci olmak istiyordum. O yıllarda teyzemin oğlu da bir tamirhanede çalışıyordu. Okul biter bitmez onun yanında çırak olarak işe başladım. 1968-1970 yıllarına kadar orada çalıştım.

Tamircilik hayatınız vosvosla mı başladı?

İlk çalıştığım tamirhaneye ekseriyetle Amerikan arabaları gelirdi. O nedenle mesleğe Amerikan arabaları tamiri ile başladım diyebilirim. O zamanlar vosvoslar çok modaydı ama bizim tamirhaneye Amerikan arabaları geliyordu. 

Amerikan arabaları maceranızı ne zaman bitti?

O zamanki ustam alkolikti. Sabahlara kadar çalışıyordum, tamirhanede arabalarda yatıyordum. Bir gece beni çok kızdırdı, işi bıraktım. Mahallede komşumuz Ziya abi vardı. O Hüsnü ustanın yanında çalışıyordu. Hüsnü usta, Almanya'da Volkswagen servisinde çalışmış iyi bir vosvos ustasıydı. Rahmetli dayım beni onun yanında işe soktu. 

O yıldan bu yana vosvos mu tamir ediyorsun?

Yok, bu vosvosla ilk tanışmamdı ama araya başka markalar girdi. Eşim Fethiye ile o zamanlar tanıştık, dükkanın karşısındaki evde oturuyordu. Ustam da o aralar vosvos tamirini bıraktı. Ustaya dedim ki, 'bana başka bir iş ayarla müstakbel kaynana bana rahat vermiyor burada'. Bir iki gün sonra Alsancak'ta Bornova sokağının paralelinde Mercedes tamircisi Fikret usta çağırdı beni. Gittim yanına, 'usta ben Amerikan'dan, vosvostan anlarım ama Mercedes'ten anlamam, baştan söyleyeyim' dedim. Elin anahtar tutuyorsa en fazla 1 ay sonra Mercedesci olursun dedi. Başladım işe, 1,5 yıl Mercedes tamir ettim. Sonra askerlik çağım geldi. Fikret usta, askerden gelince dükkanın ortağı ol dedi. Ama benim gönlüm vosvosdaydı. 

Askerliğini yaparken de İzmir'e sürekli araba tamir etmeye geliyormuşsun. Nedir o hikaye?

Gölcük'te usta birliğindeyken komutanlarım tamirci olduğumu öğrenmişler. Birgün Yarbay çağırdı beni. Audi 60'ı vardı. 'Arabanın sibop ayarlarını yapar mısın' dedi. Yaparım komutanım dedim. Bir pazar günü getirdi arabayı, ayarları yaptık. Audi'nin ayarları da dertli bir iş. Yarbay ertesi gün elinde uzunca bir listeyle yanıma geldi. 'Bunları da yapacağız' dedi. Bunları burada nasıl yapayım, dükkana götürmem lazım dedim. En az 10 gün sürer dedim. 'Tamam, ben sana 10 gün izin yazayım' dedi. Daha 1 aylık askerdim. Arabayı alıp İzmir'e geldim. Ziya abimin dükkanında hem ona yardım ettim hem arabayı yaptım. Komutanı aradım hazır dedim. 'İyi ben de geleyim beraber dönelim' dedi. İzmir'e geldi, birlikte döndük Gölcük'e. İzmir'de müşterimiz olan bir binbaşı vardı o da Gölcük'e tayin olmuş. Orada olduğumu öğrenmiş. Sonra onun arabasını alıp geldim İzmir'e. Askerliğim boyunca sürekli tamir için araba alıp geldim.  

Askerden döndükten sonra Mercedes tamirine devam ettin mi?

Tezkere aldıktan sonra Ziya abinin yanına geldim. Sen birkaç gün idare et, ben çok yoruldum, 1-2 gün tatil yapayım dedi. Bir gitti 10 gün gelmedi. Dükkanı ben çalıştırdım. Yaptığım her işi, aldığım her parayı deftere yazdım. Ziya abi gelince, 'ben dursaydım bu kadar para kazanamazdım, gel burada iş ortağım ol' dedi. Kabul ettim. O aralar yengeni kaçırdım.

