YAĞMUR KARADAĞ/İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, Avukat Murat Aydın ve Gazeteci Ender Aldanmaz, "Gerçeğin Öteki Yüzü & Fikr-i İsyan" programında Meslek Fabrikası’nın Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi ve polisin sabaha karşı gerçekleştirdiği tahliye operasyonunu tüm detaylarıyla masaya yatırdı. Programda, belediye mülkiyetindeki bir binaya yargı kararı olmaksızın el konulmasının ‘hukuk güvenliğini yok ettiği’ vurgulandı.

"BİR GECEDE TAPU EL DEĞİŞTİREREK 'BİZİMDİR' DİYEMEZSİNİZ"

İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait Meslek Fabrikası binasının Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne devredilmesi ve ardından polisin binaya girerek tahliye işlemlerini başlatması, kentte büyük bir siyasi ve hukuki krize yol açtı. Gazeteci Dilek Gappi, İzmir’in büyük bir kuşatma altında olduğunu belirterek, "Bu işin siyaseti, kazancı yok. İşsizliğin bu kadar yoğun olduğu bir kentte belediyeye ait bir fabrikaya el koyuyorsanız bunu hiçbir şekilde açıklayamazsınız. 2024 yılında bir gecede tapu el değiştirerek, ‘burası bizimdir’ diyemezsiniz. Bu bir politik malzeme yapılamaz, bunu bir politik malzeme olarak kim kullanıyorsa bence bedeli onlar için de ağır olacak" dedi.

GENÇLERE GELECEK UMUDU VERİYOR, NİTELİKLİ İŞ GÜCÜ YETİŞİYOR

Hukuki süreci değerlendiren Avukat Murat Aydın, binanın geçmişine dair önemli bilgiler paylaştı. Aydın, "Yargı kararı olmadan idari bir işlemle tapu iptal ediliyorsa, artık herkesin mülkiyet hakkı tehlikededir. Bu, İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin değil, tüm Türkiye’nin sorunudur. Meslek Fabrikası’nda gençlere meslek eğitimi veriliyor. Gençlerin işsizliklerine bir çare bulunmaya çalışılıyor. Piyasada nitelikli ara eleman ihtiyacı var. Çünkü eğitim sistemi çökmüş durumda. Gençler iş aradıklarında, ne iş yaparsın diye sorulduğunda ‘ne iş olsa yaparım’ diyorlar. Meslek Fabrikası yüzlerce genci ve kadını ücretsiz olarak çiçekçilik, baristacılık, pastacılık gibi mesleki faaliyetleri yapabilecekleri nitelikli iş gücü yetiştiren bir yer. Kamu hizmeti olarak eğitim veren, gençlere bir gelecek umudu veren, iş sahiplerine de ihtiyaçları olan nitelikli ara elemanı temin eden bir yer. İşte buraya el koydular” dedi.

Mahkemeden Meslek Fabrikasi Icin Yeni Karar Tahliye Durduruldu

"12 EYLÜL DARBECİLERİNİN YAPMADIĞINI YAPTILAR”

Sabaha karşı terör örgütü yuvası basılırcasına yüzlerce polisle gelinip ablukaya alındığını söyleyen Aydın, “İçindeki çalışan kamu görevlileri apar topar dışarı çıkarılıyor. Şahsi eşyalarını bile almalarına izin vermediler. Burası Aziz Kocaoğlu döneminde, Vakıflar Genel Müdürlüğü ile görüşülerek 1 milyon 700 bin TL bedel ödenerek şerhin kaldırıldığı bir fabrika. Tam mülkiyetle belediyenindir. Burası Atatürk’ün Cumhurbaşkanlığı döneminde Bakanlar Kurulu kararıyla belediyeye geçti. Binada asılı olan o Bakanlar Kurulu kararı afişini bile indirdiler. 12 Eylül darbecilerinin yapmadığını yaptılar” diye konuştu.

TAHLİYE HENÜZ GERÇEKLEŞMEDİ

Yapılan işlemin mülkiyet hukukuna aykırı olduğu kadar operasyonel olarak da hatalı olduğunu dile getiren Aydın, binanın içindeki milyonlarca liralık ekipmanın hala İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne ait olduğunu hatırlattı. Aydın, tahliyenin henüz gerçekleşmediğini, sadece kapıların mühürlenip kilitlerin değiştirildiğini de belirtti.

İZMİR VALİSİ TELEFONA ÇIKMADI

İzmir Valisi ve Emniyet Müdürü'ne de seslenen Aydın, "İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı protokolde 3 numaradır; polis kalkanıyla önü kesiliyor, İzmir Valisi telefona çıkmıyor. Sokaklarda asayişi sağlayamayanlar, Meslek Fabrikası’nın önüne özel tim ve TOMA dikiyor. Bu bir kamu zararı ve görev suçudur. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı'nın polis kalkanlarıyla çevrilmesine Sayın Vali’nin bir lafı yok mu? Cumhuriyet Halk Partisi İzmir İl Yöneticisi Umut Barış Ballıkaya'nın yüzüne, 5 santim mesafeden, yüzünün tümünü kaplayacak şekilde biber gazı sıkan polisle ilgili Sayın Vali'nin bir lafı var mı? Bu polis şiddeti değil midir? Bu görevi ve yetkiyi kötüye kullanma, insanlara kötü muamele yapma fiili değil midir? İzmir milletvekillerini polis içeriye almamak için saatlerce uğraştı ve sonunda toplum isyan etti ve polis barikatlarını yıktı. Sayın Vali bunu açıklayacak mı? Bu sadece bir bina meselesi değil; gençlerin gelecek umuduna, İzmir halkının iradesine ve mülkiyet hukukuna vurulan bir darbedir” dedi.

