Bu ülkede gönüllü hayvanseverlerin yüzlerce farklı sorunu var. Bu sorunlardan biri de; onların hayvan sevgilerini suiistimal eden “sözde” duyarlı vatandaşlar.

Dişinden tırnağından artırarak sahipsiz hayvanlara bakan, besleyen; tedavilerini üstlenen, hayvan haklarının geliştirilmesi için mücadele veren gönüllüler bence gerçek hayvanseverlerdir. Örneğin ben kendimi hayvansever olarak tanımlıyorum ama henüz gerçek bir hayvansever olabildim mi, orası tartışılır? Çevremde hayvanlar için çok büyük emek veren insanlar var. Üstlendikleri bu görevden ötürü onlara saygım her gün biraz daha artıyor.

Kendilerince hayvan seven ama hiçbir şekilde sorumluluk almak istemeyen; hayvanlar iyi bakılsın isteyen ama bunun için elini taşın altına koymak yerine başkasının yüküne yük ekleyenler var bir de. Mesela hayvanlara bakan kişileri görüp, onların bulunduğu bölgelere kedi köpek bırakıp kaçanlar… İşte bunlar da bana göre “sözde” duyarlı vatandaşlar.

Sorsanız, “hayvanlara iyilik olsun diye yaptım” derler. “Nasıl olsa burada bakılıyorlar; bir kedi, bir köpek daha olsa ne zararı var?” diye sorarlar. “Bizim mahallede bu hayvanlar açlıktan kırılıyor, karınları doysun diye getirdim” diye savunurlar kendilerini…

***

Yanlış anlaşılmasın; burada sorumluluk almıyor diye kimseyi suçlamıyorum. Gerçek hayvanseverlik herkesin harcı değildir. Hem ekonomik hem de psikolojik açıdan son derece zorlayıcı bir görevdir bu.

Hayvan seviyor ama hayvan hakları için gece gündüz mücadele vermiyor diye kimseyi eleştirmeye zaten hakkım yok.

Burada eleştirdiğim, canları kurtarmak için çırpınan gönüllülerin işini sırf kendi vicdanları rahat etsin diye daha da zorlaştıranlar.

Yazıktır, günahtır. Bir gönüllü kaç tane hayvana bakabilir, kaç hayvanın sorumluluğunu taşıyabilir?

***

Eğer gerçekten patili dostlar için iyi bir şey yapmak istiyorsanız onları atıp kaçmak yerine yapabileceğiniz çok basit, fazla sorumluluk gerektirmeyen birkaç öneri:

  • Mahallenizdeki hayvanlara, bütçeniz ne kadar elveriyorsa, bir kap mama bir kap su verin.

  • Mama satın alamıyorsanız, artık yemeklerinizi çöpe atmak yerine güzelce ayrıştırıp canlara verebilirsiniz.

  • Hayvanlar için çalıştığını bildiğiniz kişilere, STK’lara maddi veya manevi destek verin. Örneğin; bir hayvanın tedavisi üstlenin ya da bir projede gönüllü çalışmayı teklif edin.

  • Barınakları ziyaret edin, oradaki hayvanlarla biraz vakit geçirin.

  • Hasta ve yaralı bir hayvan görürseniz belediye veteriner işlerini arayın; hayvanın sağlık durumunun takibini yapın.

  • Sokakta size sevgi ve ilgi gösteren hayvanlara kayıtsız kalmayın. Hiçbir şey yapmasanız bile başlarını okşayın. Çünkü gıda, onların tek ihtiyacı değil.

  • Hayvanlar yararına yapılan kermesleri, etkinlikleri ziyaret edin. 10 TL’lik alışverişin bile fark yaratabileceğini unutmayın.

  • Hayvan hakları için verilen mücadeleye siz de etkinliklere katılarak, sosyal medyadan paylaşarak destek verin.

***

Sosyal Medyadan İnciler: Kediler ve spiritüellik!

Bu hafta Sosyal Medyadan İnciler bölümünde eğlenceli bir paylaşıma yer vermek istedim. Renklerine göre kedilerin hayatımıza neler katacağına dair bir derleme yapılmış. Özeti şöyle:

  • Sarman kediler: Bereket ve zenginlik getirir.

  • Tekir kediler: İyi şans ve mutluluk getirir.

  • İki renkli kediler: Bilgelik getirir.

  • Gri kediler: Uyum ve sevgi getirir.

  • Üç renkli kediler: Aile bağlarını kuvvetlendirir.

  • Beyaz kediler: Huzur ve sağlık getirir.

  • Siyah kediler: Kötülüklerden korur.

Bu paylaşımın doğruluğu tabii ki de tartışılır ama deneyimlerin şunu söylüyor ki: Rengi ne olursa olsun her kedi insanına neşe, mutluluk, sevgi ve bilgelik getiriyor.

***

Kimi Takip Etsek?

Eğer her güne gülümseyerek başlamak istiyorsanız ve kedileri de seviyorsanız sizin için harika bir önerim var. Instagram’da 388 bin kişinin takip ettiği “kedilerinhastasiyim” adlı hesapta içinizi ısıtacak fotoğraf ve videolar bulacaksınız.

***

Haftanın Karesi

“Anlaştık öyleyse… Birimiz hepimiz, hepimiz de kedimiz için!”