"Biz Cumhuriyetle yaşıt camiayız. Size şampiyonluğu bırakmayız." Geçen pazar İzmirspor tribünlerinden bir ağabeyimizin saha kenarında ısınan Çiğli Belediyesporlu futbolculara söylediği bu söz içinde derin anlamlar taşıyor. Karşılaşma sonunda İzmirspor, Çiğli ile berabere kaldı ve 3. Lig umutlarını 12. kez başka bir bahara bıraktı. Ve hatta Süper Amatör Lig'e düşme korkusunu yakından hissetmeye başladı. Çiğli ise liderliğini pekiştirip 3. Lig'e çıkma adına dev bir adım attı. Peki Yeşilyurt Sahası'ndaki İzmirsporlu taraftarın dediği gibi sadece köklü bir camia olmak yeterli mi başarı için? Her futbolsever geçmişi, mazisi olan kulüpleri, tribünleri tıklım tıklım dolduran takımları izlemek ister. Ona bir itirazımız yok. Ancak sadece geçmişle, gelecek kurtarılır mı? Kurtarılamaz. Üç sac ayağı istikrar, maddi refah ve altyapı olmadıkça, yüz yılı aşkın camialar amatörden bir türlü kurtulamaz. Tıpkı Vefaspor, Şekerspor, Zeytinburnuspor, Aydınspor örneklerinde olduğu gibi bir tatlı hatıra olarak kalır nostalji seven bünyelerde. Çiğli Belediyespor evet İzmirspor'a göre yeni bir kulüp ama bir istikrarları var. Teknik Direktör İmam Aydemir 10 yıla yakın süredir, ufak ayrılıklar hariç kırmızı siyahlıların başında. Ve bu sağlıklı yapı elbet bir gün başarılı olacaktı. Ki Çiğli yıllarca 3. Lig'i finallerde kaçırmış bir ekip. Bu tip final maçlarına alışkın bir camia. Ve arkasında maddi ve manevi kocaman bir belediye desteği var. Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü, takımının her iç saha maçında tribünde. Fırsat buldukça da idmanlara gelerek takıma moral vermeyi ihmal etmiyor. İzmirspor ise henüz bu sezon çok ciddi bir yapılanmaya girdi. İzmirspor camiasının en önemli değerlerinden Levent Eriş'i teknik direktörlük koltuğuna oturttu. Ayrıca kulübün eski simalarını kulübün önemli yerlerine monte etti. Hatta aşçısı bile İzmirspor'un eski futbolcusu Bülent Dalkılıç. Yardımcı antrenörü Süper Lig'in eski yıldızlarından ve şimdi hocalığa başlayan Yiğit İncedemir. Ve bir belediye somut olarak arkasında yok. Yıllardır taşınmazlarının geliri ve başkanların bireysel çabaları ile 3. Lig'e çıkma mücadelesi veriyor. Ancak bu son yapılanmanın arkasında durulmalı ve her sene her sene yeni baştan teknik bir düzen inşa etmemeli. Eğer mümkün olabiliyorsa da, 3. Lig'den bir takım satın almalı. Keşke 2014 yılında Balçova Belediyespor ile anlaşılabilseydi ve İzmirspor profesyonel lige taa 8 yıl önce adım atabilseydi. O zaman tıpkı köklü geçmişini benzettiğim Fatih Karagümrük yerine İzmirspor'u Süper Lig'de izliyor olabilirdik. 2014 yılında Tire ile oynanan BAL Play Off finalinde Atatürk Stadı'nı dolduran 10 bin taraftarı yeniden yakalamak adına artık profesyonel lige, bir takımın yarışmacı hakkını satın alarak adım atmalı. Bunun yollarını araştırmalı.

RONALDO DÜŞÜŞTE

Kar ertelemesi, milli takım arası derken son 1 aydır, takımlar ritim tutturamadı. Mart ayını sadece 1 maçla geçiren çokca takım bulunuyor. Kulüpler sıralamasında ülkemiz Avrupa'da resmi olarak tanımadığımız Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile rekabet edecek pozisyona kadar düştü. Sıra Milli Takımımız'ın kritik karşılaşmalarına geldi. Dünya Kupası'na gidebilmek için perşembe günü deplasmanda Portekiz ile oynayacak Ay Yıldızlılar. Elimizde potansiyelli bir kadro var.

Teknik Direktör Kuntz, rakibe karşı nasıl oynayacağının taktiksel bir kararını verecek. Şu an çok taze olduğu için Galatasaray'ın Barcelona ile İspanya'da 0-0 berabere kaldığı aşırı defansif taktiği mi uygulayacak? Yoksa milli takımımızın genlerinde olan pas ve hücum futbolunu mu Portekiz'e karşı sahaya yansıtacak? Portekiz eski Portekiz değil. Cristano Ronaldo da eski Ronaldo değil. Şu an bir geçiş sürecindeler. Evet yetenekli genç oyuncuları var ve şu an onu monte etmeye çalışıyorlar. Hatta Ronaldosuz bunu yaparlarsa daha sağlıklı olacak gibi. Hatta içimden bir ses eğer Portekiz Dünya Kupası'na katılamazsa CR7 milli takım kariyerini bırakacak diyor. Bizim Çocuklar'ın Avrupa Şampiyonası'nda yaşadığı hezimetin dersini çıkardıklarını düşünüyorum ve 1 yıl daha olgunlaştılar. Artık genç değiller ve futbolun en verimli dönemi olan orta yaşa ayak bastılar. Dengeli bir oyunla, belki uzatmalara ve penaltılara gidecek bir oyunla Portekiz'i geçersek, finalde İtalya-Kuzey Makedonya eşleşmesinin galibiyle oynayacağız. Finalde ise İtalya'nın gelmesi durumunda rakibi İstanbul'da ağırlayacağız. Ve Avrupa Şampiyonası'nda bizim tüm dengemizi bozan İtalyanlar'dan rövanşı eminim alacağız. Savaşlarla, hastalıklarla, maddi krizlerle geçen kaotik ortamda Dünya Kupası'nda ülkemizi izliyor olmak Türk halkına gerçekten iyi gelecek.