İZSU açıkladı: Tahtalı Barajı’nda yükseliş sürüyor, doluluk yüzde 52’yi aştı
İZSU açıkladı: Tahtalı Barajı’nda yükseliş sürüyor, doluluk yüzde 52’yi aştı
İçeriği Görüntüle

D S C 0839-1

“DUYARLI YAKLAŞIMLAR GELDİ AMA HİÇBİR ŞEY YAPAMADILAR"

Sürecin iktidar partisinin İzmir kanadında yarattığı rahatsızlığa da dikkat çeken Gappi, yerel siyasetçilerin ulusal politika ile kent gerçekleri arasında sıkıştığını belirterek, "İktidar partisinden duyarlı yaklaşımlar gelmeye çalıştı ama hiçbir şey yapamadılar. Büyükşehir Belediyesi’nin AK Parti’li meclis üyeleri dahi çok zor bir noktaya düştü. Çünkü bir yandan binada yapılan güzel işleri biliyorlar, bir yandan da yukarının 'köşeye sıkıştırma' politikasına boyun eğmek zorunda kalıyorlar. Bu durum o kesim için de ciddi güven kaybı ve kırılmalara yol açtı. Bu hangi zihniyetin stratejisi ise CHP’yi bu kadar iyi kilitleyemezdi” diye konuştu.

"ÖLÜLERİ DE Mİ ÇIKARTMAYA ÇALIŞACAKSINIZ?”

Tahliye edilmek istenen binalar arasında gasilhanenin de bulunmasına tepki gösteren Gappi, "3 binaya birden el koymaya çalışıyorlar, biri de gasilhane! Herkes ‘Meslek Fabrikası’ndaki bilgisayarları arka kapıdan kaçırmaya çalışıyorsunuz, peki ölüleri ne yapacaksınız?’ diye soruyor. Ölüleri de mi çıkartmaya çalışacaksınız? Gerçek kamu zararı nedir biliyor musunuz? Günlerdir bu anlamsız konuları konuşmak ve binlerce masum polisimizi oraya yığmaktır. Bu fikir kimden çıktıysa, İzmir’de AK Parti’ye en büyük kötülüğü o yapmıştır. Politikalar gerçeklerin üstünü bir yere kadar örtebilir” dedi.

"VAKIFLAR GENEL MÜDÜRÜ İŞİ PAZARLIĞA DÖKMÜŞ"

Programda Vakıflar Genel Müdürü Sinan Aksu’nun Saygı Öztürk’e açıklamalarını eleştiren Dilek Gappi, "Genel Müdür, 'Burası için 5 milyon lira kira teklif edenler var' diyor. Kimin malını kime pazarlıyorsunuz? Sonra da 'Gençlere bedava çay-kahve vereceğiz' diyerek halkla dalga geçiyorlar. Çocuklar iş bulamıyor, maaşları yok. Hala aynı zihniyet; sadece bir görüntü olsun. Yeter ki orası başka bir yaklaşımın eline geçmesin. Halkın gerçeklerini bu kadar mı görmüyorsunuz? Nasıl bir yöneticilik yapıyorsunuz? Nasıl bir vicdandır bu? Bu kenti bu kadar isyana sürüklemenin ne hakkı var? Bu kentin çay-kahveye değil, bizim daha onlarca Meslek Fabrikası’na ihtiyacımız var" ifadelerini kullandı.

İZMİR BİR DİRENİŞ ALANINA DÖNÜŞTÜ

Sürecin toplumsal yansımalarını aktaran Gazeteci Ender Aldanmaz ise İzmir’in alışık olmadığı bir sertlikte siyaset iklimine girdiğini belirtti. Aldanmaz, "Bir şafak operasyonuyla kamu binasına el konuldu. İzmir halkı uzun zaman sonra ilk kez bu kadar sert bir refleks gösterdi. Bugün kapı önü bir direniş alanıdır. CHP bu süreci bir 'kent savunması' hattına dönüştürdü. Sadece partililer değil, sendikalar ve taraftar grupları da bu mücadeleye dahil oldu. İzmir Büyükşehir Belediyesi kentin yapısına uygun uzlaşıcı bazı adımlar da atmadı değil. Fakat önerilen formüllerin hepsi de diğerleri tarafından ellerinin tersiyle de itilmiş oldu. Bu durumda çatışmayı da kaçınılmaz bir hal noktaya getirmiş oldu. Başkan Cemil Tugay'ın direnişten geri adım atmayacağı, sürekli olarak burada kalacağıyla ilgili açıklamaları ve değerlendirmeleri var, burayla ilgili de aslında bir yönüyle ısrarı da var. CHP’nin İzmir siyaseti de farklı bir evreye doğru, öncü bir pozisyona doğru geçmiş durumda” diye konuştu.

Kaynak: Yağmur Karadağ