Yaz kış Çeşme'de yaşanlara en çok sorulan soru, hatta tek soru, hatta hatta gına getiren soru şudur: "Kışın orada ne yapıyorsunuz?"

Alt metni, yani demek istiyorlar ki; 'Kışın sıkılmıyor musunuz?'

Zannedersin ki şehirde yaşayanlar her gün o opera senin bu tiyatro benim kültürel faaliyettte bulunup, her gün başka bir çılgın partiye katılıyorlar.

Hayır kardeşim inan burada özellikle kışın sıkılmaya vaktimiz olmuyor.

Ama 'ne yapıyorsunuz' sorusuna şöyle cevap verebiliriz: Bütçeyi denklemeye çalışıyoruz!

***

Çünkü Türkiye'nin her açıdan en pahalı ilçesinde oturuyoruz biz.

Bir yerin pazarı bile pahalı olur mu? Söz konusu Alaçatı ise olur.

Bir yerde boya/ tamirat/ bakım işleri bir binanın temelden inşasına denk gelecek maliyette olur mu?

Söz konusu Çeşme sınırları ise olur.

Peki başınızı sokacak en ucuz evin yıllık kirası, üstelik ısıtmasını falan işin içine katmadan lüks bir araç parası olur mu? Adresinizde Çeşme-Alaçatı yazıyorsa olur.

Tüm bunlar yetmezmiş gibi Türkiye'nin en pahalı elektrik ve suyu nerede dersiniz? Onun da cevabı; tabii ki Çeşme'dir.

***

Kısacası Çeşme'de 'yaz-kış ne yapıyorsunuz' sorusundan çok 'nasıl hayatta kalıyorsunuz' sorusu daha yerinde olur.

Tüm bunları abarttığımı düşünüyorsanız o zaman sizinle yeni öğrendiğim ve ağzımı hayretten bir karış açık bırakan bilgiyi paylaşayım.

Türkiye'de eskiden sürgün yeri olarak Türkiye'nin doğusu düşünülürdü değil mi?

Şimdi bilin bakalım yolsuzluğa, usulsüzlüğe karışan memurların yeni sürgün yeri neresi?

Türkiye'nin en batısı, insanı demokrat, özgür, iklimi yumuşak, denizi doğası muhteşem Çeşme!

Peki niye? İşte tam da yukarıda saydığım sebeplerden.

Emniyet Teşkilatı ve Mili Eğitim kadrolarında çalışanlar 'sizi Çeşme'ye süreriz' diye tehdit ediliyor ve bazı şanssızlar (!) gerçekten de artık buraya sürgüne gönderiliyor.

Gelenler çok mutsuz.

Ne kirasına, ne elektrik suyuna yetişebiliyorlar.

Hepsi ek iş peşinde.

Son yıllarda kendi bindiği dalı kesen Çeşme sonunda bu hale geldi işte!

Kimsenin sürekli yaşamak istemediği ama hala beton üstüne betonun dikildiği bir hilkat garibesi.

Katkıda bulunan herkesin emeklerine lanet olsun.

Köpek kemer çözer mi?

Yaklaşık bir haftadır köpeklerin parçaladığı iddia edilen iki çocuk için Kayseri şehri ayakta.

Halk akıl sağlığını yitirmiş durumda.

Sokaklarda en acımasız şekilde hayvan katlediliyor.

Sadece köpekler değil, kediler de toplanıp imha ediliyor.

Birilerinin işine geldi, korkunç bir cinayeti yine garibim sokak köpeklerinin üzerine yıktı geçti.

Çöplükte cesedi bulunan ve köpeklerin parçaladığı iddia edilen öğrenci kardeşimizin bulunma şeklini kimse tartışmıyor.

Kimse çıkıp, köpekler bir insanın kemerini çıkartıp, pantolonunu ve iç çamaşırını bileklerine kadar indiremez demiyor.

Ailenin otopsi yapılmasına şiddetle karşı çıkması ve zavallı çocuğun apar topar defnedilmesini kimse sorgulamıyor.

Bu olayın bir cinsel saldırı ve cinayet olduğu kabak gibi ortadayken işi köpeklere atmak anlaşılan o ki herkesin işine geliyor.

Uyan Kayserili kardeşim uyan.

Birbirinizi gaza getirip yaşadığınız cinnete son ver.

Aranızda bir katil, bir sapık dolaşıyor. Asıl suçlunun peşine düş.

Ve garibim sokak canlarının yakasından da düş!

Ayıptır, günahtır!