Neden? Evlenmenize izin vermediler mi?

Vermediler. İki defa istettim. Tamirciye kız vermeyiz dediler. Kayınbiraderim de tamirciydi, Kirli Fethi derlerdi. Kaynanam istemedi. Biz de kaçıp evlendik. 

Peki ustam senin vosvosla olan meceran ne zaman başladı? Bu tutkuya ne zaman kapıldın?

Rahmetli babam 1978 yılında Tekel'den emekli olmuştu. 1978'in sonlarına doğru, 'bu böyle olmaz, illa sana dükkan açacağız' dedi. Parçacı olan diğer kayınbiraderim ile anlaşmışlar, karşıda, sokağın köşesindeki dükkanı tutmuşlar. Orada da rahmetli Fikri ustamız vardı, kaportacı. O 1. Sanayi Sitesi'ne taşınmıştı. Ziya ustama ben burada iyiydim ama babam illa dükkan aç artık, evlendin çocuğun olacak, kendi hayatını kur diyor' dedi. 1978 yılının sonlarında kendi tamirhanemi kurdum. O zamandan beri çalışıyorum. Eskiden burada eski bir ev vardı. Nasip oldu burayı aldık. Tamirhanenin olduğu dükkanın sahibi yıkmak için çıkarınca. Buraya taşındım.

O zamanlar kendi vosvosun var mıydı?

Yoktu. Rahmetli babam sana bir araba alalım dediğinde bu fotoğraftaki arabayı aldık. 1960 modeldi ilk arabam. Arkasına da ilk kızım Deniz'in adını yazdırdım. Macera böyle başladı. Ondan sonra yüzlerce vosvos geçti elimden. Sayamadım hiç. Çok vosvos toparladım sattım, bindim. Hala da biniyorum. 2 tane vosvos toplanmayı bekliyor. Bir tane bindiğim var. Küçük kızımın bir vosvosu var. Bir tane de vosvos minübüsüm var. Onunla daha çok kamplara gidiyorum. 

Kerim usta bu nasıl bir tutkudur, biraz anlatır mısın?

Vosvosu öyle bir tutku ki, bir vosvoscu arabasını evladı gibi sever. Nasıl söyleyeyim, başka arabaya binemez. Binse bile vosvosu bir kenarda durur, haftada bir bile olsa biner. Tutkunu çok bağlıdır. Ama kimisi de vosvosa nasıl biniyorsunuz, içi ufacık, konfor yok der. Ama olay o değil. Bir de vosvos öyle bir şey ki sonu yok. Arabayı yapmaya başladın mı masraf ettikçe edesin geliyor. Düzgün bir vosvos için 30-40 bin lira masraf ediliyor. Arabanın kendisi hariç. 10 liraya arabayı alıp 30 bin masraf edersin. Piyasada öyle arabalar var ki 100 bin liranın üstünde fiyatları. 

Eskiden bu kadar değer görmüyordu bu arabalar. Ne zaman ilgi görmeye başladı?

Yaklaşık 10 yıldır. Klasik sınıfına girdikten sonra revaçta oldu. Eskiden Herbie diye bir film vardı,  bizim gençlik zamanımızda. O filmde bu arabaların sevilmesinde etkili oldu. Öyle insanlar varki 30-40 yıldır aynı arabaya biniyor.

Piyasada düzgün araba bulunuyor mu?

Bulunuyor tabi. Ama düzgün arabalar çok  yüksek fiyata gidiyor. Bir arkadaşımız motorunu sattı ille vosvos alacığım dedi. İnternetten bulduklarının çoğunu beğenmedim. Sonra Kayseri'de güzel bir vosvos bulduk. Gittik karda kışta, 40 bin liraya arabayı aldık.  

Bilmeyenler için vosvosların hepsi aynı gibi. Ama birkaç farklı modeli var sanırım.

