Küresel zeytinyağı piyasasını domine eden İspanya ve İtalya'da ciddi rekolte kayıplarının yaşandığı bir yıl geçiriyoruz.
Konunun uzmanlarına göre yüzyılın en kötü kuraklığı söz konusu oldu. İspanya'daki yıllık 750 bin ton ve İtalya'daki 225 bin ton zeytinyağı üretimi, geçen yıla göre neredeyse yüzde 40 daha az...
Zeytin, bir tarım ürünü ancak tarihsel ve kültürel açılımları da var. Zeytin, tüm ağaçların tanrıçası olarak adlandırılıyor. Hz. Adem, cennetten kovulurken yanına aldığı tohumları Tabor Dağı'ndaki Hebron Vadisi'ne ektiğinde, sedir ve selvi dışında zeytin ağacı da bitiyor! Tufanlarda tek canlı kalan bitkinin zeytin olduğu görülüyor. Tanrıça Athena da zeytin ağacını, 'Bunun gölgesinde dinlenebilirsiniz, meyvesini yiyebilirsiniz, meyvesinin yağında tüm yiyeceklerinizi saklayıp o yağ ile aydınlananabilirsiniz' diye kutsuyor. Düşmanı Tanrı Poseidon'a bir zeytin dalı uzatarak aralarındaki kırgınlığı gideriyor. Antik Olimpiyat Oyunları'nda da yarışmalarda birinci gelenlerin ödülleri, başlarına takılan zeytin ağacından yapılma bir taç.
***
Zeytin ağacının yetiştirilmesi, özel bir iklimi gerektirmesi nedeni ile daha çok Akdeniz'e kıyısı olan Türkiye, İspanya, İtalya, Yunanistan ve Tunus gibi ülkelerde söz konusu olmakta. Bu alanlarda FAO verilerine göre, 10 milyon hektarlık yüzölçümünde 16 milyon ton zeytin üretimi yapılıyor. Son yıllarda zeytin ürünlerine artan talep, Meksika, Şili ve Arjantin gibi ülkeleri de geniş tarım sahalarında zeytin yetiştiriciliğine yönlendirmiş durumda.
Dünya geneline baktığımızda geçen sene zeytinyağı üretiminin 3.4 milyon ton seviyesinde olduğunu görüyoruz. Ama yukarıda da belirttiğimiz gibi, Güney Avrupa'da görülen anormal ve uzun süreli kuraklık dengeleri değiştirmiş durumda. Sonuçta, yakın zamanda özellikle Avrupa piyasasında stokların da erimesi ile fiyatların tepe yapması beklentisi hakim. Halen zaten dolar bazında zeytinyağı yüzde otuzbeş daha değerlenmiş durumda.
Türkiye, zeytin üretimindeki rekoltesini giderek arttırdı. 2000'li yıllardaki 90 milyonluk ağaç sayımız 200 milyona yaklaştı. Bu sene Avrupa'nın aksine, zeytin için olumlu iklim koşulları söz konusu oldu. 735 bin ton sofralık zeytin, 422 bin ton da zeytinyağı üretimi bekleniyor ki bu tüm zamanların rekoru. Hatta önümüzdeki üç yıl için hedefler de belirlenmiş durumda: 1.2 milyon ton sofralık zeytin ve 650 nin ton zeytinyağı. Bunlar ülkemizi dünyanın en önemli oyuncularından birisi haline getiriyor.
***
2022/2023 sezonu üretimimizle bile sofralık zeytinde dünya birincisi, zeytinyağında ise dünya ikinciyiz. Lider İspanya. Ama daha alınacak yol var, yıllık kişi başı zeytinyağı tüketimimiz 2 kilogram civarında. Bu miktarlar Yunanistan'da 10.6, İspanya ve İtalya'da da 8 kilogramların üzerinde...
Konumuza dönersek, İspanya başta olmak üzere Güney Avrupa'yı kapsayan kuraklık, zeytin üretiminde çok ciddi rekolte düşüklüğüne yol açınca, başta Avrupa Birliği olmak üzere tüm Dünya, kendi ülkelerindeki talebi karşılamak amacı ile Türkiye'ye yöneldi. Ülkemizin son altı ayda ihracatı yüzde 240 arttı. Türkiye, tarihsel bağlamda en fazla 92 bin ton zeytinyağı ihraç etmişti, bu sene ise 125 bin tonları geride bıraktı. Görünen, İspanya gibi zeytin üretiminde lider olan ülkelerdeki kuraklık nedenli krizi, ülkemiz fırsata çevirmiş gibi. Ancak bu gelişmeler iç pazarda zeytinyağı fiyatlarını katlamaya başladı. Zaten sektörün küresel dinamikleri nedeni ile konjuktürel olarak dolar bazında yüzde 35 artan zeytinyağı fiyatları, enflasyon ve Türkiye'ye özgü makro ekonomik instabilizasyon da eklenince astronomik sayılacak fiyatları beraberinde getirdi. Litre fiyatları 80'li rakamlardan 200'leri geçen bir seyir izledi.
***
Ticaret Bakanlığı'nın 25 yılın ardından zeytinyağı ihracatına fon gezintisini yeniden yürürlüğe sokması ya da diğer regülasyonlar işe yarar mı bilemeyiz ama Güney Avrupa'daki kuraklık devam edip, tüm dünya zeytinyağı ithalatçılarının ve küresel parekendecilerinin talebini karşılamaya devam edersek, bu rakamların korunamayacağı aşikar. Umarız zeytinyağında litre başı 1000 TL'lik etiketleri hiç görmeyiz. Dünya üretiminde lider olduğumuz bir temel besin maddesine, yurttaşlarımızın tüketim için, fiyatları nedeni ile ulaşamamaları kabul edilemez. Bu maksatla üretilen miktarlar için iç piyasa ve ihracat kalemleri bağlamında belli kotalar konulması gerekebilir.