Bugün 25 Aralık... Nereden aklıma geldiyse yaklaşık 30 yıl önce yazılmış bir köşe yazısını hatırladım. Tarih 1 Mart 1987. Yer Cumhuriyet Gazetesi;
“Her şeyin sahtesi var... Paranın sahtesi var... Tablonun sahtesi var... Altının, gümüşün, elmanın sahtesi var...Var oğlu var...
Peki dinin ve ideolojilerin de sahteleri yok mu? Olmaz olur mu hiç? Var. Dinin sahtesi siyasete karışmış olanıdır. Din duygularının ve dince kutsal kavramların siyaset adına kullanılması ile din, din olmaktan çıkar, siyasetin aracı olur.
Siyaset ticarete, ticaret siyasete, din de her ikisine araç edildi mi, artık bu sömürünün sonu gelmez. Din ticareti ile meşgul olanlara bakın hemen-hemen hepsi milyarder. Yalnızca Türk lirası ile milyarder değil bunlar, dolar milyarderi, mark milyarderi olmuşlardır birçoğu...
Oh ne kolay. Çek bir Besmele, gelsin paralar, finans kuruluşları, şirketler ve bu finans kuruluşları ve şirketler aracılığı ile kazanılan milyarlar. Elhamdülillah Müslümanız!... Bir kolumuz siyasette, öbür kolumuz ticarette, ayaklarımız da tarikatlarda.
Bir üçgen bu... Ticaret, siyaset ve tarikat üçgeni...
Bunlar dindar din sahtecileridir. Zavallı, yoksul Müslüman yurttaşların kanlarını etmenler de bunlardır. İnanç sömürücüleridir bunlar.
Atatürk'ün laiklik ilkesinin ne kadar ne kadar yararlı, ne kadar gerekli olduğunu bu din sahtecileri ortaya çıkınca daha iyi anlıyorsunuz.
Kim savaşacak bunlarla? Laiklik ilkesi sahte Atatürkçüler ile sahte Müslümanların aralarında paylaşacakları bir koz değildir.
Atatürkçülüğün ilk koşulu devrimci olmaktır,çağdaş olmaktır,demokrat olmaktır.Öyle ödün siyaseti ile Atatürkçülük olmaz. Öyle uzlaşmacı ve pazarlıkçı yaklaşımlar ile laiklik ilkesi savunulamaz. Yardakçılık ile ise hiç savunulamaz.
Bir yanda sahte Müslümanlar, din tacirleri, inanç sömürücüleri... Bir elleri siyasette, öbür elleri ticarette ayakları da tarikatlarda dolaşanlar.
Öte yanda sahte Atatürkçüler... İşleri geldiği sürece bu sahte Müslümanlar ile kol kola girip öpüşenler... Birbirlerine siyasal destek sağlayanlar...
Yasakçılıkla, hot-hotçulukla Atatürkçülüklerini kanıtlayacaklarını sananlar...
Müslümanın kimsesizi ve yoksuluna karşı Atatürkçülük taslayıp gericinin, yobazın iş ve sermaye çevreleriyle olanların karşısında da sus-pus olanlar. Bir yanda sahte Atatürkçüler, bir yanda sahte Müslümanlar...
Laiklik ilkesini savunmak için Atatürk gibi inançlı olmak gerekir. İzinden gittiklerini söyleyenler gibi ürkek, kararsız ve inançsız değil.”
Evet tahmin ettiğiniz gibi yazı, Atatürk devrimlerinin yılmaz savunucusu, cesaret, dürüstlük ve onurlu gazeteciliğin sembolü Uğur Mumcu'ya ait. "İmambayıldı" başlıklı yazının Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmasından buyana yaklaşık 30 yıl geçmiş. Değişim ise olumsuz yönde. Daha da beter bir duruma gelmişiz. 'Bakara-Makara'cılar ortada cirit atıyor. Bademler 14 yıldır siyaset, ticaret, tarikat üçgenine devleti de katarak ülkede uğursuz bur kare oluşturdular.