Türkiye’nin zengin yer altı kaynakları, küresel pazarlardaki belirsizliklere rağmen dış ticaret dengesine güçlü bir destek vermeye devam ediyor. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlenen bilgilere göre, madencilik sektörü yılın ilk üç aylık periyodunda hem miktar hem de değer bazında dikkat çekici bir büyüme kaydetti. Ocak ve mart ayları arasındaki dönemde yurt dışına gönderilen toplam ürün miktarı 571 bin tonu aşarken, bu sevkiyatların karşılığında elde edilen gelir 1 milyar 565 milyon 237 bin dolar olarak kayıtlara geçti. Geçen yılın aynı döneminde elde edilen 1 milyar 367 milyon dolarlık gelirle kıyaslandığında, sektörün değer bazında yüzde 14 oranında bir sıçrama gerçekleştirdiği görülüyor. Bu yükseliş, Türkiye’nin hammadde ve işlenmiş maden ürünlerindeki rekabet gücünü koruduğunun en somut göstergesi olarak kabul ediliyor.

Metalik cevher ihracatın lokomotifi olmayı sürdürdü

Madencilik kalemleri arasında yapılan detaylı incelemede, metalik cevher grubunun toplam ihracat gelirleri içindeki aslan payını aldığı net bir şekilde görülüyor. Sektörün toplam gelirinin yaklaşık yüzde 43'ünü tek başına karşılayan bu grup, 673 milyon dolarlık bir girdi sağladı. Estetik ve endüstriyel değeriyle dünya pazarlarında her zaman talep gören işlenmiş doğal taş ürünleri 299 milyon dolarlık hacmiyle ikinci sırada yer alırken, sanayi üretiminin vazgeçilmezi olan endüstriyel mineraller 284 milyon dolar ile bu grubu takip etti. Üretim süreçlerindeki verimlilik artışı ve uluslararası standartlara uygun işleme kapasitesinin gelişmesi, Türk maden ürünlerinin küresel tedarik zincirindeki yerini sağlamlaştırmış durumda.

Çin pazarındaki devasa talep rakamlara yansıdı

Türkiye’nin maden ihracatındaki en stratejik rotalarından biri olan Uzak Doğu, bu yılın ilk çeyreğinde kelimenin tam anlamıyla bir talep patlaması yaşadı. Geleneksel olarak en büyük alıcı konumunda bulunan Çin, geçen yılın ilk çeyreğine oranla talebini yüzde 52 oranında artırarak 487 milyon dolarlık alım gerçekleştirdi. Küresel lojistik ağlarındaki sıkıntılara ve enerji maliyetlerindeki değişkenliğe rağmen Çin'in bu denli yüksek bir artış göstermesi, sektör temsilcileri tarafından stratejik bir başarı olarak nitelendiriliyor. Çin’i takip eden diğer önemli pazarlar ise 121 milyon dolarla Bulgaristan, 120 milyon dolarla Amerika Birleşik Devletleri ve 72 milyon dolarla İspanya oldu. Bu çeşitlilik, Türk maden sektörünün sadece tek bir bölgeye bağımlı kalmadığını, Avrupa'dan Amerika'ya kadar geniş bir coğrafyada pazar payını koruduğunu gösteriyor.

Ateş çemberinde gelen stratejik başarı

İzmir'de düzenlenen 31. Marble İzmir Fuarı kapsamında değerlendirmelerde bulunan Türkiye Madenciler Derneği Başkanı Mehmet Yılmaz, yakalanan bu başarı grafiğinin tesadüf olmadığını vurguladı. Dünyanın ve özellikle Türkiye'nin içinde bulunduğu coğrafyanın zorlu bir dönemden geçtiğini belirten Yılmaz, "Ateş çemberi içerisinde olduğumuz, kıyametlerin koptuğu bu noktada bizim ilk çeyrekte böyle bir rakamı bulmuş olmamız büyük bir başarıdır" ifadelerini kullandı. Jeopolitik risklerin ticareti zorlaştırdığı bir dönemde, Türkiye’nin dengeli politikaları ve ticari kabiliyeti sayesinde bu fırsatı değerlendirdiğini kaydeden Yılmaz, mevcut jeolojik potansiyelin daha fazla üretimle desteklenmesi gerektiğini hatırlattı. Sektörün yetişmiş insan gücü ve teknik donanım açısından hiçbir eksiği bulunmadığını belirten dernek başkanı, doğru yönetim stratejileriyle yıllık ihracat hedeflerinin çok daha yukarılara taşınabileceğine olan inancını dile getirdi.

Kademeli emeklilik gelecek mi? Kademeli emeklilikte son durum nedir?
Kademeli emeklilik gelecek mi? Kademeli emeklilikte son durum nedir?
İçeriği Görüntüle

Gelecek beş yıl için on milyar dolar hedefi

Sektörün uzun vadeli projeksiyonlarına da değinen Mehmet Yılmaz, madenciliğin Türkiye ekonomisi için bir çıkış kapısı olduğunu ifade etti. Geçtiğimiz yıl 6,2 milyar dolar seviyesinde kapatılan toplam ihracat rakamının, bu yıl ivmelenerek artması bekleniyor. Orta vadeli planlamalarda ise hedef çok daha iddialı. Mevcut büyüme hızı ve yeni açılacak maden sahalarının devreye girmesiyle birlikte, önümüzdeki beş yıl içerisinde 10 milyar dolarlık ihracat rakamının hayal olmadığını vurgulayan Yılmaz, küresel ölçekteki ticari engellerin Türk madencisinin azmiyle aşıldığını belirtti. Özellikle Hürmüz Boğazı gibi kritik geçiş noktalarında yaşanan krizlere rağmen lojistik süreçlerin başarıyla yönetilmesi, Türk ihracatçısının kriz dönemlerindeki esnekliğini bir kez daha kanıtladı. Sektör, yılın geri kalanında da pazar çeşitliliğini artırarak katma değerli ürünlerle dünya arenasında boy göstermeye devam etmeyi hedefliyor.

Kaynak: AA