“Keşke elimde öyle bir reçete olsaydı; bir sihirli değnek, masallardan ödünç alınmış. Bir şiir, bir şarkı okuyunca dünya bütün kötülüklerden arınsaydı. Yeryüzündeki hayatı, emek, adalet, özgürlük ve saygı odaklı; doğayla tepeden tırnağa yepyeni bir barış yaparak dünyanın bütün halklarıyla dayanışma duygusu içinde yeniden düzenleyebilsek…”

Bu sözlerin adresi günümüz şiirinin ustalarından, soyadı uyakdaşım Şükrü Erbaş (Cumhuriyet, 2.8.2020).

Ne zaman şiiri düşünsem, Sait Faik’in insanla çoğalan sözünü anımsarım: “Şiir olmayan yerde insan sevgisi de olmaz. İnsanı insana ancak şiir sevdirir. Şiir, insanı insana yaklaştıran şeydir.“

Sevginin, barışın, doğaya ve emeğe saygının, özgürlüğün öncü sesidir, devinimidir şiir.

Kavgaların düşmanlığa varmadığı, sömürünün ve savaşların yaşanmadığı, çocukların ölmediği, sevginin, barışın, paylaşmanın, dayanışmanın egemen olduğu bir dünyada yaşamasını öğrenmek için de şiirin ne denli gerekli olduğuna inanırım.

***

Ülkemizde, dünyada korona virüs yaşanırken, vahşi kapitalizmin egemenliği sürerken, açlığın, yoksulluğun görüntüleri içimizi acıtırken, kadına kıyımın hızı düşmezken, yine de en insancıl, en dirençli, en savaşımcı kalan şiirdir, dersem bana katılır mısınız şiir dostlarım?

Yinelemek gibi olacak ama, ben şiire odaklanınca Oktay Rifat’ın Yeditepe Dergisinde (1959) bir soruya verdiği yanıtı anımsarım: “Şiir olmasaydı, yaşama dediğimiz oluşum çarklarından birisi eksilirdi. Belki kıyamet kopmazdı ama insanlar sevişemez, öpüşemez, beğenemez, yarınların yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşamazdı.”

Geleceğin yeni düzenine şiirli dünyanın hızıyla kavuşmak… Şair önsezisi, şair duyarlığı, yaşama, insana, dünyaya şirin büyülü gözüyle bakma ayrıcalığı…

Biliyorum, şiiri küçümseyenlerin, cahilce söz edenlerin olduğunu da. Baksanız onun da geçmişinde karaladığı şiircikler olmuştur, dizelerle buluşmuş, uayklı sözlerin etkisinde kalmıştır, duygulanmıştır da.

***

Ayrımında değiller şiirle var olan o incelikli, umutlu, aydınlık yaşamın. Aslında gerilimin, kötülüğün, sapkınlığın, aymazlığın, kirlenmişliğin, baskının olduğu her dönemde şiire gereksinimi olduğunun da…

Şair soran, sorgulayan, algılayan, sezen, geleceğe dair düşleri, düşünceleri olan insandır. Şiir olmasaydı sorusunu da sorma gereğini elbette duyacaktır. Çünkü şiir olmasaydı daha yalnız, daha kederli, daha savunmasız, daha edilgen, daha durağan kalacaktı yaşam.

***

Burada yine Şükrü Erbaş’a döneceğim. Gazetede yer alan yeni şiirindeki son dizelere: “İçimizdeki boşluğa tutunarak umut etmeye çalışıyoruz: / bizim rüyalarımız olmadan dünya güzel olamaz”.

İlhan Berk Poetika kitabında (YKY, 2001) şairleri “ilk coğrafyacılar” olarak anar; “Her şiir bir yolculuktur. Bunun için ilk coğrafyacılardır şairler” der. Severim bu sözünü Berk’in. Gezen, gören, izleyen, gözleyen, duyan, yaşayan, şiirin ayrıcalıklı sözleriyle bizi buluşturan bu coğrafyacıları nasıl alkışlamam.

***

Yine Cumhuriyet’in Pazar Yazıları’nda (16.08.2020) Erdinç Utku Belçika’nın başkenti Brüksel’de oluşturulan nöbetçi şiir eczanelerini yazmıştı. “17-30 Ağustos arasında Brükselliler kütüphanelerde, kültür merkezlerinde veya açık havada Şiir Eczanesine gidip nöbetçi şairlerin karşısına geçecek, şiir dinleyebilecek ve sohbet edebilecek. (…) Şiir Brüksellileri buluşturacak, birbirleriyle bağ kurmalarını ve yaşamı paylaşmalarını sağlayacak.”

Bu haberi okurken aklıma eczacı, şair dostum Selami Şimşek geldi. Her zaman masası yazın-sanat dergileriyle, şiir kitaplarıyla, şiir dosyasıyla doludur. İlaçlarla uğraşırken şiiri de yanı başından eksik etmez.

Yaşam şiirle daha güzel, daha değerli, daha aydınlık olmaz mı? Öyleyse hemen şiir, her zaman şiir…