Şeref tribünü rahat mı?

Dünya yakın tarihinin en büyük felaketlerinden biri yaşanıyor.

Doktor değilim, ahkam kesemem.

Ekonomist değilim, rakamları bilemem.

Hırsız değilim; 5 liralık kolonyayı 40 liraya satamam.

Ahlaksız değilim, 3 liralık makarnayı 11 liraya kakalayamam.

Panik atak ya da şizofren de değilim, marketleri yağmalayanlardan olamam…

İnsanım… İzmirliyim…

Bu kentin evladıyım… Sokaklarda gezerim.

Taksiye dolmuşa binerim, markete giderim, kafelerde otururum.

Esnafın, ticaret adamının, Kobi’nin, maliyet ve yaşam tarzlarını merak ederim.

Sorarım.

Nasıl becerdikleri, sihirbazlıkları alkış ister, alkışlarım…

Bu saydığım, kentin küçük ticari damarlarıdır.

Adam çalıştırırlar. Usta çırak deyip geçme, aileleri de aynı yerden ekmek yer.

Yüz binler anlayacağınız…

Bunların yüzde 80’i borçludur.

Esnaf sandıklarına, bankalara, SGK ya vergi dairesine borçludur.

Kredi kartları hep ağır vasıtadır. Yüklüdür. Tonaj fazlasıdır.

….

Sabahtan akşama kadar sağlık önlemi dinliyoruz.

Bir felaket, bir panik havası yaratılmış durumda.

Herkes evlere çekiliyor.

Sistem durma noktasına geldi ve duracak.

Misal 30 Nisan’a kadar her yer sinek avlayacak.

Sanat, kültür, sinemalar, tiyatrolar, gösteriler, konserler, kafeteryalar, lokantalar, restoranlar,

Birçok insanın ticareten bel bağladığı fuarlar felç olmuş durumda.

Bunlara bağlı olarak ekonomi duracak.

Tamirhaneler, okul kantinleri, sanayici ve fabrika çalışanları, hepsi duracak… Maaşlar yarıya inecek, çalışan da etkilenecek.

Dünyada, ülkede ve kentte alarm verilmiş iken; kentin hiçbir işe yaramadığına artık iyice inandığım odaları, borsaları, meslek kuruluşları ve kent yöneticileri, siyasetçileri nerededir?

Yalandan copy-paste önlemleri söylemekten başka yaptıkları bir şey yoktur.

Yaptıkları apaçık papağan taklididir.

Bu insanların ekonomileri ne olacak?

2008 krizinden çok daha büyük bir iflaslar zincirinin peydah olacağı, krizin biraz yumuşaması halinde ise resesyon oluşacağı ekonomistlerce söyleniyor.

Peki kent yöneticilerinin en büyük önlemi ne?

Yalandan; “Tokalaşmayalım” falan filan… Gülüşmeler, espriler…

Büyükşehir Belediye Başkanı başta, kentin hamisi olarak, derhal büyük bir çalıştay düzenlememeli mi?

Odaları, Borsaları, Esnaf birlikleri ve diğer ilgili STK ları, anında toplayıp birkaç gün sürecek, içinde yerel ekonominin de olduğu önlemleri tartışmamalı mı?

Çözüm üretmemeli mi? Önlemler zinciri planlamamalı mı?

Siyasiler dahil, kalkıp birileri; bu esnafın, küçük işletmelerin ve etkilenen/ etkilenecek yüz binlerce ticaret erbabının vergi, SGK, banka borçları gibi büyük ekonomik tehlike arz eden riski için, hükümete, üst yönetime, BBDK’ya, Cumhurbaşkanı’na, çağrı yapmamalı mı?

Yahu niye başkansınız?

Yahu niye o koltuktasınız?

Yahu bu kenti kim, kimler yönetiyor?

Hepten mi çapsızsınız?

Bir tane aklı başında adam yok mudur arkadaş?

Sağlık - ölüm kapıda tamam da, bir adım ötesini gören yok mu?

Ekonomi yıkılacak, arka arkaya dükkanlar kapanacak.

Bunu ön gören yok mu?

Neredesiniz?

Söyleyeyim; tribündeler. Bizim gibi…

Hatta keşke bizim gibi olsalar…

Tatildeler tatilde…

En çalışkanlarını söylüyorum, tribündeler, tribünde…

Eee, Nasıl?

Şeref tribünü rahat mı?

Ne kadar geri zekalıyız?

İşte böyle durumlarda ortaya çıkıyor.

Tıpkı Konyalı mültecinin Yunan sınıra dayanması, Yunan polisi tarafından kafası gözü kırılınca deşifre olması gibi…

Bu Konya’da bir şey var…

Corona krizi gündemde, olay yeri Beyşehir ilçesi.

Gariban Afgan, göl kıyısında balık tutuyor.

Kimseye zararı yok…

Durup dururken U.G adlı saldırgan tekme tokat girişiyor.

“Siz buraya corona virüs mü getiriyorsunuz laayyn?”

Naraları arasında, Afganlıya bıçakla saldırıyor.

Gerçekten daha ne kadar geri zekalı olabiliriz?

Ne kadar canavarlaştık?

Ajansın sosyal medya hesabına bir haber düştü.

Genç bir kızımız, yolda yürürken, sokağı boydan boya kesen zincire takılıp düştü.

Evet, elinde cep telefonu vardı ve dikkatsizdi…

Belki de sokağı zincirleyen hatalıydı.

Neyse, günde bir milyon haber yapılır Türkiye’de bunun gibi…

Haberin altındaki yorumları görmeliydiniz.

Aman yarabbi!

Küfür eden dahil, canavarlar sürüsünün bir anda toplandığını gördüm.

Bir insan evladı düştü, kafasını kırdı, Türk insanı zincirden yana oluverdi…

Ne kadar canavarlaştık?

İşte bu kadar canavarlaştık…

GEREKSİZ BİLGİ

Doğada yaşayan ve zıplayamayan tek memeli fildir.

GEREKLİ BİLGİ

Dolmalık biberin arkasındaki çıkıntı 3 ise erkek, 4 ise dişidir. Erkek olan pişirmeye, dişi olan çiğ yemeye uygundur…

DELİ ZİYA

“Aldatmak hata değildir. Kimse yanlışlıkla soyunup sevişmez.”

YORUM EKLE

banner92