1960 modelin altıncı ayına kadar 1100 motordur. 1965'e kadar çıkanlar 1200 motordur. 1965'den 1971'in altıncı ayına kadar 1300 motor çıktı. 1972 yılında, sadece 1 yıl 1302 model çıktı. 1973'te 1303 ve 1303S çıktı. 1303 modeli 1300, 1303S modeli 1600 motordur. Almanya'daki üretim 1975 yılına kadar sürdü. 1303S piyasada çok azdır. Binmek açısından en konforlusu 1303S'dir. Ama en değerlisi en eski modelidir. 1954 model temiz bir vosvos 200 binin üzerindedir.

Kaplumbağa ile hemen hemen aynı dönemde çıkan bir de minibüs var. 1960-70'lerde çekilen birçok filmde de gördüğümüz bu minisün hikayesi nedir?

Onlar T1 modeli. Onlar da 1950'de üretilmeye başladı. 1967 yılına kadar bu model üretildi. 1968 yılında düz cama geçtiler. Ama şu an T1 modeli en çok tercih edilen model. Piyasada T1 bulmak çok zor. Bulursan 100 binden başlar 250 bine kadar çıkar fiyatı. Bir de üstü camlı samba modelleri vardır. Onların fiyatı 150 bin liradan başlar. 

Volkswagen Beetle diye bir model çıkardı ama aynı keyfi vermedi sanırım.

Benzer modeller çıkardılar. Ama tutmadı. Zaten Türkiye'ye gelmedi. Beetle üretimi de bu yıl bitti. Klasik model vosvos yeniden çıkacak diye bir rivayet var. Ama çıkacağını sanmıyorum. 

İzmir'de şu ana kaç vosvos vardır?

İzmir'de şu an 1000 civarı araç vardır. Eskiden daha fazlaydı ama hurda teşviki esnasında biliçsizce yok edildiler. 

Derneği ne zaman kurdunuz? Kaç üyeniz var?

Volkswagen Sevenler Derneği 2001 yılında kuruldu. Şu an 60 civarı üyemiz var. Önceden 200'ün üzerindeydi üye sayımız. Bizim üyemiz olan genç arkadaşlar ayrılıp yeni bir dernek kurdular. 

Üç kızınız varmış. Onları biraz tanıyabilir miyiz? Kızlarınız vosvosa biniyor mu?

En büyük kızımın adı Deniz. Yüzme hocası. Mavi Kulaçlar isminde bir yüzme okulu var. Ortanca kızım Derya meslek lisesinde öğretmen. Küçük kızım Dicle de spor akademisinden mezun oldu Bilfen Koleji'nde beden eğitimi öğretmeni. Şu an sadece Dicle'nin kaplumbağası var. Deniz'in de vardı ama artık binmiyor. Derya ise pek ilginmedi kaplumbağa ile. 

Vosvosa yeni merak salanlar için önerileriniz var mı?

Kaplumbağaya merak salanlar hemen bir hevesle araba alıyorlar ama araba bitik oluyor. Masraf çıkmaya başladıkça çok üzülüyorlar. Çok iyi bilen biriyle almalılar. Yoksa aşırı masraf çıkar. Aldıklarına pişman olurlar. Düzgün araba alırlarsa zevkle binerler. 

1975'te üretim bitti

Kaplumbağa modelinin Alman üretimi 1975'te bitti. Ondan sonra Brezilya ve Meksika'da 2003 yılına kadar üretim devam etti. Ama Türkiye'ye gelmedi. 1975'den sonra üretilenler bizim için kıymetli değil. 

Her ülkede benzer lakaplar takıldı

Türkiye'de; vosvos, tosbağa, kaplumbağa gibi yakıştırmalara maruz kalan Beetle'ın kaderi birçok ülkede aynı. Fransa'da uğur böceği anlamına gelen "Coccinelle" ismiyle bilinen araç, İtalya'da ve Brezilya'da böcek anlamına gelen "Maggiolino" ve "Fusca" isimleriyle tanınıyor. Bolivya'da kaplumbağa anlamına gelen "Peta" ismine sahip olan Beetle, Endonezya'da da kurbağa anlamına gelen "Kodok" ismiyle biliniyor. 

Güncelleme Tarihi: 24 Şubat 2020, 11:11
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner92